Çağatayca: "Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz." Jiddu Krishnamurti

Uykusuzluk

BeğenmedimBeğendim (Henüz değerlendirilmemiş)
Loading ... Loading ...

Bugün siyaset yok! Bugün gündem de yok.
Bol bol uykusuzluk var!

24 saati aşkındır uykusuz olan bünyeme yetmezmiş gibi uzun süredir gündemime aldığım ama bir türlü uygulamaya koyamadığım spora başlama işini de yükledim bugün. Isınma turları olarak 4 kilometre koştum. Nedendir bilinmez, yeterince yorulmadığım kanısına varıp akşama ertelediğim gazete okuma işimi de yerine getirdim, sırf yeni bir şeyler yakalayabilecek miyim diye. İtiraf etmeliyim bir çok paragrafı bir kaç kez okumak zorunda kaldım. Gözüm dalmıyordu ama anlamakta güçlük çektiğimi söyleyebilirim. İstediğim şeyi bulamamamın (aslında bir kaç şey vardı sanki ama unutmuş gibiyim) verdiği sinir ve uzun süredir yazı yazmamış olmamın verdiği o iç gıcıklayıcı sorumluluk duygusu ile karşınızdayım.


Uykusuzluk ile zorunlu olarak hepimiz en az bir kere de olsa başbaşa kalmışızdır. Ders çalışırken, iş yaparken… Sevdiceğin yoldan gelmesini beklerken… Benim için uykusuzluk bir kaç yıl öncesine kadar “iş” demekti çoğunlukla. TRT’de yayınlanmakta olan bir belgesel ekibinde çalışıyorken, montajı zamanında yetiştireceğiz diye sigara dumanı altında çok fazla uykusuz geceye ortak oldum(k). 48 saati aşkın bir şekilde çalıştığımız dönemler oldu. Bu sıkıntılı süreç ve getirileri sonucunda bıraktım biraz da medyayı. Ancak şimdi sözünü ettiğim uykusuzluk başka. Son derece istekli bir birliktelik kendisi ile olan ilişkim. Aslında bu günümüzde, özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanların büyük bir sorunu (tercihi). Görece gençlerde gözlemlenmekte bu durum. Arkadaş çevreme de baktığımda gece 1-2 den önce yatan insan bulmak zordur. Keza ben de, 6:30 da kalkmam gerekse de her sabah, en erken yatış saatim gece 2:00 dir. Sağlıklı mı? Hiç değil, ona ne şüphe… Ancak Uykusuzluğun kendine has bir mayhoşluğu da var hani. Şapşal bir hal alıyor insan, sarhoşluk gibi değil. (daha masum belki de)

Ama neden?

Uyumamayı tercih etmek günümüzde popüler bir seçim. Bunun nedenini önümüzden akıp giden hayatın içinden kendimize daha fazla yer ayırmak isteği olarak yorumluyorum ben. Uzun süredir bunu yapıyorum. 2003 yılında ekşi sözlükte “Uykuyu zaman kaybı olarak görmek” başlığına yazdığım, “…uyku esnasında (takriben 4-5 saat olarak düşünürsek) “ohoo ben o kadar saat, şunu da yaparım, bunu da yaparım.. allahım allahım…” gibi hayli gereksiz, sağlığa zararlı davranış kalıpları içine soktuğunuz vakit kendinizi, işte o zaman insan değilsinizdir.! gerçi hayvan olunduğu da ne kadar doğrudur tartışılır.” Soğuk espirili betimlememden de anlaşılacağı gibi garip bir ruh hali bu. Düşünün bir kere sabahın köründe işe gidiyorsunuz, akşam saatlerinde evinize geliyorsunuz. Sağlıklı bir yaşam standartı içinde 3-4 saatlik bir alanınız var. Bu 3-4 saati 6-7 saate çıkarmak istemek insancıl değil midir. Üstelik bu eylemi gerçekleştirirken insanlıktan çıkacağınızı da biliyorsunuz ertesi gün. Alın size inceden bir paradoks.

İnsan ne zaman öleceğini bilmiyor, bilemiyor. Hayatın ne zaman son bulacağı hakkında hiç bir bilgisi yok ama “öleceğini” biliyor işte. Bu telaş, bu 3-4 saati kurtarmak telaşı biraz da bu yüzden herhalde, içten içe de olsa, beyninizin ta derinlerinden gelen bir uyarı! “Biraz daha yaşa! Biraz daha yaşadığının farkında ol! Kendi varlığının Kanıtı ol!” İşte, geçirdiğim 30 küsür saatin uykusuz olmasının sade anlatımla sebebi budur.

Şimdi izninizle, yatacağım sanırım.

Saygılar efendim.

  • ne olursa olsun uykusuzluk şu dünyada en dayanamadığım şey :(

  • UYKUSUZLUK: bana hiçte yabancı değil , hastalık derecesinde olmadığı sürece uykusuzluğu yaşamak çok güzel esraa=uykusuzluk böyle tarif edebilirim aslında uykusuzluk gece demek gece ise sessizlik, sakinlik , karanlık, insanın kendisiyle başbaşa kalması hesaplaşması irdelemesi ,sorgulaması belki zamanı birazdaha fazla yaşayabilmesi diye düşünüyorum kısaca ben seviyorum uykusuzluğu:)

    başarılarınızın devamını dilerim ,

    saygılar…

Bu yazıya gelen yorumları Rss Beslemesinden takip edebilirsiniz! RSS 2.0 feed.

Additional comments powered by BackType