Değişim mi? Hadi canım!

L O S T da bitti. Hayırlı uğurlu olsun ( Bambaşka bir yazı konusu )
Asıl önemli gelişme, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına geçmesi ile oluşan garip ortama dair olandı.
Baykal’a kurulan tuzak sonrasında gelen istifa ve adaylık… Kirlenmeye ve yozlaşmaya her daim açık olan politika sahnesinde beklenmeyecek şeyler değildir. Önemli olan bu tarz kriz anlarında durumu kendi lehine çevirebilmeyi bilmektir. Bana kalırsa CHP’de şu an olup bitenlerin arkasında işte bu kriz ortamından yarar sağlamayı başarmak yatıyor. Yoksa değişimmiş, Halkçı Kemalmiş; bunlar biraz içi boş kalan söylemler. Neden böyle bir değerlendirme yaptığımı gözümde beş paralık değeri olmayan gömlek tespitlerinin dışındaki argümanlarla yapmaya çalışacağım.
Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine ne kadar bağlı olduğunu anlayabilmek için elimizde çok güzel bir örnek var; Onur Öymen’in başlattığı ‘Dersim’ tartışmasında gözler CHP’deki Alevi ve Dersimli milletvekillerine çevrilmiş, Kendisi de Dersimli olan Kılıçdaroğlu ilk başta Onur Öymen için “Gereğini yapmalı” demişse de Öymen’in “Ben gereğini yaptım…” ile başlayan açıklaması ardından CHP’de siyasete devam edip yönetimi desteklemiş tek bir kelime ile de eleştirel bir laf etmemişti bu konu hakkında. Oysa ki o dönem CHP il ve ilçe örgütlerinde azımsanmayacak kopmalar olmuştu.
Bu konuyu hatırlatmamın nedeni Kılıçdaroğlu’nun en büyük aidiyetlerinden birisini oluşturması gereken bir konuda ‘merkez’in sözünü dinlediğini hatırlatmak istememdir. Bu konuya “politika bu, nereli olduğunun önemi zaten çok olmamalı” gibi sözlerle yaklaşabilirsiniz elbette. Ben de o zaman şunu söylerim, Onur Öymen’in tartışma sonrası yaptığı açıklamalar tam anlamıyla faşizan boyutlardadır, bırakın Dersimli olmayı, kendisini Solcu olarak değerlendiren bir kişinin bu ideolojiyi paylaşan bir parti ile işi olamaz, bunu gururuna yediremez! Kaldı ki CHP bilindiği üzere Sosyalist Enternasyonel üyesi bir partidir; bu da CHP’nin komikliklerinden sadece biridir!
Kılıçdaroğlu’nun kemikleşmiş CHP mekanizmasına bağlılığını görmek için aslında eskiyi de çok hatırlamaya gerek yok, adaylığı öncesinde ve sonrasında ki tüm röportajlarından bu sonucu da çıkarabiliriz. Tüm bu değerlendirmeler de yanıldığımızı varsayıp Kurultay’daki konuşmasına baktığımızda da farklı bir söylemle karşılaşmıyoruz. Hakkını yemeyelim %10 barajını düşürmek üstüne bir şey söyledi . Bunun dışında ‘Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’.
Açıkcası Kılıçdaroğlu’nun şu an söylediği gibi Baykal’ın izni olmadan adaylığa girdiğine dair şüphelerim de var. Baykal’n istifasından sonra Kılıçdaroğlu ile yaptığı toplantı sonrasında CHP Milletvekili Oya Araslı’nın annesi Nadice Tezel’in cenaze töreninde hatırlarsanız Kılıçdaroğlu ile işaretleşti. Cenaze sonrasında da Kılıçdaroğlu ile TBMM’de ikili bir toplantı yaptığı konuşuluyor. Tüm bu olayların ardından da ilk başta aday olmayacağını söyleyen Kılıçdaroğlu adaylığını açıklıyor. Buna “değişim” değil, olsa olsa “değiştirdim” denir.
Bir çok genç arkadaş şimdilerde Kılıçdaroğlu’nu nasıl oluyorsa bir kurtuluş olarak görüyor. Ancak yukarıda da bahsettiğim gibi söylemlerde neredeyse hiç bir değişiklik yok, yönetim de değişim yok değil var ama en ağır isim Önder Sav yerli yerinde duruyor misal…
Çok olumsuz gittik; hadi biraz da olumlu yanından bakmaya çalışıp yazımızı toparlayalım. Öncelikle Baykal’ın eli ile öne itilmiş olsun ya da olmasın ortada yeni bir yüz var. Kim bilir belki bir sabah kılıçdaroğlu uykusundan uyanır ve Askeri yönetime, laiklik ekseninde muhalefet yapma alışkanlığına bir dur der! Hatırlarsanız kurultayda bir ara “FAŞİZME GEÇİT YOK, FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA” sloganları atıldı. Keşke bu sloganların hakkını verecek açıklamalar da yapılabilseydi…
CHP bu kriz dönemini iyi atlattı ne var ki değişim bekleyenler de avuçlarını yaladı veyahut yalayacak!
Saygılar…

(+1 puan,15 kişi değerlendirmiş.)


