Zeitgeist Nedir? Ne Değildir?
Zeitgeist Almanca “Zamanın Ruhu” demek. Popüler manada ise sadece bir belgesel serisinin adı olarak bilinmekte. Şimdilik iki bölümden oluşan seriye bir üçüncü eklenir mi belirsiz ne var ki şu ana kadar çekilmiş iki film çok büyük ilgi gördü. İlerleyen paragraflarda da değineceğimiz ‘Zeitgeist Hareketi (Oluşumu)’ adında bir kitle yaratıldı. Zeitgeist, en popüler sosyal ağ sitesi olan Facebook’ta binlerce üyesi olan bir gruba sahip. Ayrıca ülke bazında da gruplar bulunmakta. Bu yazıda bir belgesel filminin böyle büyük bi etkiyi neden ve nasıl yaratabildiğine bakacağız. Bu yaratılan etkinin ne kadar gerçekçi olduğu hakkında bir şeyler söylemeyi de ihmal etmeyeceğiz.
Zeitgeist Belgesel’inin ilk bölümü 2007 yılında internette (video.google.com) sitesinde yayınlandı. Konuları ele alışı ve cüretkar açıklamaları ile popülerlik kazandı ve bir çok dile çevrildi. İlk filmin konularına kısaca bakarsak ;
Bölüm 1 : Din kurumu çok ciddi bir şekilde eleştiriliyor ve Hristiyanlık üstünden bu kurumun büyük bir hikayeden oluştuğu savunuluyor. Bunu da “İnsanoğluna inandırılmış en büyük hikaye” olarak dramatize ediyor. Belgesel Hz. İsa’nın hiç varolmadığını çok eski inanışlardaki peygamber figürü ile İsa’nın birebir uyduğunu söylüyor. Dini kurumlarının para ile olan iişkisine de ciddi bir eleştiri getirildiğini de unutamak lazım.
Bölüm 2 : Bu bölüm, 11 Eylül olaylarının ABD’nin işi olduğu yönünde kurgulanmış. Bir çok kişi tarafından ‘komplo teorisi’ olarak görülen bu bölümün alt metninde yatan şey; “Dünyadaki insanların çoğu din hikayesine inanmışlarken buna neden inanmasınlar ki?” den ibaret.
Bölüm 3 : Bu bölümde artık çok daha realist söylemler var. Komplo teorisi olarak algılanabilecek tek bir konu vardı bu bölümde “Tek Dünya Hükümeti” adındaki proje. Ekonomi , Sermaya, Politika kavramları ile haşır neşir oluyoruz. Savaşların küçük bir sermaye grubu için nasıl büyük karlar sağladığını kanıtlarıyla izliyoruz. Kapitalist sistemin yarattığı sermaye gruplarının insanlığı ne kadar çok?! önemsediklerini bir kez daha görüyoruz.
Çok çok kısa olarak bu şekilde özetleyebileceğimiz ilk filmi geçen yıl izlediğimde gerçekten çok hoşuma gitmişti. Komplo teorileri tadındaki bölümler de dahil olmak üzere akıcı istediği mesajı gayet net veren, basit bir dilde hazırlanmış bir belgeseldi gözümde. 2008 yılına gelindiğinde “Zeitgeist Addendum” yayınlandı. Yine internetten dağıtımı yapıldı filmin. İkinci film ilkine göre çok daha aktivist bir yapıya sahipti. Kapitalist sistemin anlaşılması bakımından bu ikinci film sırf bu yüzden tekrar tekrar izlenilmeli bence. Paranın nasıl yaratıldığından, günümüz şartlarında çalışan bireylerin nasıl birer ‘modern köle’ye çevrildiği, hükümetlerin sermayenin elinde nasıl birer kukla haline geldiğinin çok güzel kanıtlarına yer veriyor çünkü.
Film bu noktada Dünya Bankası ve IMF’in ülkeleri nasıl borçlandırdığını, ülkelerin kaynaklarını nasıl ele geçirdiğini bir bir örneklerle aktarıyor! Belki bilindik şeyler ama çok güzel anlatılmış. Hele ki bu işlerle pek ilgilenmeyen genç kitlemiz için bulunmaz bir kaynak olarak görüyorum.
Film bu güzel giriş ve gelişmenin ardından ilk olarak Faşizm ve Komünizmi aynı kefeye koyarak (ikisine de yozlaşmış olduğu eleştirisini getiriyor) bir “hmm” dedirtti bende. Sonrasında komünizmi açıklarken sadece Çin örneğini onu da sadece iki cümleye sıkıştırarak yapması ile kafamda “Ne oluyor yahu?” sorusunu canlandırdı. İzlemeye devam edince işin rengi ortaya çıktı.
Venüs Projesi!
Venüs projesi Jacque Fresco ve Roxanne Meadows tarafından 1975 yılında başlatılan bir proje. İşin başındaki Fresco dünyaca ünlü bir Futürist mimar – endüstriyel tasarımcı. Venüs Projesini kabaca anlatmak gerekirse “Kaynak bazlı ekonomi” adı altında bir sisteme dayanıyor. Mantığı şu, teknolojiyi gerektiği gibi kullanabilirsek dünyadaki tüm rezervler insanlık için yeterli olacaktır. Bu şekilde parayı de ortadan kaldırıyor proje. Para olmadığı zaman suçların da önüne geçileceği söyleniyor, böyle olunca hapishanelere de gerek kalmayacak deniyor… Aynı zamanda tüm üretimin otomasyona geçeceğini (çalışmanın ortadan kalkacağını) böylelikle insanların kendi içlerindeki özelliklerini dışa çıkaracak şeylerle ilgileneceğini söylüyor. Olabildiğince uçuk şeyler. Projenin en detaylı hali için http://thezeitgeistmovement.com/DesigningtheFuture.pdf adresindeki ingilizce dökümanı inceleyebilirsiniz.
Zeitgeist Addendum’u ilk kez izlediğimde Venüs Projesi fikri gerçekten çok hoşuma gitmişti. Teknoloji ile de alakadar birisi olduğumdan alternatif enerji kaynaklarının kullanımı üstüne kurulu bu düzen için “neden olmasın ki?” demiştim. İkinci izleyişimde projenin insanda yarattığı ilk “vauuv” hali geçiyor tabi ki. Hele üçüncü izleyişimde ki babamla izlemiştik artık iyice soğuduğumu söyleyebilirim.
Öncelikle hapishaneleri kaldırdım, suç ortadan kalktı gibi söylemler ne yazık ki gerçeği temsil edemiyor. Parasal sistem ortadan kalktı diyelim, insanlar kendisini sanata, bilime verdiler. Para için insan öldürmek ortadan kalktı diyelim. Zevk için öldürürse ne yapacağız? Aklı başlı da yerinde bu adamın? Buna cevap yok. Bu sistemin başında kim olacak? Sibernetik bir hükümetten söz ediliyor ama o nasıl olacak? Sonuçta birilerinin kurması gerekmeyecek mi ilk başta bu düzeni? O kişiler bunun başında öyle ya da böyle bir yetkiye sahip olmayacak mı? Hizmet sektörü ne şekilde olacak? Her şey mi robotlaşacak? Yok öyle bir şey!
Daha uzun uzudayı düşündüğümüzde bulabileceğimiz bir çok şey var akla yatmayan. Ne var ki yazı da uzadıkça uzuyor. Tüm bu saydıklarıma proje sahiplerinin cevabı şu oluyor : ” Daha önce böyle bir düzende yaşamadığımız için nasıl olacağını hayal edemiyoruz”. Kendi içinde mantıklı da olsa ben yemedim bunu!
Şimdi gelelim asıl meseleye. Venüs Projesi güzel, çok güzel bir ütopya! Heyhat keşke olsa da yaşasak içinde. Ama aslında ilk başta yozlaşmış diye Komünizm ile Faşizmi aynı kefeye koyarken eleştirdiği düzenden çok farklı bir şeye dönüşemeyeceği de apaçık ortada! Diyelim ki o da başarılabilir. Yozlaşmayan bir düzen oluşturulabilir! İşte burada can alıcı sorumuz geliyor;
NASIL?
Film sonunda bunu bir kaç madde ile sıralıyor.
Bir. Bankacılık sahtekarlığını ortaya koyun. Citibank, JP Morgan Chase, ve Bank of America, ahlaksız federal rezerv sisteminin en güçlü denetleyicileridirler. Bu kuruluşları boykot etme zamanıdır. Eğer bunlarda banka hesabınız veya kredi kartınız varsa, paranızı başka bankaya yatırın. Mortgage anlaşmanız varsa,
başka bankadan tekrar finanse edin. Hisselerine sahipseniz, satın. Onlar için çalışıyorsanız, işi bırakın. Bu hareket, özel bankacılık kartelinin arkasında gerçek güç olan FED’i küçük düşürecektir. Bankacılık sisteminin sahtekar
olduğunun farkına varılmasını sağlayacaktır.
İki. Televizyon haberlerini kapatın. Haber almak için internetteki bağımsız haber ajanslarını ziyaret edin. CNN, NBC, ABC, FOX ve diğerleri, statükoyu korumak için tüm haberleri filtreden geçirirler. Tüm ana medya kurumlarına sahip dört şirket yüzünden tarafsız haber imkansızdır. İnternetin gerçek güzelliği de buradadır. İnternetteki serbest bilgi akışından dolayı kurulu düzen kontrolünü kaybediyor. İnterneti her zaman korumalıyız, çünkü bugün gerçek kurtarıcımız odur.
Üç. Kendinizin, ailenizin veya tanıdığınız herhangi birinin askeriyeye katılmasına, asla izin vermeyin. Bu eskimiş kurum, artık sadece kurulu düzeni devam ettirmek için kullanılıyor ve artık amacına uygun değildir. Irak’taki ABD askerleri, ABD şirketleri için çalışıyorlar, insanlar için değil. Propaganda güçleri, bizi savaşın doğallığına ve askeriyenin onurlu bir kurum olduğuna inandırmaya çalışıyor. Eğer savaş doğal bir şey ise neden her gün travma sonrası stres bozukluğu sebebiyle 18 eski Amerikan askeri intihar ediyor? Eğer erkek ve kadın askerlerimiz bu kadar onurlandırılmışlarsa neden Amerikalı evsiz insanların %25′i eski askerden oluşmakta?
Dört. Enerji şirketlerini desteklemeyi bırakın. Müstakil bir evde yaşıyorsanız, şehir şebekesinden çıkın. Evinizi temiz enerji ile kendi kendini idare edecek hale getirmenin yollarını araştırın. Güneş, rüzgar ve diğer yenilenebilen enerjiler artık ulaşılabilirler ve geleneksel enerjilerin bitmek bilmeyen fiyat artışıyla uğraşmaktansa bunları araştırmak daha ucuz olacaktır. Araba kullanıyorsanız bulabildiğiniz en küçük arabayı alın ve arabanızı hibrid, elektrik veya mevcut yakıtlar dışında herhangi bir yakıt kullanabilen birçok dönüşümlü teknoloji içerisinden seçin.
Beş. Politik düzeni reddedin. Demokrasi aldatmacası zekamıza hakarettir. Parasal sistem içinde asla gerçek bir demokrasi olmamıştır olmayacaktır. Aynı şirketler tarafından yönetilen iki partimiz var. O pozisyonlara şirketler tarafından getiriliyorlar ve popülerlikleri suni olarak
medya tarafından oluşturuluyor. Özünde yozlaşmış bir sistemin içinde 2 yılda bir personel değişimi anlamsızdır. Bu politik oyunun gerçek yanı
yokmuş gibi davranmak yerine enerjinizi bu bozuk sistemin üstesinden gelmeye odaklayın.
Ve altı. Harekete katılın. www.thezeitgeistmovement.com’a girin.
Maddelerin de içeriğinden anlaşılacağı gibi bu yapım aslında Amerika Halkı’na yönelik bir ürün. Bizim Bakkal Hüseyin ne yapacak belli değil şimdilik! Bunun dışında bu sayılan şeylerin çoğuna katılmakla beraber ölesiye eleştirilen kurulu düzenin nasıl yıkılacağı hakkında bir şey söylenmiyor! Babamla film izlerken ısrarla soruyordu. “İyi de nasıl devrilecekler? İsyan mı edeceğiz, örgütlenme nasıl olacak vs…” Adam haklı. Şimdilik sadece bir internet sitesine kaydolmamız isteniyor. İnternette örgütlenmenin yararları hakkında daha önce yazdım çizdim. Yineleyelim, gerçekten korkunç bir imkan şu yazdığım yazıyı teorik olarak uzayda bile okuma imkanınız var.Var olmasına var da sadece okumakla olmuyor işte. Eylem de gerekiyor! Sokağa çıkmadan olmuyor, olmayacak da! Yunanistan örneği hala çok canlı! Neler olduğunu izledik, izliyoruz. Halk sokakta var! Evde bilgisayar başında pek bir şey ifade etmiyor ne yazık ki!
Uzun lafın kısası Zeitgesit Belgeselleri mutlaka izlenmeye değer yapımlar. Din ve Kapitalist düzenin nasıl işlediğini çok akıcı ve akıllıca bizlere gösteriyor. Yazımızın başlığındaki soruya gelince de cevabı şu olsa gerek ” Zeitgest içinde bulunduğumuz sistemin açıklaması ama sistemin çözümü değil!”
Saygılar efendim.
Not : not: Zeitgeist üzerine bir başka yazı için Umut Eldem’in bloguna da göz atabilirsiniz.

(+57 puan,69 kişi değerlendirmiş.)
Kamlumbaga
4 Eyl, 2009
Zeitgeist güzel fakat uygulanması adına yapılacak olan çok kötü olacak.
Yani Zeitgeist’in mümkün kılınabilmesi için, dünya nüfusu 100 milyon kişiye indirilecek. Bunun nasıl indirileceğini de eminim tahmin etmişsinizdir:)
Bunun dışında Zeitgeist’in uygulanabilmesi kesinlikle mümkün değildir.
Peki dünya nüfusunun 100 milyona inmesi mümkün olabilir mi?
Bunun olacağını 100 – 150 senelik zaman diliminde görürsünüz. Gidişat oraya doğru olacak. Gerçekçi olun, eğri oturun doğru konuşun.
Ayrıca, bu Zeitgeist’i ortaya atanlar İllimünati yapılanmasının babaları da olabilir. Bir yandan 6 milyar insandan para kazanıyorlar ve olağanüstü zengin olmalarına rağmen kendileri açısından belli bir doygunluğa ulaştıklarında, daha doğrusu felsefi olarak biçim değiştirdiklerinde, yani artık para kazanma hırsından çok daha başka vizyonlara (bu vizyon ”yeni bir hırs ihtiyacı” olarak da algılanabilir) yöneldiklerinde, bunu uygulayacaklar. Aralarında tartışacaklar, kimisi kabul edecek, kimisi karşı çıkıp biz bunca para kazanıyoruz, o kadar insan ölürse nereden para kazanacağız falan diyecek, işte bunu diyenler azınlığa düştüğünde bu uygulanacak. Zaten dikkat edilirse, belgesel insanın bilinçaltına paradan soğutma hissiyatı veriyor.
Herneyse.. Sözlerimi İsmet İnönü’nün Amerika’nın Türkiye’ye tutumuna karşı söylediği bir sözüyle bitireyim; ”Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de o dünyada yerini alır”:)
Yeşlm D.
10 Eyl, 2009
zeitgeist i bugüne kadar hep terörün kendisi olarak bildim. sonra çok kafamı kurcaladı ve google a zeitgeist nedir? diye yazdım. iyiki karşıma ilk bu sayfa çıktı. daha önce de bir kesitini izlemiştim bu belgeselin. çok küçük bir kısmını . ve amerikaişte ne beklersin ki demiştim. ama şimdi izliyorum amerikanın 3. 4. hatta bilmemkaçıncı boyutlarını, CIA, FBI bankerler aracılığıyla nasıl yıllardır hatta yüzyıllardır böyle sansasyonlarla güçlendirildiğini izlerken tüylerim diken diken oldu. tüm bu oyunlar tüm bu çaresizlik içerisinde ne yapacağını bilemeyen ve hatta çaresiz olduğunu göremeyecek kadar uyutulmuş insanlar..
başından sonuna kadar türkiyeyi gördüm. amerika pahalı bir ferrariyse biz onun sadece maket haliydik. biz ilerleyen zamanlarda amerikanın bozdurup harcayacağı yatırımı haline geldik. buna ilk neden olan adnan menderestir. sonra turgut özal. ve şimdiki akp hükümeti.
ergenekon olaylarında türkiyenin gerçeklerini gören atatürkçü düşünürlerin tutuklanmasına benzer şeyleri gördüm videoda.
daha neler göreceğiz kimbilir. sevginin gücüne tapabilecek miyiz gücün sevgisi yerine.
teşekkürler paylaşım için. sevgiler
özgür yıldız
14 Eyl, 2009
kamlumbağa arkadaş nerden çıkardın nüfusun 100 milyona indirileceğini, 5 defa seyrettim görmedim, iftira kadar kötü bir şey yok, diğer eleştirileri okuda feyz al biraz, üzüldüm bunu görünce..
çağatay arkadaş ilk duyduğumda ben de garipsedim, zira bir hukukçu olarak; hapishanesiz toplum olabilir mi? ancak şimdiki toplum gözüyle baktım, şimdiki toplum bile bundan ileriyken; bugün hapihanenin amacı, hapis cezasının amacı “kişiyi ıslah edip tekrar topluma kazandırmak”, peki kişi neden suç işledi, kriminolojik araştırmalar gösteriyorki suçu doğuran en temel sebepler yoksulluk ve işsizlik, yani ekonomi, yani para, peki dediğiniz patolojik vakkalar ne olacak, suç işlemek için suç işleyenler, zaten bu insanlar günümüzde de hapse atılmıyorlarki, bunlar suçlu değiller çünkü, akıl hastası bunlar ve koruma tedbiri olarak akıl hastanesine gönderiliyorlar..
yani bugünün bakış açısıyla bile gerekli değilken hapishane, aklımıza kazınanla yargılarsak “venüs projesi sonrası yaşamı” yanılgılara düşebiliriz..
bence temel sorun hapishaneler değil bu projenin nasıl hayata uygulanacağı, yani bu devrim nasıl olacak..
din konusunda yazmak istemedim ama, of ya of, ah arkadaş müslümanlık hristiyanlık, insanlık din olmadan sevemez mi, paylaşamaz mı, dürüst olamaz mı? lütfen açın biraz felsefe okuyun, tarih okuyun, bu ne bağnazlıktır, bu ne azbilgidir, yetmez mi artık..
kamil
24 Ara, 2009
The Sevret belgeselide var, Zeitgeist tadında. Zeisgeist’in büyün bölümlerini izledim, üzerinde çok durulması gereken bir konu.
http://kamil.us/blog/izledim-the-secret-belgeseli
zeitgeisttylerturkey
4 Oca, 2010
Yazınızın gerek içeriğine bakınca, gerek Venüs Projesi başlığındaki ünleme bakınca, Zeitgeist’i zoraki eleştirmek istediğinizi görüyorum. Hele ki yazının en sonundaki, “sistemin açıklaması ama çözümü değil” ibarenizdeki kafa karışıklığınızı, muhtemelen, yazınızın başındaki sosyalizm eleştirisine alınmanızdan ötürü yaşadığınızı düşünüyorum.
Zeitgeist’i 3 defa izledim demişsiniz, fakat biraz da Jacque Fresco’nun Venüs Projesini daha detaylı anlattığı Future By Design veya diğer belgeselleri izleseydiniz, hapisane gibi konulardaki mantıklı açıklamaları bulabilirdiniz. Neyse bu konuyu açıklığa kavuşturayım yine de. Hapisaneye götüren nedenlerin büyük bölümü doğrudan veya dolaylı(eğitimsizlik gibi) paraya bağlıdır. Sizin belirttiğiniz, testere filmi tarzındaki fantastik suçlar ise psikolojik olarak araştırılıp neden-çözüm ilkesi etrafında akıl hastanelerinde çözülmeye çalışılacaktır.
Sibernetik Hükümeti görmek için, çok ileriye gitmeye gerek yoktur. Okuyun İnsan hakları evrensel bildirgesi’ni, okuyun hayvan hakları evrensel bildirgesi’ni. İşte bu bizim sibernetik hükümetimizdir.
Son olarak değinmek istediğim şey şu. Demişsiniz ki, Amerikan Halkına yönelik hazırlanmış. Böyle bir yapısı varken, nasıl olarak bu kadar evrenselleşir bu kadar süre içinde. Bunun cevabı nedir? Ayrıca Çözüm önerilerindeki evrenselliği tartışabiliriz. Ta ki “2-3 izledim, sarmadı abi” mantığını bırakıp, hareketin desteklediği Türkiye sayfasındaki forumda “bir şüphem var” kısmına yazdığınız takdirde.
hakan
9 Şub, 2010
konu hakkındaki yorum yapmadan önce gökçen i tebrik etmek isterim.yorum yapan çok arkadaşı da öyle… fakat bazılarının derdi bu konu değilmiş gibi yorum yapmış..
hakan
9 Şub, 2010
çağatay kardeşim lütfen benim inancıma(islam) hakarete varan yorumların yayınlanmasına engel olur musn? rica ediyorum… burada bilimsel bi konu,teori yada oluşum herneyse o konuşulmaktan çıkmış, resmen islamofobi oluşturulmaya çalışılıyormuş gibi bi durm var. tamam bu dünyada zaten var ama bırakın da ülkemizde dinimizi rahatlıkla yaşayalım kardeşim yaa. inanmaya bilirisn de saygı duyman gerektiğini biliosun bence…çünkü o kdar insanlık,ütopya vs. düşkünü birinin böle şeyleri aşamayıp gidipte hala bu tip yorumlar yapması çok büyük bi çelişki… madem bi davanız var siz saygınız olduğunu gösterin ki sonra başkalarını da belki inandırırsınız…
ali
11 Şub, 2010
ya bu nasıl bi dünya ki beni bana hapis ettirebiliyo bundan daha özgür bi yer varmı düşlerinizde acaba yapmamız gereken birlik olmak daha ne istenirki ben işi bırakıyorum arkadaşlar işsizler adı altına birleşelim ve işsizler ordusunu kurup bu venüs projesine yardım edelim diyorum
veysel.kz
15 Şub, 2010
Bu belgeselde İslamı diğer dinlerle aynı kefeye koymuşlar.Bir kere venüs projesinin gerceklesecegine inanmıyorum.Bu belgeselin amacı ateizmin üstüne ütopya kılıfı giydirerek insanların beyinlerine girmektir.Böyle masum görünen şeytani fikirlere inananlara tavsiyem İslamı daha iyi anlamaya calışmalarıdır.Eğer herkes İslama göre yaşayıp zenginler yıllık kazançlarının 40 ta birini yoksullara verseydi, dünyada emin olun hiç fakir kalmazdı.Ayrıca dikkatimi cekti belgeselde sona doğru bi yerlerde iki elin baş ve isaret parmaklarını birleştirip üçgen yaparak yehova (yahudilerin tanrısı) simgesinin yapılması.Dediğim gibi böyle seylere inanmamalıyız.Hem bu hayallerin gerceklesmedigini görüp büyük bir hayal kırıklığına uğrar, kahrolursunuz.Hem en önemlisi (Allah hepimizi korusun) imanınızı kaybedersiniz.
yorumsuzluk
16 Mar, 2010
ilk yorumumu seyretmeden yapacağımki beni ne kadar etkilediğini göreyim hem de şahitler huzurunda belgeselden bir kaç kesit seyrettim yorum okudum seyredenlerin kendince çıkardıkları özetleri okudum kafanmda bir fragman canlandı diyebilirim o da şu:
1-insanoğlu ak olandan da kara olandan da ve de gri olandan da kendi payını alır
2-işine geleni alır
3-işine gelmesede dayatılanı alır
4-ortada kalıp yokmuş gibi davranır
5-ortada kalıp kafayı bozar
6-ortada kalıp ortama göre davranır yani sürüye uyar
yukarıda yazdıklarım kesinlikle belgeselin tamamını seyretmeden hakkında yazılanlar ve yorumlananlar hatta hakkında yorumda bulunanlara yapılan yorumlardan anladıklarım
ben 7. madde olayım sonuca göre katılıyım :)
utk.bl
13 May, 2010
veysel.kz Ne kadar boş bir yorumdur bu ?İslamı genel olarak dinlerin içierisnde alıyor sadece dini eleştiriyor,Sen ise gelmiş islamı savunuyorsun,bu bile senin ne kadar düşük biri olduğunu göstermekte.Şunu anlayın artık din ile kandırıp dinile yönetiliyoruz.
sign
21 May, 2010
Merhabalar,
Ben bu belgeselin sadece ilk bölümü izleyebildim hem de bir kaç saat önce.Filmde 911 fahrenheittan da kesitler var ayrıca v for vendeta diye bir film var izlemeyenler için bu ikisi tavsiyem olur.Ben en son bölümdeki mesaja önem göstererek korkmak yahut karşıt olarak savaşmak yerine sevgiyi barışı katkının daha yararlı olacağnı düşünüyorum çok klişe gelse de hatta basit; bence en temel şey budur.
semra
28 May, 2010
venüs projesi bir ütopya mı bunu zaman gösterecek. televizyonu yadırgayan dedelerimiz radyo dinlerken biz internette yazışıyoruz:)eğer bizz inanırsak o proje gerçek olabilir. benim anladığım zamanın ruhunu yaratan bizim bilinçlerimiz ve bu zeitgeist te bizim bilinçlerimizi yapılandırıyor. yani atalarımızın sözüne geliyoruz; ne ekersen onu biçersin! içeriği ne olursa olsun her bilgi sorgulanmalı ve kayıtsız şartsız kabul edilmemeli. benim bilincim uzun zamandır bu konularla meşgul. bu suretle yabancı olmadığım kavramların üzerine yeni bilgiler edindim bu belgeselde. bir şeylerin yanlış ve eksik olduğu günümüzde aşikar! sorgulamaktan kaçınmamız korku kültüründen kaynaklanıyor. peki bu kültürü bize kim ve hangi kurumlar aşıladı? günah ve cehennem korkusu insanları yola getiriyor mu sizce? bölünmenin önünemi geçti din yoksa onu arttırdı mı? işbirliği ve denge! bütünlük ve bilgelik! yaratıcılık ve güven! hepsi biz insanoğlunun içinde yaşadığı evreni doğru kavrayabilmesiyle gerçekleşecek kavramlar. duvarlarımızı yıkmadan dış dünya gerçeklerini göremeyiz. kabuğumuzdan sıyrılmadan semalara yükselemeyiz. içimizdeki korkuları yenmeden uyanmak mümkün değil. kendimize güvenerek işe başlayabiliriz. insanoğlunun kötü ve günahkar olduğu fikri empoze edilirken güzel şeyler yaratmasını beklemek bence yöntem hatasıdır. insanoğlu ergeç bu hatayı fark edecek ve kendini upgrade edecektir:) sevgiyle zeitgeist’e katılın:))
nous
2 Haz, 2010
öncelikle belgeselin 2. ve 3. bölümünün yani politik düzenin ve kalpital degerlerin tartışılması açısından yararlı buldum .ancak birinci bölümde mısır kaynaklı horus hikayesinin bilerek yanlış anlatıldıgını .aynı zamanda burçlar döngüsünün 2150 yıllık sabit bir sayı gibi verilmesini de anlayamadım biraz açıklık getirmek gerek sanırım konuya .öncelikle osiris ve isis hem kardeş hemde karı kocalardır o yüzden horus bakire bir anadan dogmamıştır .horus osirisin ogludur . seht osirisi öldürür ve parçalarını evrene dagıtır.(cronos hikayesi gibi.) sonra oglu horus seht le bir savaşa girer bu savaşta tek gözünü kaybeder ama sehti yener ve babasının parçalarını toplayarak yeniden dirilmesini saglar.ra nın gözü diye bildigimiz göz bir zmanlar osirise sonradan da horsa ait oldugu söylenmiştir hatta hatta osirisin horsta tezahür ettigi bile dillendirilmiştir.güneş kültü: astroloji, belgeselde de denildigi gibi çok eski,kadim zamanların inançsal sistemini oluşturdugu gibi günümüzede etkileri kaçınılmazdır .tarih içinde osirisle başlayan mesih lik görevi ve bir çok peygamerin yaşamsal hikayesi aslında belgeselde de denildigi gibi astrolojik bir hizlanamayı verir .11 yılda bir 25 aralık gece sinde zenit ülker takım yıldızı ve güneş aynı hizaya gelir. aynı zamanda dedildigi gibi orion takım yıldızı ve siriüste aynı hizaya gelerek güneşin dogdugu yeri verirler ancak şu bir gerçektirki numaraolojide 11 rakamı büyücülügü simgeler .bunun 11 yılda bir olması ve bu hizalanmaların bize gösterdigi şey belgeselde de izlerseniz, tam bunları anlartırken güneşin yanına iki ok koymuşlardır buda 101 anlamına gelir.peki nedir 101. buna girmiycem merak eden arkadaşlar araştırsınlar .kısa birşey daha hz ibrahim hakkında .hz ibrahim nipur ludur nipur sümer şehridir.ibrahim tek bir yaratıcının varlıgını kendi sezgileriyle fark eden ender bir kişiliktir.( sezgi konusu dinlerin temel diregidir.araştırılmasını öneririm.) ve ne demiştir .benim tanrım gündüz var olup gece yok olmaz .bu ne demektir güneş kültü inançlarının asıl var olan dini inancı karşılamadıgıdır.
zeitgeist içinde bulundugu durumu kullanmaya çalışarak sözde insanları uyandırmak adına birşeylere girişsede mason lardan tapınakçıalrdan firavun ailesinin nasıl ingiltere amerika ve şimdide israille yerleşerek, dünya içinde ki kaosun neden oldugunu vermemeiştir .aslında bütün savaşların 11 eylülün aslında bir rütüel oldugunu dile getirmeyişinden yolla çıkarak diyorum ki .arkasaşlar zeitgeist iyi bir kurgudur bilmeyenleri çabuk etkiler çünki içinde 10 tane bilgi dogru ise 20 taneside yanlıştır ve eksiktir.dogru bildigi birşeyi belgesel içinde gören kişi bütün bilgilerin gerçekligine inanacak ve amaçları belli olan arkadaşlara hizmet etmiş olcaklardır.
amaçlar belidir .hizmetler bellidir .planlar bellidir .belgesel içinde kullanılan bazı görüntülerin simgelerinin neye anlatmak istedikleri bellidir.kimin hazırlattıgı belidir .
ogispeedy
23 Haz, 2010
Merhabalar,
23 Aralık 2008 de yazılmış bu Blog Entry’ sini şimdi gördüm yoğunluğumdan dolayı. Zeitgeist Hareketi’ nden haberdarsınızdır umarım. Türkiye’ de de bu hareket ivmeli bir şekilde ilerlemektedir. Hareketin resmi sitesi için:
http://www.zeitgeisthareketi.net
sitesini ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum. Orada nasıl bir örgütlenme olacağını ve şimdiye kadar nelerin yapıldığını vs. okuyabilirsiniz…
volkan özgenç
30 Haz, 2010
ya anlamıyor kımın hazırlattığı yada amacı önemli değil önemli olan bizim görmemiz gereken değilmidir dinler bir şekilde oluştu çünkü insanın doğası gereği inanmaya itiyacı vardı ve bu teknolojinin olmadığı zamanlarda hurafelerle çok daha basit oldu biz bu çağda hala bu tabuları yıkmak için uğraşıyoruz bunlardan kurtulup önümüze bakmamız gerekiyor venüs prject yada sosyalizm yada toplum yararına daha iyi projeler önemli olan bu para politika din üçgeninden çıkıp olan biteni görmek mücadele etmektir ama bu mücadele kendi içimizde başlamalıdır bu mücadeleyi olmayan bir varlık için vermek çok daha basit kabul edilebilirdir ama mücadeleği iyiliği azmi kendin için bir çıkar gütmeden yapmak erdem ister bu erdeme ulaşmış insanların sayısı şuan az olabilir ama eminimki zamanla biz görmesek bile bir gun bu proje veya benzer bir proje hayata geçicek insanlar ot gibi yaşamaktan sıkılıcaklar sana gelince arkadaşım bunu hazırlatan insanların zeka seviyelerine ulaşabilseydin o insanlarn bunun bilincinde olduklarını ve birgun bu gucu kaybedip insanların bunun farkına varacağını bildiklerini anlardın bunlar aşikar adamlar gizli saklı birşey yapmıyorki hem senin gibi insanlar warken neden yapsınlar ne yaptıklarını gösteriyorlar çözümüde veriyorlar sana ama sen hala bunları kımler hazırladı ne anlatmak istediler diyosun evet anlatmak istediklerini tam olarak anlatmışlar sözlerinden belli oluyor malesef…
tesla
2 Tem, 2010
Nous’un yazmış olduklarına (özellikle de son paragrafa) katılıyorum.
Öncelikle şunu göz önünde bulunduralım; hükümetleri devirebilecek, suikastleri icra edebilecek güçteki bir CİA veyahut onun da hizmet etmekte olduğu ve birçok devletten daha büyük bir ekonomik unsur haline gelmiş bulunan uluslararası şirketler nasıl oluyor da, önlerine çıkan her engeli ortadan kaldırırken(hükümetler dahi), böyle bir oluşumun internette yayılmasını engelleyemeyecek…
Diyelim ki kontrol edilemedi, sunduğu venüs projesnin temel mantığına gelelim. Sunduğu bir temelsiz bir ütopyadan öteye geçemeyecek bir hayal ürünüdür, planlı bir organizasyon değildir. Thomas Moore’un ütopyasın da olduğu gibi geçerliliği olmayan sadece güzel bir rüyadır. Yeni bir sistemin oluşturulması bu kadar yüzeysel geçilemez. Sadece bir ulaşım sisteminin oluşturulması dahi binlerce sayfada düzenlenebilekken venüs projesinin tüm anlatımı 80 sayfalık bir dökümandan ibaret…
Diyelim ki bu da gözardı edildi, böyle bir düzende bütün bu teknolojinin yapımcısı veyahut lojistiğini ve bakımını sürdüren sağlayıcılar kim olacak(çalışılmayan ve dürtülerin başka yönlere kaydığı bir toplumda)?
Bütün bunları şu an ki sistemi savunmak için söylemiyorum, fakat şu an ki sistemin içerisinde üretilen her karşı fikrin, üretilmesi istendiği için ortaya çıktığının unutulmaması gerek…