Çağatayca: "Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz." Jiddu Krishnamurti

Türban Yasağı ve AKP

BeğenmedimBeğendim (Henüz değerlendirilmemiş)
Loading ... Loading ...

Gündemin netleşmesini beklerken ipin ucu kaçıyormuş. Bir iki haftadır onu deneyimliyorum. Netleşeceği filan da yok ya hani… Malumunuz “Ergenekon Dosyası” meselesinden bahsediyorum. İlhan Selçuk’un 48 saatlik gözaltı macerası ve Doğu Perinçek’in tutuklu olarak yargılanması ile devam eden bu soruşturma da sonuna kadar gidilir mi bilinmez, ancak nasıl bir pislik içinde yaşadığımızı bize hatırlatması açısından son derece değerli bir süreçtir bu. Kendi içimizde bir durum değerlendirmesi yapmamız gerekliliğini de ortaya koyuyor bu gelişmeler. Kimin kiminle kavga ettiğini, kozların ne zaman ne şekilde ortaya çıkarıldığını iyi görüp sonuçlara varmalıyız. Ergenekon konusunda yazı yazmak için çok erken diye düşünüyorum. Yazılacak her şey eksik kalacak. Kendi adıma, bu konu özelinde beklemeye devam etmeyi doğru buluyorum.

Bugün üstünde duracağım konu aslında yeni bir konu değil. AKP’nin kapatılma davası açılmadan önce yaptıkları son çıkış üniversitelerde Türban yasağını kaldıran düzenlemeleri oldu. Yeni anayasa tartışmaları bu sayede türban konusunda daraltılmış oldu. Sonuç? Bir günlük bir serbestlik… Sonrasında danıştaydan gelen yürütmeyi durdurma kararı…

AKP’nin bu çıkışını analiz ederek başlamak lazım yazıya… Sonrasında muhalefet kanadının ve toplumun bu bu konudaki tavrını ele almayı planlıyorum.

Türban yasağı, daha doğrusu üniversitelerde kılık kıyafet serbestsizliği hiç düşünmeden söyleyebiliriz ki anti demokratik bir uygulama. “Türkiye özelinde değerlendirmek gerekir konuyu, eğer bir serbest bırakılırsa bir yılda türbanlı sayısı iki katına artar okullarda, sonrada rejim elden gider” diyen Kemalist kesim gerçekten de korku siyasetine yenik düşmüş durumda. Baskı ve sindirme politikasının sonuç vermekten uzak olduğunu görmek için ne yapmak gerek? Bu sindirme politikası radikalleşmeyi sağlamaktan başka bir işe yaramayan bir politika. Bu radikalleşme her iki taraf için de geçerli. Herkes kılıçlarını biraz daha keskin hale getiriyor, kırıcı oluyor. Özellikle internette dolanan türban ile alakalı bir dolu ipe sapa gelmez ahlaksızca ve hatta şerefsizce karikatür, illüstrasyon var. Özellikle Facebook gruplarında Türbana karşı açılan gruplarda bu saçmalıkları görmek mümkün. Türban’a karşı olabilirsiniz, tiksinebilirsiniz ama karşınızdaki düşünceyi küçümsemek, sizi de küçültmekten başka bir işe yaramaz, bunu da bilmelisiniz. Bu tarz grupları ve görselleri gördükçe hem üzülüyorum hem de utanıyorum. Aynı şekilde radikalleşmiş türban savunucuları için de örtünmeyen kadın, örtünmeyi engelleyen erkek için ağza alınmayacak laflar sarf edilebiliyor! Kılıçlar kuşanıyor çözüm suya gömülüyor!!!

AKP’nin 22 Temmuz seçimleri sonrasında çizdiği tablo ne iktidarının ilk yıllarındaki Avrupa Birliği yanlısı reformist çizgiye oturuyor ne de seçim vaatlerinde söyledikleri ile uyuşuyor. 1982 anayasasından kurtulacağız dedik, olmadı… Olamıyor… Demokrasiye kara bir leke gibi düşen TCK 301′den kurtulacağız dedik, hala sürüncemede… Ancak ne var ki Türban yasağı önce Yök başkanının değişmesi sonra ardı ardına gelen beyanatların ardından bir “genelge” ile kaldırıldı.
Türban meselesini içinden çıkılmaz, karmaşık bir hale getiren siyasetçilerin ve askeri erkin yüzünden bu popülist oy kazancı AKP için bulunmaz bir gündem malzemesi haline de geldi. Demagoji, hamaset, şov yapmacılık… Ne ararsanız var bu konu özelindeki konuşmalarda, söylemlerde.

AKP son çıkışında çözüme dayalı bir uygulamaya giriştiği izlenimini verse de, (MHP ile pazarlıklar, yayımlanan genelge vs.) aslında çok iyi biliyor ki bu iş böyle olmaz. Kendilerini yanıltmadılar ve genelgenin yürütmesi durduruldu. Şimdi ise AKP’nin yerel seçimlerde kullanacağı çok güzel bir malzemesi doğuverdi. “Biz yasağı kaldırdık ama, onlar engelledi!” hatta kapatma davası da işin yağı olacak… “Tahammül edemediler bize, icraatlarımıza, demokrasi yolunda ilerlemeye devam edeceğiz muhterem kardeşlerim, yola devammm” diye bağıracak Erdoğan! Bağırmassa hata, ben olsam yerinde benim elimdeki malzeme bu şekilde olsa ben de bağırırdım!

AKP demokrasi yolunda ilerleye dursun, bu türban yasağı tartışmaları esnasında, Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde ölümler devam etti. Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı hız kesmeden can bulma yolunda ilerledi. Ekonomistlerin avaz avaz bağırdığı “yaklaşan büyük ekonomik kriz” kurlardaki dalgalanmalar ve doların gözle görülür seviyede değer kazanması ile göz kırpmaya başladı, yeni anayasadan söz edilmesi durdu, Avrupa Birliği’nden söz edilmesi artık neredeyse ayıplanır hale geldi, üniversitelerde Jandarma öğrencilere dayak attı (Irak işgalini protesto eden öğrencilere, Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde jandarma ve özel güvenlik güçlerince dayak atıldı), Nevruz kutlamalarında 15 yaşındaki bir çocuğun kolu sivil bir polis tarafından kameraların gözü önünde kırıldı!!! Daha neler neler…

Yukarıda sadece ilk aklıma gelen tüm bu anti demokratik uygulamalar Türban Yasağından çok daha önemlidir demiyorum, onu sizin vicdanınıza bırakıyorum ancak şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki Türban yasağı ile ülke gündemi bir anda tepe taklak edilirken yukarıda saydığım konular daha kısa kısa geçildi haberlerde. Yukarıdaki konulardan çok azı için özel programlar yapıldı televizyonlarda…

Bence AKP 2009 seçimlerine startı Erdoğan’ın İtalya’daki türban açıklaması ile verdi. “Demokrasi”, “Demokratik açılımlar” gibi ifadeler AKP’nin bir numaraları argümanları haline geldi gelmesine ama, TCK 301 olduğu yerde kaldıkça, üniversitelerin her alanda özerkliği sağlanamadıkça, sosyal sağlık reformu, (çocuk işçi çalıştırmayı çok kolay hale getiren ve sadece milletvekillerine yarayan bir reform) değişikliğe uğramadıkça ben AKP’nin bırakın samimiyetine inanmayı, demokrasi kelimesini ağızlarına almalarından bile rahatsız olurum!

Türbanın siyasal bir simge olması ile benim bir sorunum yok açıkçası. Bu konu hakkında daha öncede yazıp çizdim hep. Üniversitede siyaset yapılamaması ne demektir yahu? Odun giren öğrencinin yanlarından kabaca şekillenmiş halde çıkması demektir dört yıl sonunda. Oysa ki üniversite dediğimiz şeyi mesleki eğitim veren bir yer olarak görmemeyi başarabilmek lazım. İşte bu yüzden türban siyasal simge olarak da girebilmeli, dinsel simge olarak da girebilmeli…

Muhalefetin AKP’den kalır bir yanı yok. CHP muhalefet yaptığını sanıyor belki ama asıl muhalefet bizim oylarımızla seçilmemiş bir takım sivil- asker bürokratların elinde şekilleniyor. O da muhalefet değil ya aslında… Kapatalım, devirelim, yasaklayalım, göz önünden kaldıralım muhalefeti onlarınki. İşte buz dağının görünen kısmı Ergenekon… Bir de gözükmeyen, gözükmesinin çok zor olacağı bir kesim var ki onlar temizlenmedikçe bu oligarşik düzende devam etmeye mahkum yaşayacağız!

AKP bu oligarşiyi yıkabilecek güçte bir parti olmadığı izlenimini uyandırmakta. Bir kaç gündür İsmet Berkan’ın bir seri olarak yayımladığı “Ergenekon’un yakın tarihi” adlı yazı dizisi okunmaya değer bilgilerle dolu. AKP’nin önünün her kesildiğinde nasıl sus-pus olduğunu görebilirsin
iz bu yazı dizisinde. (ismet Berkan arşivi için buradan buyurun) AKP sadece iktidarı elinden bırakmak istemeyen bir parti. Arkasında beslediği ve beslendiği sermayeyi korumaya çalışıyor sonuç itibariyle. Bunun için de Türban gibi bir konuyu ülkenin bir numaralı sorunu haline getirmeyi kendinde hak görüyor! Sonuç olarak da 2009 yerel seçimlerinde herkesin görebileceği gibi bu kozunu en iyi kullanacak parti AKP olacak. %47 ye karşı %53′ü unutmayın diyen kesimin %60 ları gördüğünde nasıl feryad figan edeceğini hep birlikte göreceğiz. Yukarıda kısaca bahsettiğim oligarşinin kitlesi haline dönüşen bu Kemalist kesim ne yaptığının nereye sürüklendiklerinin çok farkında değil.

Dün vaktimin çoğunu Bilgi Üniversitesi’nde geçirdim. Görünen o ki Bilgi Üniversitesi’nde bir türban yasağı yok. Eğitim hakkı eşit olarak öğrencilere veriliyor. Derslerde ve okulun içinde türbanlı öğrencilere rastlamak mümkün. Burada ki en büyük sorun eğitim eşitliği kavramının görece hale gelmesi. Yani paran varsa türban da takabilirsine geliyor olay. Bilgi’de neden türban serbestliği var demiyorum. Yanlış anlaşılmasın, ancak bu iki yüzlü eğitim sisteminin iz düşümüdür bu yaşanılanlar. Ortada bir yasak vardıysa neden Bilgi’ye müdehale edilmiyor? Oligarşi Bilgi’ye göz yumarken neden İstanbul Üniversitesi’nin başına biniyor? Bunlar sorulması gereken sorular! Dileğim Bilgi Üniversitesi’ndeki türbanlı arkadaşların sermayeden yana değil haktan özgürlükten yana tutum sergileyerek bu anti demokratik uygulama için mücadele etmeleridir. Bu mücadelenin sadece türban ile sınırlı kalmaması yukarıda bahsettiğim bir çok anti demokratik uygulama için tepki gösterilmesi de ayrı bir sorumluluktur.

Sorulacak daha çok soru var ama uzadıkça uzayan bir yazıya dönüştü bu konu. Toparlarsak, Türkiye’de üniversitelerde bırakın kılık kıyafet yasaklarını, siyasetin yasaklandığı, üniversitelerin özerkliğinin hayal olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bu ve buna benzer anti demokratik uygulamaların bütününü görmeden sadece özgürlükler çerçevesinde Türban’ı öne sürerek Demokrasi savunuculuğu yapmak, samimiyetsizliktir benim gözümde! Demokrasiden bihaber olmaktır! Her zaman yineliyorum, demokrasi ne bireylere, ne cemaatlere ne de toplumlara özeldir.. Demokrasi bir insanlık hakkıdır ve sonuna kadar savunulmalıdır!

Demokrasi Savunuculuğunda yalnız kalmadan omuz omuza olmak dileğiyle,
Saygılar efendim!

  • yazının neredeyse tamamına katılıyorum. ağzına sağlık..

  • sayın başbakanımız bir açıklamasında;301′de degişiklik yapmayı düşünmediklerini açıkça dile getirdi..zaten o yada bu şakilde kaldıracakları türban yasağını ortaya atarak 301 üzerindeki ilgiyi başka yöne çekmiş olmuyorlar mı acaba?türban yasağı kaldırılacak,yargıtayın durdurma kararına rağmen-bu benim öngörüm,ne kadar doğru olduğunu ilerde göreceğiz.- üniversitede türbana çoğu kişinin lafı yok,bazılarının söylediği üzere eski dönemlerdeki gibi her üniversitede bir karışıklık çıkacağı iddiasına da inanmıyorum;en azından şimdiye kadar üniversitemde böyle bir hava sezmedim..gündemi değiştirip farklı olaylar yaratmakta üstümüze yok doğrusu..
    saygılar.

  • ya artik trkiye hemn gülüncek hemde aglancak duruma geldi ya bi izin vermediler su türbana nolck snucta üniverstide dört duverli bi büyük binaa tasdan bukdr korkulucaka ne vr korkmayin türban takanlar sizi ne öldürüler nede sizi zorla basörtü takin diye zorlalarlar uyan türkiye uyan böle seyler hakkinda tartiscagniza birlik olunda pkkli lari yenin vataninizi kurtarin özgürlük denen bisi vr bu hayattaaa birakin da insanlar istedigi gibi istedigi yere girsin bi dört köse basörütden niye bukdr cok korkuonuz ve her firsaata akptiyi kötülüonuz elinize ne gecio sölermisniz az düsünün dogru yolu secin kimse size türban takin demio yada akpli olun demio istedigniz sekilde yasayin ve özgürlügü herkezin tatmasina izin verin yaa izin verin

Bu yazıya gelen yorumları Rss Beslemesinden takip edebilirsiniz! RSS 2.0 feed.

Additional comments powered by BackType