Çağatayca: "Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz." Jiddu Krishnamurti

Oyum Boşa Gitmesincilik

BeğenmedimBeğendim (Henüz değerlendirilmemiş)
Loading ... Loading ...


Kavurucu çöl sıcakları… (Gazeteler böyle diyor)
Yazmakta zorlanıyor insan, özür yerine geçer mi bilemiyorum ama, dertliyim sıcaklardan. Bunu belirtmek isterim şimdiden..

Siyasilerin, özellikle Sayın Erdoğan’ın ağzından düşmeyen bir söz var meydanlarda. “Oyunuz boşa gitmesin, bağımsız adaylar ne yapabilir”, “Hizmet istiyorsanız bağımsızlara oy vermeyin…” gibisinden sözler.

Derdim bağımsızlar değil şu noktada, öncelikle onu belirteyim. Derdim bir oyun neden, nasıl boşa gideceğidir, boşa gidecek midir?

Fırsat oldukça tekrarladığım bir laf vardır. “Yaptığımız en ufak hareket, elimizi kıpırdatmaktan, çözülemeyecek bir matematik problemini 10 yılda çözmeye kadar her hareketimiz varlığımızın kanıtıdır”. Bu koca dünyada yer aldığımızı başkalarına duyurma telaşı ile geçmekte ömrümüz. Nefes alırken de, oy kullanırken de böyle, bulaşık yıkarken de.

Sayın Erdoğan varlığımızı ortaya koyamayacağımızı söylemekte bağımsızlara oy verirsek. Bir bakıma doğru, demokrasi demokrasi diye yırtınan hükümetimiz nedense iş demokrasi için olmazsa olmaz olan seçim barajının %10 altına düşürülmesine gelince suskun kaldı, parti içi demokrasi uygulamasında da sınıfta kaldığını, milletvekili aday listelerine baktığımızda ortaya çıkan küskünler grubundan anlamaktayız. Bir de milletvekili seçilme yaşının 25′e düşürülmesi vardı… Kısaca, “en iyi demokrasi benim demokrasimdir” denmeye devam edildi.

İş böyle olunca Ufuk Uras’ın “Meclise tünel kazarak gireceğiz” lafı gerçek oldu. Ne yazık ki oldu. Demokrasimiz bunu haketti!
Bunu hakettirdik!

Dediğim gibi, Sayın Erdoğan bir bakıma haklıdır, bu bağımsız adayların kürsüye çıkması bile neredeyse imkansız geçerli yasada. Hal böyle olunca icraat beklemek bu insanlardan biraz hayal… Gerçi eğer DTP grup oluşturacak çoğunluğu elde ederse Sayın Erdoğan’ı ittifak pazarlıklarında görmek de olası bu boşa giden oyların sahipleri ile. Bu hikayenin nasıl sonuçlanacağını zaman gösterecek.

Sayın Erdoğan’ı eleştirmek kolay… Propaganda yapıyor diyorum, böyle bir taktik oluştumuşlar demek ki diyorum, siyaset böyle bir şey işte diyorum.

Peki soruyorum, Sayın Erdoğan böyle düşünüyor tamam da, benim üniversite okumuş arkadaşlarım neden böyle düşünüyor (düşünmüyor)?
Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi, “Başka kime vereceğizz abii”ciliğin yanında bir de oyun boşa gitmemesi durumu söz konusu gençler arasında.

CHP’nin rejim koruyuculuğu politikası (harbiden bir şeriat tehlikesi vardı ne oldu ona?) ülkedeki gazete okumayan genç kitleyi etkisi altına almış gözüküyor. Olan bitenler hakkında yüzeysel bilgisi olan bu kesimin aklında kalan Cumhuriyet mitinglerinden başkası değil. Bu yüzden Cumhuriyet’in şahin koruyucusu olan CHP en iyi ve en mantıklı seçimleri haline geliyor.

Geçen gün CHP’nin seçim beyaanatını bir arkadaşıma okudum sanki başka bir partininmiş gibi. Gülmeye başladı, “Ne bu yaa, olacak iş mi, popülist abicim bunlar popülist” dedi. Sonra hangi partiye oy vereceğini sordum. “CHP, şu an için en mantıklısı CHP” dedi. Az önce okuduğum vaatlerin CHP ‘nin vaatleri olduğunu söylediğimde kaldı. “Eee ama abi.. şimdi, AKP, dincilik” demeye başladığında, “Aman dur” dedim… Aman dur!


Sonrasında bağımsız adaylardan konuşurken, bu adayların kendi oyuyla seçilmesinin olası olmadığını söyleyerek muhteşem bir girizgah yaptı. Sonrasında da kendinden son derece emin bir şekilde “Oyum boşa gitmesin diye CHP’ye veriyorum aslında” dedi. Sanki az önce en mantıklı parti CHP diyen kendisi değilmiş gibi. Sormadan edemedim,
“Peki senin oyunla mı iktidar olacak CHP?”
Cevapsız kaldı sorum. Aslında duymak istediğim sert bir şekilde “EVET” cevabı idi. İnanmışlık bunu gerektirir. İdeoloji sahibi olmak bunu gerektirir. Siyasi olgunluk bunu gerektirir çünkü

Ama alamadım o cevabı, çünkü CHP’ye inanarak verilecek bir oy değildi bu.
CHP için durum böyleyken AKP için farklı mı sanki? Alın bu örneği AKP için uyarlayın, bu şekilde bilinçsizce sürüklenecek yüzbinlerce oy var ülkede. Ne yazık ki var.

“Bir oy her şeyi değiştirir” hamaseti yapmayacağım ama, vereceğimiz her bir oy, kendi varlığımızın birer kanıtı olarak yerini alacak bu dünyada!
O yüzdendir ki,
Kendi değerimizi bilmek lazım!
Sürüklenmeden dimdik durmak lazım!
Hiç merak etmeyin, %0.0001 bilmem kaç da olsa verdiğiniz partinin, kişinin oy oranı, siniriniz, öfkeniz, sizi siz yapacaktır!
Olgunlaştıracaktır!

Saygılar efendim.

  • bu kişi değilim, ama olabilirim de.. ama tam olarak ben değilim. ama kıyı kıyı benzerlikler de yok değil.. oyum boşa gitmesin mi acaba diye düşünmüyor değil miyim ben??! ya da öyle birşeyler olmuyor mu!??
    ama baK parti görevlisi olarak bik de bik de bik.. bir ara nargile içelim biz en iyisi..

  • ke$ke herkes sizin gibi du$unebilse…

  • e ben de boyle dusunuyorum ama, kimin beni temsil edebilecegine hala karar veremiyorum, cok kisi var sanirim ayni durumda..

  • oyunu kime vereceğini bilmeyen çok insan var..
    ama bazıları da partilere körü körüne inanıyor,şu parti böyledir,beriki şundancıdır diye..
    kimsenin oturup da partilerin dagıttıgı bildirgeleri okudugunu,bu konuda kafa yorduğunu düşünmüyorum.sonra da:oy verecek parti yok…
    tamam.belki realist olmak bazen umutsuzluk yaratabilir ama biz de biraz daha dikkatli baksak etrafımıza;en azından,oy verecek parti yok değil de,hangisine oy vereceğime karar veremedim olur.
    zira ikisi arasında fark var..

  • Ülke barajı olmasaydı dediklerine katılırdım ama %10 barajı diye bir gerçek var önümüzde. Baraj altında olana bir partiye verdiğim her oy o şehirde 1. olan partinin milletvekili çıkarmasına yarıyorsa ve bu parti büyük ihtimalle benim görüşlerime tamamen zıt bir parti olacaksa, şahsen fikirlerine az da olsa katılmadığım barajı aşan bir partiye oy vermekten çekinmem.

  • @Güney!
    Bu şekildeki, düşmanımın düşmanı benim dostumdurculuğun kısa vadede yarar sağlar gibi gözükse de uzun vadede bize, toplumumuza, ülkemize yarar sağlamayacağını düşünüyorum

  • yazdıklarınıza tamamen katılıyorum..gerçi benim tercihim seçimi boykot yönünde olacak ama oy kullanacak kişilerin kendi ideolojilerini baz alarak onun savunucusu bir parti veya bağımsız adaya yönelmeleri en mantıklı tercih olacaktır..eğer böyle olmazsa uzun yıllar ülke birkaç partinin hegemonyasına girecektir ve bu da insanlar için pek faydalı olmayacaktır..

Bu yazıya gelen yorumları Rss Beslemesinden takip edebilirsiniz! RSS 2.0 feed.

Additional comments powered by BackType