Yeni Bir Anayasa Vardı; Ne Oldu Ona?

Yeni bir anayasa vardı; Ne oldu ona?
Yoksa sizde mi unuttunuz? Hani 12 Eylül Cunta Anayasası artık yama tutmaz hale gelmişti ve seçimlerden önce bizi yeni anayasa konusunda attığı ciddi sayılabilecek adımlarla heyecanlandıran bir de parti vardı ya… Gerçekten ne oldu yahu?
Bundan iki ay önce Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat yaptığı basın toplantısında taslağın son halini aldığını bir hafta sonra halka taslağın sunulacağını söylemişti. Aradan geçen iki ay içinde ben şu “önümüzdeki haftanın” gelmesini bekleyip durdum. Ne var ki geçirdiğimiz haftalar yeni anayasa heyecanını gölgeleyecek haberlerle doldu taştı. PKK çatışmaları, olası Kuzey Irak Operasyonları, seçimlerden hemen önce yükselmeye başlayan “kontrolsüz-bilinçsiz milliyetçiliğin” daha da yükselmesi ile günlerimizi geçirir olduk.
Savaş kelimesinin anıldığı bir memlekette sosyal haklardan, sivil anayasadan bahsetmek bir hata mıdır? Kaldı ki yaşadığımız sorunların hepsinin değilse de birçoğunun elimizdeki dikiş tutmaz anayasadan kaynaklandığını bilirken bunu istemek mantıksız mıdır? 21 Ekim’de gerçekleştirilen referandum hakkında konuşurken, sözü edilen yeni anayasanın hiç can bulamama ihtimalinden de bahsetmiş ve oy kullanırken bunun da düşünülmesi gerektiğini söylemiştim. Bu kötü durum senaryosunu aklıma hiç getirmemek istesem de görünen o ki yeni anayasa için daha çok uzun zamana ihtiyacı var siyasilerin ve özellikle de askeriyenin. Bu yüzden Halk oylaması sonuçlarından memnun olmayan sözde çağdaş kişilere 25 yaşında milletvekili seçilmenin önünü en azından anayasal düzlemde açtığımızı söylemekten gurur duyuyorum. “Nasıl olsa yeni anayasa da geçerliliği kalmayacak ne gerek var ki?” sorusu mantıksız olmasa da görünen o ki doğru yapmışız. Ne olur ne olmaz, biz işimizi garantiye aldık arkadaş! “Elde var bir” diyebiliyoruz böylelikle. Kaldı ki 367 yeter sayısının garabetliği de ortadan kalktı. Ne mutlu!
Elde ettiğimiz “devede kulak” olarak yorumlanabilecek bu kazanımlar Yeni Anayasa’nın neden hala su yüzüne çıkmadığı sorusunu geçersiz kılmıyor. Aksine bu soruyu daha yüksek ses ile sormamızı sağlıyor. Çünkü neye ihtiyacımız olduğunu biliyoruz ve istiyoruz! 31 Ekimde tam da bu soruya uygun bir panel vardı Ankara’da. Kamu Araştırmaları Vakfı’nca, Karayolları Konferans Salonu’nda düzenlenen ‘Türkiye Anayasasını Arıyor’ isimli panelde Başbakan Erdoğan’da konuştu. “1982 Anayasası bugüne kadar birçok kez revizyona uğramış, yaklaşık üçte biri değiştirilmiştir. Mevcut anayasamızın iç bütünlüğü bozulmuştur.” “Yeni anayasa, her bir vatandaşımızın hassasiyetini, Cumhuriyetimizin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olma nitelikleri ile milletimizin temel değerlerini korumayı esas alacaktır.” sözleri Sayın Erdoğan’a ait. Başbakan anayasa ile ilgili ön kabullerinin olmadığını da şu sözleri ile belirtiyordu; “Taslakla ilgili son aşamaya gelindi. Biz AK Parti olarak önümüzdeki günlerde taslağımızı kamuoyuna açıklayacağız. Burada bizim herhangi bir ön kabulümüz, ön yargımız yoktur. Kesinleşmiş burada herhangi bir tespit yoktur. Bu bakımdan toplumun tüm katmanlarına, özellikle bu konuyla ilgilenebilecek her kesime açmanın gayreti içinde olacağız.” Ancak bu cümlede ön kabulden çok benim dikkatimi çeken, “önümüzdeki günlerde taslağın kamuoyuna açıklanacağı bilgisi oldu. Yeter artık demenin vakti gelmemiş midir? 2 ay içinde onlarca kez önümüzdeki günlerde, önümüzdeki haftalarda gibi demeçlerle, çocuk oyalar gibi oyalanmaktan ben bıktım! Siz bıkmadınız mı? Önce terör bitsin, önce şeriat tehlikesinden bir kurtulalım gibi bize sadece zaman kaybettirecek oyalamalara kanmamak gerekiyor. Bilakis yeni anayasanın getirdiği demokratik açılımlarla yukarıda sözünü ettiğimiz sorunların çözümü çok daha kolay olacaktır. “Sen öyle san” diyenler için geçen gün öğrendiğim bir bilgiyi vermek isterim.
Kanada bilindiği gibi çoğu İngilizlerden oluşan bir ülkedir. Peki, bu ülkenin anayasa metninde Blok isimli ayrılıkçı bir partinin %51 oy aldığında Quebek’in Kanada’dan ayrılıp bağımsız bir ülke olmasının anayasal garanti altına alındığını biliyor muydunuz? Ancak ne var ki hiçbir zaman bırakın %51’i %10ları bile zor bulan bir parti bu. Neden böyle dersiniz? “Quebek eyaletinde her şey Fransızca, okullar, devlet daireleri, tüm TV’ler vs. Quebek dışında İngilizlerin yaşadığı bölgelerde de Fransızca ikinci dil, Kanada’da bir devlet dairesini telefonla aradığınızda size sorulacak ilk soru; “Servisinizi İngilizce mi yoksa Fransızca mı istiyorsunuz?” olur… Ayrıca Kanada’nın devlet okullarında isteyen Türkçe sınıf açabiliyor, öğretmenin parasını ise hükümet karşılıyor.” (Kaynak : Radikal Gazetesi)
İşte anayasanın gücü budur! Demokratik haklar ne işe yarar? Buyurun bu işe yarıyor. Ayrılıkçı olduğunu saklamayan bir parti %51 oy alırsa Kanada’nın içinden yeni bir ülke yaratabilecek. Ne var ki anayasanın insanlara tanıdığı haklar bunu engelliyor. İnsanlar bu ayrılığa gerek duymuyorlar. Silahlı bir mücadele de doğmamış böylesi bir ortamda. Doğmaması için olabilecek en güzel çözüm anayasada yerini bulmuş çünkü. Türkiye çok yıllar önce atması gereken adımları geç diyerek atmaktan vazgeçmemeli. Yeni anayasasına biraz da bu yüzden kavuşmalı!
Yeni anayasanın uzun bir yolun ilk adımı olarak görmemiz gerekiyor. Yeni anayasa gelecek ve tüm sorunlar şıp diye hallolmayacak elbette. Ancak ciddi bir adım atılmış olacak. Bu adım ne kadar demokrasiden, insan haklarından, barıştan yana olursa bir o kadar sağlam basacak yere ayaklarımız, milletçe!
3 Kasım’da Ankara’da gerçekleştirilen büyük bir miting vardı. Kesk, tmmob ve ttb’nin girişimi ile gerçekleştirilen mitingin amacı, eşitlik, özgürlük, barış, adalet, demokrasi, laiklik, demokratik çalışma hakkı, sosyal haklar taleplerinin yeni anayasada yer alması üzerine odaklanmıştı. Yaklaşık 25 bin kişi isteklerini Ankara sokaklarında dile getirdi. Sesler yükseltildi. Kimilerine göre şu an için çok da gerekli olmayan bu tarz gösterilerin sorunlarımızın çözümü için olmazsa olmaz olduğunu görmemiz dileği ile!
Saygılar efendim.

(Henüz değerlendirilmemiş)
Cetin
21 Kas, 2007
Dikkatimi cekti..son iki yazıya tek bir yorum yazılmamış..Bu durum bence blog yazarınında dikkatini cekmiştir.Gündemimizdeki siyasal sorunlar elbetteki birer yazı konusudur..Ve yorum yapılamayan son iki yazıyıda keyifle okudum…Ancak yazı konularına okur tarafından bi tepki olabaileceğini düşünmekteyim..Bana göre yazar okur profilini mutlaka dikkate almalıdır.
Önerim şu..yazar hayatın diğer pancerelerine de ışık tutmalıdır..
saygılarımla…
zehra
24 Kas, 2007
akp baskı altında sanki son günlerde..ama insanlar haklı gerçekten. taslak kamuoyuna çıkamadı gitti.akp ise biraz daha sabredin derdinde.
herkes oturmuş akp nin açıklayacağı taslağı bekliyor :)
komik valla..neden derseniz?
demokrasi böyle olmazki. demokratik bir anayasa nasıl kazanılır sorarım size ya.anlam veremiyorum bazen..
somut madde öne sürülmeli herşeyden önce.. insan hakları, çevrei topluumsal barış, laiklik, özgürlük vs vs..konuları siz çoğaltın.. bu konular anayasa da olsun dersin yada koyarsın sunumlarını insanlara.taleplerine tepkilerine bakarsın..
ama dediğiniz gibi kimilerine göre bu tarz gösteriler çok ta gerekli değil..olmazsa olmaz olduğunu görmeleride zor sanırım.
okuyoruz gazetelerde dergilerde herkes bi yakınma derdinde.. diğer partilerde öyle chp çıkmış laiklik laiklik diyor.akp yi taslağı gizlermekle suçluyor.tamam suçla ama muhalefet olacağına bizimde taslağımız bu desene..elde avuçta yokkken sataşmak ta saçma..
bu gündem nereye gider bellisiz.. sevgiler
esraa
25 Kas, 2007
evet gerçekten ne oldu anayasamıza? nurtopu gibi bir anayasamız olacak tı:))bir bilene sormak lazım :)
gündem o kadar hızla değişiyor ki bazen takip etmek yada hatırlamak zor oluyor, ne diyelim geç olsun da güç olmasın …
saygılar…
TugCe
1 Ara, 2007
Anayasamiz olacak ama tabi ne zaman olur bu bilinmez…Bakbakan ne zaman ister, cumhurbaskani pasamizin gonlu ne zaman eylerse..
Alay bir yana, hala daha tartismalari surmekte… Hatirlarsaniz en gecenlerde 301′in kalkmasi icin oylama yapildi, yuzde 16 cikti.. Yani bence yapmak istedikleri insanlara illallah dedirttirene kadar beklemek, sonra da artik ne taraftan bulurlar yada canlari isterse o taraftan vurmak..ya da atmak..
maksat sikilalim, sonra da `aman ne halleri varsa gorsunler` dedirtmek..cunku kendi hallerinde olmak islerine geliyor..
Insan haklari mi demistin? Hani nerede, ben goremiyorum da…Biz daha olen birilerinin ardindan bile kimin kani diye once ayirip, sonra agliyorken mi..
esraa
3 Ara, 2007
blog yazarımız azimli ve karralı anayasamızı okuyucularına unutturmamak açısından:) uzun zamandır bu yorumunuz güncelliğini koruyor ama biz başka yorumlarınızı da okumak ve yorum yapmakta ısrarlıyız dikkate alırsanz memnun oluruz yazılarınızı bekliyoruz efendim :)) saygılarımla…