Seviyorum ulan.!

2011 yılına girdik! Hala uçan kaykayım yok. Hala uzaylıların varlığı kesin olarak kanıtlanamadı! Hala Kenan Evren yargılanamadı!!
Bu üzücü gerçeklerin yanında benim açımdan çok ama çok güzel gelişmeler de olmadı değil… Çok sevdiğim bir sevgilim var benim! Hem de öyle laylay bir sevgililik değil bu…. Sağ elimde taşıdığım bir yüzük var mesela! Evet evet sözlendim :) 18 Ekim 2010′da ilişkimizin 1. yıl dönümünde Ferdane’de kendi aramızda… Can dostum Necati’nin ve sevgili Burak Abi’nin şahitliğinde… Yazmak kolay belki böyle ama benim için hayatımdaki dönüm noktalarından birisidir bu. Az çok beni tanıyanlar bilir evlilik v.b konulara bakış açımı. Bu bakış açısını 2007′de yazdığım bir yazı özetliyor aslında (bkz: evlilik derken?). Yazının sonunda “Şimdi tekrar sormak lazım “Değer mi?” diye. Ben bilemedim valla. Bir müddet daha da bilmek gibi bir derdim yok!“ demişim. “Değer!” diyenlerdenim ben de artık! Bilmek için yaşamak, deneyimlemek, kendi içindeki korkaklıkların sonucu oluşan saçmalıkları bir bir imtihan etmek ve sonunda bir gün “doğrusu bu yahu” demek gerekiyormuş!
Ne güzel bi kaç satırda yine her şeyi özetledim değil mi? Hiç öyle kolay değil ama. Evlilik gibi bir karardan korkarak yaşamanın insanın içinde yarattığı bir sürü sorun olabiliyor. Bu sorunları eşinize de deliler gibi yansıtıyorsunuz. Eğer benim müstakbel eşim gibi güçlü bir kadın veya erkek ile birlikteyseniz O bunları bertaraf etmesini biliyor ve ilişkiyi ayağa kaldırıyor tekrar. Samimi bir itirafta bulunacağım; çok hata yaptım bu yolda, hala da yapıyorum; ama aşmasını biliyoruz sorunların üstesinden. Bunları bu şekilde rahat bir şekilde yazıyor olabilmem o kadar güzel bir duygu ki… Yaşamayan anlayamaz sanırım…
![DSC06271 [1024x768]](http://www.cagatayca.com/wp-content/uploads/DSC06271-1024x768-300x225.jpg)
Eş olmayı öğreniyorum desem yalan olmaz sanırım. Sorumluluğun nasıl bir şey olduğunu deneyimliyorum. Çoğu zaman çuvallıyorum ama düşe kalka öğrendiğim bir gerçek. Yukarıda bahsettiğim 2007 yılındaki yazımda “kısıtlanmak” konusuna da değinmiştim. Sevgili babam o yazıya yaptığı yorumda “KISITLANACAKSINIZ demişsiniz ve hemen bi soru sormuşsunuz. BENDE CEVAP HAKKIMI KULLANIYORUM…evet evet Bİ KERE DAHA evet…Kac puan aldım şimdi ben…” demişti. Ben de şimdi aynı “Evet” hakkımı kullanmaktan tasarruf etmediğimi söyleyebilirim :). Bu karar değişimimin temelinde bu tarz bir ilişkinin içinde sözünü ettiğim kısıtlanma olgusunun aslında içi boş bir hal aldığı yattığıdır. Hayatınızda sevdiğiniz, değer verdiğiniz bir insan olunca şu 2007′de yazdığım kısıtlanmaların aslında sadece “yalan” olduğunu farkediyorsunuz. Hayatınızı iyisiyle kötüsüyle paylaştığınız bir insan bitiveriyor çünkü dibinizde. Yalnızlığınız ortadan kalkıyor. Böyle olunca da şu kısıtlılık denen şey anlamsız hale geliyor.
Yaşadığım ilişkiyi çok değil bir kaç yıl öncesinde dahi anlayabilmem, en önemlisi sindirebilmem büyük bir problemdi benim için; o yüzden bu yazıyı okuyan ve böyle bir ilişkiyi deneyimlememiş kişiler için komik de gelebilir yazdıklarım ancak demem odur ki bu güzel çok güzel şey arkadaş, hep derdim “denk gelecek, olursa öyle olur”. Öyle de oldu. Denk geldi. Üniversite zamanlarında “yüzük takmak” konusunda bile saatlerce ahkam kesebilecek laflar sarfederken şu an ilişkim ile özdeşleşmiş ve her baktığımda sevgilimin o an ne yapıyor olduğunu düşündüğüm bir durumun içindeyim! Yineliyorum bu çok güzel bir duygu.
Ne var ki dediğim gibi hala öğreniyorum… Hala sevgimi doğru şekilde ifade edebilme konusunda sıkıntılar yaşıyorum bazen mesela. Sonradan düşününce anlam veremediğim basit hatalar silsilesi içinde buluyorum kendimi. 30 yaşında bir adamdan samimi itiraflar işte size…
Evliliğin toplumsal açıdan ifadesine ek olarak benim açımdan ifade ettiği şey şudur; öncelikle erkekçik ve kadıncık olmadan birer erkek ve kadın olmayı başarmak gerekiyor! Bunu sağlayan da kişilik! 30 yaşımda bu kararın eşiğine gelebildiysem burada sevgilimin rolü %100′dür. O olmasaydı olmazdı. O kadar net her şey!
![DSC06308 [1024x768]](http://www.cagatayca.com/wp-content/uploads/DSC06308-1024x768-300x225.jpg)
Bütün Mesele Hazır Olmakta
Serçenin ölmesinde bile bir bildiği vardır kaderin.
Şimdi olacaksa bir şey yarına kalmaz, yarına kalacaksa bugün olmaz.
Bütün mesele hazır olmakta…
(Hamlet’ten)
Bunları neden anlatıyorum; hayatın size ne sunacağı hiç belli olmuyor, nereden hangi rüzgar esecek ne olacak, hesap kitap yok dostlar! O yüzden büyük konuşmayın. Ya da konuşun, ertesinde benim gibi o eskide yaptığınız konuşmaları, yazdığınız yazıları bir bir hatırlayıp kendi kendinize gülün! Bir gün beyazlar içinde bir kadın çıkar karşınıza ve her gün, her sorunda, her tartışmanın ardından onu daha çok sevdiğinizi anlayın.
Aşk böyle bir şey olsa gerek?

(+20 puan,22 kişi değerlendirmiş.)


