Oku evladım…
Gündemimizin nur topu gibi bir maddesi oldu,
“Lisede namaz”!!!

Öncelikle bu haber karşısında Milliyet gazetesinin kullandığı son derece kötü haber yazımını eleştirmek lazım, Milliyet nasıl bir dil kullandı bu haber için?
“Bağcılar Lisesi’nde öğrenim gören kızlarının davranışlarının aniden değişmesinden şüphelenen bir aile, lisenin bodrum katında mescit oluşturulduğunu ortaya çıkardı.”(haber metninden)
Aniden davranış değişimi, sebebi mescit!!! Vay babam vay, vay babam vay…
Bu haberi okuyunca aklıma hemen ’98 yılında çıkan satanizm haberleri geldi. Kanal 6 tarafından ailelere öğütler verilmekte idi. “Eğer çocuğunuzda ani değişimler varsa (siyah tişört giymek, led zeppelin dinlemek, odasında çok vakit geçirmek vs.) satanist olabilir” gibisinden haberlerdi bunlar. Ne farkı var şimdi bu haberin o haberden? Nasıl bir yayımcılık anlayışıdır? Nasıl ucuz haberciliktir. Bir haberi binbir değişik yolla okura sunabilirsiniz ve elbette bu sunuş yolunuz sizin bakış açınızı belli edecektir, görüşünüzü, duruşunuzu (tarafsız haber yoktur, tarafsız habercilik habercilik değildir) ifade edecektir, kalitenizi ortaya koyacaktır, ama bu kadar ucuz olmayın, bu kadar ucuz olmasın ne olur!!
Şimdi asıl konumuza dönelim;
Sorun ikiye ayrılmakta aslında.
1 – Okullar da ibadet edilebilir mi?
2- Okullar ibadet ettirebilir mi?
Bildiğim kadarı ile bir müslüman, kıbleyi bulduktan sonra, her yerde namazını kılabilir. Pratikte okullarda ibadet edilebilir sonucu çıkıyor buradan. İbadeti sadece namazdan saymamak lazım aslında, oruç tutmak, dua okumak da bir ibadet biçimi değil midir? Her hafta bana ilkokuldan lise sona kadar “din dersi ve ahlak bilgisi” dersinde bir şekilde ibadet ettirildi okulda ama? Namaz kılması öğretilmedi mi bana? Ne olacak şimdi? Kimse bana inancımı da sormadı? (Sorulsa ve cevap verseydim başıma bela da alabilirdim gerçi)
Olabildiğince objektif bakmaya çalıştığımı bilerek okuyunuz lütfen, bir müslüman için okulda namaz kılmak kadar doğal bir şey olamaz. Bunun cevabı bu kadar basittir.
Okulda namaz kılmanın, daha doğrusu kamusal alanda namaz kılmanın kanunlarla yasaklanması ise apayrı bir konudur. Kişisel düşündüğümde, kamusal alanda ibadet yapılmasının benim için bir rahatsızlığı yok, ben nasıl oruç tutmuyorsam, namaz kılmıyorsam bu kamusal alanda, aynı hak bu kişiler için de geçerli olmalıdır.
Ülkenin çağdaşlığı, rejimi vs. bu yasaklarla korunamaz ki. Korku, korkulan şeyi daha da büyütmekten başka işe yarar mı? Sorarım size…
Ammaa,
Şimdi işin bir diğer boyutuna gelelim;
Okul yönetimi bir çocuğa, hele hele ergenlik dönemine yeni yeni giren ve aklında soru işaretlerinden başka bir şey olmayan bir çocuğa, “ibadet edeceksin!” diyebilir mi?
Diyemez!
Dİ YE MEZ!
Gündemdeki haber tek bir konuya odaklanıyor. Oysa daha derine bakılması gereken bir mevzu bu.
Öncelikle 1980 sonrası değişen eğitim sistemine bir bakın. Dini eğitimin nasıl ön plana çıkarıldığına, din derslerinin mecbur hale getirilmesine bakın. Geçin kadrolaşmayı, AKP’yi, daha öncesinde çok mu farklıydı bu işler sanki? İmam Hatip Liseleri en büyük atağını, şimdilerde sıkı sıkıya sarılınan askeriyenin bir elemanı, Kenan Evren sayesinde yapmamış mıdır? (12 Eylül askeri darbesinin ardından, 35 tane İmam Hatip Lisesi daha açılıyor.)
Tüm bunları düşündüğümüzde, 28 Şubat 1997 tarihine kadar her şey tıkırında gidiyor… Bu tarihten sonra bir laiklik sorunumuz peydahlanıyor..
1997 yılına kadar beslenen, kollanan insanlar ne olacaktı, bir anda değişecekler miydi?
Hiç mi duymadınız yurtlarda sabahları zorla yataklarından kaldırılan öğrenci hikayelerini, zorla tutturulan oruçları, özellikle doğuda hizaya getirilen öğrencileri… Üniversitede ki satırları, bıçakları, dayakları?
Şimdi bu en son gündemimize düşen haberdeki olayı genel anlamda düşünürsek, bir çocuğun okulda dini yönde bu şekilde yönlendirilmesi, uğruna cinayetler işlenen misyonerlik faaliyetlerinden farklı bir şey değildir! Ülkenin %99.9999 müslüman olmasının da hiç önemi yoktur!
“Oku evladım fatihayı”, “Oku evladım süphanekeyi”
deme hakkı da yoktur!
Yoktur yahu, vallahi yoktur!

(Henüz değerlendirilmemiş)
aslı
1 Haz, 2007
memlekette mevzu edilecek bunca konu varken ,fiziken idman hareketlerini çagrıştıran ,karşıdan bakıldıgında kimsenin hürriyetini kısıtlamayan,kimsenin ilgilenmemesi gereken kişinin sadece kendisini bagladıgı ferdi bir ibadet ülkenin en gergin oldugu dönemde haber başlıklarında?
namaz kılmak bireysel bir borçtur inançlı insan için,evet kamusal alan diye birdenbire meydana çıkmış herkesin bildiği o meşhur kurumlarda bireysel veya toplu her tür ibadet yasaktır.hatta sırtı açık bluz serbest,eşarp yasaktır.eşarp boynunda bir aksesuar ise modern kadının veya genç kızın başında ise geri ve yobaz.
devlet okullarında eskiden belki bazı şeylerin önüne geçmek anlamında bazı dayatmalar yer bulduysa daartık böyle bir şey söz konusu degil.kaldı ki sosyolojinin bize üstüne basa basa ögrettigi,milletler için birleştirici öge din,dil ve ırk tır cümlesi gittikçe geçersiz.e tamam hiçbir birleştirici öge olmasın dayanılabilecek hiçbir dini kural olmasın ama insanların birbirine müdahalesi de olmasın.
yok orada kılamazsın,yok orada başını baglayamazsın,yok öyle giyinirsen buraya giremezsin,yok oruç tuttugun zaman ramazanda restoranlardan hassasiyet beklememelisin…tek taraflı degil mi beklenen fedakarlıklar.neden iki taraf ta birbirlerinin artılarını ve eksilerini sebebsiz kabul etmiyor.basit saçma gerekçelerle karşındakini aşağılamak daha kolay ve daha zevkli degil mi?
keep clubbin
1 Haz, 2007
Devlet okullarında dini gereklilikleri yerine getirmenin zorunlu kılınması uygulamaları, okul yönetimleri tarafından olmasa da, okul yönetimlerinin sevdiği, kolladığı öğrenciler tarafından, özellikle yatılı okullarda olmaktadır. Yüzdeye vurulduğunda çok az gibi gözükebilir ama vardır. Bunu kabul etmek lazım.
Eğitim-Öğretim sistemimiz ne yazık ki daha yeterince temiz değil.
Daha geçen gün Ankara Dil Tarih’te satırlar ortaya çıktı… Bir kaç ay önce Gazi’de saçı uzun diye bir araştırma görevlisine dayak atıldı… Kimse masum değil, bunu da kabul edelim.
Benim savunduğum şey, bir dinsiz ile bir hocanın aynı kefeye konulması, çünkü özünde ikisinin de insan olduğudur.
Başörtüsünün siyasi bir simge hline gelmesi ile de ilgilenmiyorum. Ama o düşünce benim görüşlerimin, özgürlüğümün karşısında durduğu zaman, kendimi savunmasını da bilirim diye düşünüyorum!
Sonuç olarak korkmuyorum.
Sonuç olarak bir müslümanın da mecburi din derslerinin gereksiz bir şey olduğunu kabul edeceği bir günü özlüyorum.
Saygılar efendim.
ucanbalik
1 Haz, 2007
bugun ben de buna benzer bir olay yaşadım. tüylerim halen diken diken.
trafik ışıklarında ‘yeşil rengin’ diğerlerine göre daha uzun süreli ve baskın olduğunu gördüm. bilmiyorum; acaba show haber bunla da ilgilenir mi?
ne güzel! bir ülkede yaşıyoruz..
http://ucanbalik.wordpress.com/2007/06/01/cocugu-aniden-degisen-laik-babanin-drami
aslı
1 Haz, 2007
sevgili blog sahibi,
evet dogru,ikisi de aynı kefeye konulmalı çünkü bizim ülkemizde demokrasi var ve bu demokrasinin gereği.ikisi aynı kefeye konacaksa bu ikisine eşit muamele edilmesi gerktiğini gösterir,bunu toplum bilincine sahip kafası çalışan herkes görebilir diye düşünüyoruz degil mi?yazık ki görebilenler göremeyenlerden ya daha az ya daha sessiz.
yatılı okullar için durum farklı.okula çocugunu gönderen belli sebep,ilke ve görüşlerden ötürü gönderiyor pek tabii.söylediginizi özel okullar olarak algılıyor ona göre yazıyorum.parasını vererek, çocuğunu tercih sebebiyle seçtiği okula gönderen veli zaten aksini talep etmiyordur.
o taraftan veya bu taraftan degil,hepsini yakinen gözlemledigim için biliyorum.arz talep meselesi ve herkes memnun.
devlet okullarında zorunlu din derslerine gelince,bu herkesin şahsi görüşü pek tabii.fakat bilinen şeyler bunlar ki,insan eğitiminde özellikle sorumluluk ve ahlaki degerlerin insan bilincine yerleştirilmesinde dini eğitim çok kolaylaştırıcı ve belirleyici.hersey birbirine baglı degil mi?devlet önce anayasasından sonra nüfus cüzdanlarından din ibaresini kaldırdıgı zaman ancak denebilir din eğitimi mecbur olmasın.
avrupa ülkeleriyle ilginiz ne düzeydedir bilemem,lakin avrupa da aileler din egitimi eksikliginin çocukta boşluk hissine ve sorumluluk duygusunun kaybolmasına sebep gösteriyorlar.bizim gibi nereden çekersen oraya gitmemek için yelken diregine parmak ucuyla tutunan bir ülke kimlik bunalımlarını aşmak,dik durabilmek için kişilerin erdemlerin hepsine ihtiyacı var.
tekrarlıyorum fikrinize ne uzakta ne yakında duruyorum.ama o düşünce dediginiz düşünce kesinlikle korkmanızı gerektirmiyor.o düşüncelere en az sizin kadar egitimli,en az sizin kadar düşünebilen,en az sizin kadar iyi yerlerde yaşayabilen ve sizden daha fazla size saygılı ve hoşgörülü insanlar.
okulda namaz kılınırmış ,kılınmazmış bu çok absürd ve basit.insanlar ayrıntılarla meşgul olurken esaslar kenarda bekliyor ne yazık ki.yazılarınızı takip ediyor,dilinizi de begeniyorum.gönül isterdi ki yazınıza karşılık olarak yazmadan bir çırpıda söyleyiverseydim.dilerim bu basit mevzular ülke gündeminden ve blogunuzdan çabuk insin.
Anubis
1 Haz, 2007
Bu olaydan sonra benim lise zamanımda 3 yıl boyunca yaşadığım bir olay aklıma geldi dinle alakalı olmayan bir devlet lisesinde okudum din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin sınavlarında zayıf alırdım ve her zayıf aldığımda öğretmenim elindeki muhterem boyun eğmez ismindeki kalın tahta ile elime vurur ve sızlayan ellerimle önümdeki dilekçeye imza attırırdı ve dilekçede birdahaki sınavdan 90 almazsam disipline gideceğim yazardı herkes özgürlük falan diyor ama kimse bu ülkede müslümanlığın dayatıldığını farketmiyor yada farketmek istemiyor. Dinde özgürlük çok ilginç gerçekten …
Cugy
1 Haz, 2007
Görüşlerinizi samimi buldum. Gerçekten durum o kadar yüzeysel açıdan yaklaşılmaması gereken cinsten. Ama benim en çok takıldığım konu, bir ailenin çocuklarına bir dini aşılamaya hakkı olup olmadığı. Birçok dinde çocukları da kendi dinine bağlı yapmak bir görevdir; ancak, bu ilerleyen dönemlerde çocuğa acı çektirebilir. Bırakınız çocukluk dönemini, ergenlik ve sonrasındaki yetişkinlik dönemlerinde bile aileler din ve ahlak baskısı yapmaktalar çocuklara. Ahlak ne kadar göreceli bir kavram ise bir insanın inancını kendi seçtiği biçimde yaşama, ya da herhangi bir inanca bağlı olmama özgürlüğü o kadar gerekli bir olgudur. Türkiye’nin yüzde kaçı müslümandır bilemem ama, bahsi geçen rakamların abartı olduğunu tahmin ediyorum. Bir insanın nüfus cüzdanında “dini” diye bir bölüm olması ve kişi doğar doğmaz bu kimliğin içine doğması ne kadar acayip şeydir, bunu da anlayabilmiş değilim.
Teşekkürler.
Talha Can
3 Haz, 2007
Elinize sağlık…
Anonymous
18 Kas, 2008
bence okullarda din dersi olmalı.namaz kılınıyor ülke elden gidiyor teranelerinede katılmıyorum.gençlere eğer dini eğitim verilmezse uyuşturucu vsye daha erken bulaşıyor.ahlaksızlıklar artıyor vs vs.