Çağatayca: "Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz." Jiddu Krishnamurti

Ortak Payda Bir Hayal mi?

BeğenmedimBeğendim (Henüz değerlendirilmemiş)
Loading ... Loading ...

Dikkat etmişsinizdir, bu seçim döneminde “merkez partisi” olma sevdası ile yanıp tutuşan partilerimiz vardı (hala varlar). Herkes merkez partisi, herkes uzlaşı da uzlaşı diyor, söylemlerine baktığınızda ise, aslında birbirlerinden temelde bir farklılıkları olmadığını da görüyorsunuz! Ama miting alanlarına gelince iş değişiyor!? Urgan sallayan mı istersiniz, “assaydın ipin mi yoktu?” diyenini mi yoksa kol saati üstünden siyaset yapma kabiliyetinde olanları mı? Bilmecesi bile olur bunların!

Bir yandan aynılar ama bir yandan farklılar,
öte yandan ise kavgalılar,
bilin bakalım bunlar nedir?

Bu uzlaşı lafını duyduğumdan beri bir rahatsız oldum ben (Hem parti birleşmelerinde, hem de hala süregelen Cumhurbaşkanlığı sorununda). Elbette uzlaşı gerekiyor farklı fikirler arasında ama, siyasilerin anladığı uzlaşı kelimesinin anlamı “taviz vermeden, benim doğrum, en doğrudur” ön sözü ile başlıyor! Hal böyle oluncada hır, gır ortalığı götürüyor! Oysa bizim uzlaşıdan anladığımız nedir? Farklılıkları koruyarak ortak paydada buluşmaktır, Bu paydayı oluşturmak için de iki, üç, dört… taraf bazı haklarından feragat eder. Sonucunda ortak payda oluşur! Türkiye siyaset arenasındaki ortak payda nedir? Türkiye’nin kendisinden, sizden benden başka bir şey değildir.

Farklı fikirler, farklı görüşler, farklı yaşam tarzları… Dünyayı dünya yapan, benzersiz kılan (şimdilik) içinde barındırdığı milyonlarca farklı canlıya hayat veriyor olması değil midir? Kuşundan ağacına, İnsanından bakterisine kadar. Burnumuzun dibinde böylesine bir evrensel örnek varken (hem de uygulanabilirliği her gün doğa tarafından verilen) farklılığı neden bu kadar bastırmaya, kendi doğrumuzla yoketmeye, bir rengin daha solmasına izin veriyoruz? Evlilik ile ilgili yazımda belirtmiştim, “insan doğası” diye bir şey yarattık biz ve bunun gereği yeni kurallar edindirdik kendimize zorla, işte doğanın yapmadığı, insan doğasının ise yaptığı bir şey daha…

Üniversitede kütüphanede bir Punk’ın, başörtülü bir kız ile ders çalıştığı, Milliyetçi bir milletvekilinin, sosyalist bir milletvekilini kürsüye alkışla ve güler yüzle davet ettiği, Camiden akşam namazını kılıp gelirken Hacı Dayının meyhaneci Dimitri’ye içten bir selam gönderdiği bir toplum olabilmek zor mu? Mevcut ego yapımız sayesinde oluşturduğumuz “insan doğası” içinde biraz zor. Ütopya mı peki? Asla… Bu altı kişinin de özlinde bir çok ortak paydası vardır özele inmeden ise diyebileceğimiz en genel şey yaşadıkları ülkenin aynı olmasıdır!

İnsan Hakları Bildirgesinin ilk maddesi şöyle der; Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.

İkinci madde ise;
Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir akide, milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin işbu Beyannamede ilan olunan tekmil haklardan ve bütün hürriyetlerden istifade edebilir.

Kim olursa olsun, benim insan olmam için gereken en doğal hakkım yaşam hakkımı elimden almaya uğraşmadığı sürece, evrensel haklarımı kısıtlamak için düzenbazlıklara başvurmadığı sürece, faşist olsun, şeriatçı olsun, komünist olsun kendi fikirlerini ifade etmekten alı konulabilirler mi? Böyle bir şey mümkün mü?
Saçları en uç rock yıldızlarına taş çıkartan bir genç, nur yüzlü bir başörtülü ile evlenemez mi? Birlikte yaşayamazlar mı?

23 temmuzda şekillenecek Meclis için de böyle düşünelim! Meclise girmesine kesin gözüyle bakılan partilerin yanına bir iki tane de kaktüs koyalım!

Olmaz mı?

Gelin doğaya karşı çıkmayı bırakalım, farklılıkları bu yaşamın bir nimeti olarak görüp, canlı kalmaları için elimizden geleni yapalım!

İlave : Geçen gün Aslı Altınok’un Blogunda bir kampanyadan haberdar oldum, ilginizi çekebilir; “Herkes Farklı Herkes Eşit” Sloganını taşıyan kampanyanın amacı sloganında gizli! Kampanyanın içeriği ve uygulanması yönünde bilgiyi burada vermiyorum ki heyecanı kaçmasın.
http://herkesfarkli-herkesesit.info/

  • çok uzun ve sıkıcı bir yorum yapmayacağım yazınızı okuyunca ilk düşündüğümü yazacağım …Ne bu kardeşim mahallede çocuklar oyun oynarlarken gibi ver misketlerimi ben oynamıyorum der biri , karşısındaki de sen mızıkçısın der küserler konuşmazlar aradan bir kaç gün geçer sonra hadi gel barışalım , birisi der gel benimle ol öbürü der gel benimle ol birlikte oynayalım , bu oyunun sonuda seçimden sonra belli olacak .. valla daral geldi :) seçim seçim ,olsada bitse şu seçim nefes alışımızıda seçime endekslicekler nerdeyse …kümeler konusu ilk öğretimde başlıyo gerçi ama aradan çok uzun zaman geçmiş olacakki payda konusu hatırlanamıyor diye düşünüyorum:):)
    saygılarımla…

  • Biraz geç bir yorum oldu ama… öncelikle blog’uma atıfta bulunduğun için teşekkür ederim. Benim için de kampanya için de önemli bir reklam. :) Sonrasında, görüşlerine içtenlikle katılıyorum. Türk, Kürt, Yunan, Alman; tesettürlü, dinsiz; tiki, rockçı… çeşitli kimliklere, ilgilere ve yaşam tarzlarına sahip arakdaşlar edindikçe gördüm ki insan hep aynı. İnsanlar sadece ikiye ayrılıyor, aynı masalalrdaki gibi: iyi kalpliler, kötü kalpliler :) Yaşasın iyilik! …Ve iyiler için mücadeleye devam! :)

Bu yazıya gelen yorumları Rss Beslemesinden takip edebilirsiniz! RSS 2.0 feed.

Additional comments powered by BackType