Nerede Kalmıştık?
Durakladıysan, silkin ve yoluna devam et! Neredeyse 1 ayı aşkındır boş bıraktığım blogumuzdan herkese tekrar merhabalar. İnsanız… Sorunlarımız var. İçinden çıkamadığımız bir sürü sorun peydahlayabiliyoruz hayata dair, kendimize dair. Ben de kendimce yarattığım, yaratıklandırıldığım bir sorunun içinde debeleniyordum bir kaç aydır. Sorunun kendisini boş vermek lazım şimdilik. Bu yazıda üstünde duracağım şey, sorunlara karşı göstermiş olduğumuz reflekslerimiz. Hayatı kaçırmak nedir sizce? Okulunuzu aksatırsınız… Okumanız gereken şeyleri okumazsınız… Yazmanız gereken yazıları yazmazsınız. Sanki tüm bunları yapınca (daha doğrusu yapmayınca) tüm sorunlarınız çözülecek ya! Yok öyle bir şey elbette. Hayatın akıp gittiğini, ödenmemiş faturalardan, kaçırılmış derslerden anlarsınız. Anlarsınız da, biraz geç olur her seferinde. Sorunun kendisi sorun olmaktan çıkar bu noktada. İlk başta yaratıklandırdığınız sorununuza tutunarak yaşamınızı sürdürmeniz, işte asıl sorun budur artık. Sorunlu zincirleme hayat tamlaması! Oh ne ala! Sorunsuz hayatlar, pembe panjurlu evler sadece kitaplarda ve sinemalarda amenna… Ancak öyle bir dalmışsınızdır ki… Uyanamazsınız, arada bir sizi yoklayan kâbusları saymaz isek… Bir yandan birilerini suçlamak geçer içinizden, suçlarsınız da, kısık sesinizle yeri gelir bağırırsınız… Olmaz ama… Çözemezsiniz. İşin komik yanı çözüm o kadar basittir ki, bu basitliği kabul edemezsiniz. Daha alan gerili bir şeyleri hak eder yaşadıklarınız, yaşamak istedikleriniz çünkü… Zorlarsınız… Zorlarsınız… Ve sevgili babamın dediği gibi yorulursunuz… Bugün fark ettim ki, kaçırdığım trenlerim var ardı ardına kalkmış. Bu kalkan trenler geri gelmeyecek… Ancak biliyorum ki o trenlerin gittiği yere yürüyerek de gidebilirim. Kim bilir belki otostop da çekerim. Velhasıl ne olduysa oldu “yazamadım”. Yazamadım derken aslında yazdım. Yazmaya başlayıp bir kısmını yarım bıraktığım, bir kısmını bitirip, “olmamış bu” diyerek bir köşeye ayırdığım bir çok yazı var bilgisayarımda. Yazı yazmamak bir yandan beni oldukça rahatsız ederken yukarda anlatmaya çalıştığım ruh hali yüzünden bu rahatsızlığı da görmezden geldim uzun bir zamandır. “Nerede yazılar?” diye soran, yeni yazı yazılmamasına rağmen gün aşırı sayfaya uğrayan herkesten ve kendimden özür diliyorum. Bir daha olmayacak umarım bu hayata dair aksaklık. Bir yere kaybolduğumuz yok!
Yerdeysen ayağa kalk!
Her neredeysen ortaya çık ve buradayım de.
Hayat varlığının kanıtını istiyorken her nefes alışında,
“beni bu el de pas geçin” serzenişlerin eninde sonunda sana patlıyor!
Sana patlıyor be adam… Ne olursa sana oluyor işte…

(Henüz değerlendirilmemiş)
ali aktürk
4 Mar, 2008
hoş geldin cağatay.. Yola devam evlat…
ucanbalik
4 Mar, 2008
hoşgeldin cağatay..
dediğin gibi, sorunlarla yüzleşmek pek kolay değil. Yazını okuyunca aklıma şu şiir geldi. Böyle bir dönemden geçtiğim günlerde, her sabah dua eder gibi bu şiiri okurdum. Sana da ışık tutması dileğiyle..
Butun etrafindakiler bir panik icine
dustugu ve bunun sebebini senden
bildikleri zaman
Eger sen kafani dik tutabilir ve itidalini
kaybetmezsen,
Eger herkes sana guvenmezken sen
kendine guvenebilir,
Ve onlarin guvenmemesini de hakli gorursen.
Eger beklemesini bilir ve beklemekte de
yorulmazsan
Veya hakkinda yalan soylenir de sen
yalanla is gormezsen
Yahut senden nefret edilir de, kendini
nefrete kaptirmazsan
Butun bunlarla beraber ne cok iyi, ne de
cok akilli gorunmezsen…
Eger tahayyul edebilir ve hayallerine esir
olmazsan,
Eger dusunebilip de dusuncelerini gaye
edinirsen
Eger zafer ve yenilgi ile karsilasir
Ve bu hokkabaza ayni sekilde
davranabilirsen,
Eger agzindan cikan hakikati bazi
alcaklar tarafindan
Ahmaklara tuzak kurmak icin egilip
bukulmesine katlanabilirsen
Yahut omrunu verdigin seylerin bir gun
basinin uzerine yakildigini gorursen,
Ve egilip, yipranmis aletlerle onlari
yeniden yapabilirsen,
Eger butun kazancini bir yigin yapabilir
Ve sonra bir yazi mi, turam mi oyununda
tehlikeye koyabilirsen…
Ve kaybedip yeni bastan baslayabilir,
Ve kaybin hakkinda bir kelimecik olsun
birsey bile soylemezsen
Eger kalp, sinir ve damarlarini
eskidikten cok sonra bile isine yaramaya
zorlayabilirsen
Ve kendinde onlara “dayan” diye bir
iradeden baska bir takat kalmadigi
zaman dayanabilirsen…
Eger kalabaliklarda konusup faziletini
koruyabilirsen
Yahut krallarla gezip halka ait huylarini
kaybetmezsen,
Eger ne dusmanlarin ne de sevgili
dostlarin seni incitmezse,
Eger, -hic birini fazla olmamak sartiyla-
butun insanlari sevebilir
Eger bir daha donmeyecek olan
dakikayi, altmis dakikalik bir mesafe ile
kosup durdurabilirsen…
Yeryuzu ve butun ustundekiler senindir.
Ve -dahasi- sen bir insan olursun
oglum!…
Rudyard KIPLING
esraa
5 Mar, 2008
evet uzun zamandır yazılarınızı takip etmeye çalışıyordum ama bloğunuza geçerken uğradığınız çok net görülebiliyordu seyahata çıktığınızı düşünmekteydim ama sağlık olsun seyahate de çıkamdıysanız bile hoş geldiniz :)) lütfen misafir gibi durmayınız sizin bloğunuzmuş gibi rahat ediniz:)
yazınız için tek cümlelik bir yorum: hayatı biz kaçırmayacağız esas olan hayat bizi kaçıracak :) trenleri biz kaçırmayacağız trenler bizi kaçıracak :) ama neredee?? başarabilen varsa kutlarım …
saygılarımla başarılarınızın devamını dilerim …
sebze
5 Mar, 2008
çözümlerin basitliğinden bahsetmişken sen, konuyla ilgili iki dize de benden.
“biliyorum sebebini bir bir biliyorum
öyle kolay kendisi söylemesi kurtulması öyle kolay
kolaylığından sıkılıyorum
kurtulmak elimden gelmiyor”
yormamak lazım bünyeyi
Aslı Altınok
5 Mar, 2008
Yine bir küçük yazı fikriyle blog’umu açmış; ama, yazmaya ayırdığım zamanı diğer bloglara göz atarak geçirecekken ve yazmayı “yine” erteleyecekken… bana da bir teşvik oldu sözleriniz. “Yazmadan kalkmak yok bilgisayarın başından!” dedim. :) Yeni yazılarınızı bekliyoruz.
troy
6 Mar, 2008
her çıkışın bir inişi, her inişin bir çıkışı vardır. düşmeden dik durulmaz derler. hoşgeldin.