Nazım Hikmet’i Anlamasanız da Olur!

Nazım Hikmet’in aramızdan ayrılışının ardından tam kırk altı yıl geçmiş. Ne yalan söyleyeyim, eğer gazeteye bakmasaydım haberim olmayabilirdi. Radikal’deki haberde geçen yıl Nazım Hikmet’e hükümet tarafından vatandaşlık hakkının geri iade edilmesinden bahsediliyordu. “Bu saatten sonra verseniz ne vermeseniz ne” diyenler olacaktır tabii, hatta AKP Hükümeti zamanında bu hakkın geri iade edilişine burun kıvıranlar da olabilir. Ne var ki objektif bir şekilde baktığımızda, kötü olmamıştır. Bu rezalet en azından ‘yazılı’ olarak son bulmuştur. Yoksa Nazım gibileri binlerce kez vatandaşlıktan çıkarın, milyonlarca kez vatan haini ilan edin, bu vatanın gerçek sahiplerinin kalplerinden, beyinlerinden söküp atamazsınız! Gücünüz yetmez!
Kafamı bozan bir şey daha var. Nazım Hikmet’i bir sahiplenme, bir ‘anlama’ yarışı var toplumumuzda. Bu çabalar popülist kaygılarla yapılmasa canım acımayacak ne var ki öyle değiller pek! Bu tarz çabalara yabancı değiliz aslında, ilk aklıma gelen bir Deniz Gezmiş örneği var mesela, O da sahiplenildi yıllar sonra, popüler kültür malzemesi oldu, neyse… Nazım Hikmet’e dönersek, bu adam benim için dünyanın en iyi şairlerinden birisidir. Bunu çok fazla şiir kitabı okuyamamama rağmen kendisinin okumadığım şiirinin çok az olduğuna inancıma bağlıyorum. Son derece öznel bir değerlendirme yani. Fikirleri, mücadelesi, zihnim ile örtüşüyor mu örtüşüyor, ona da amenna. Kadınlarla olan ilişkileri konusunda kitaplar okumasam da şiirlerinden bildiğim kadarıyla ’sevmek’ nedir bilen bir adam!
“Nazım kimdir?” diye sorulduğunda ne dersiniz şimdi? Politik, dünya görüşlerini görmezden gelerek, bir kaç şiirini severek ve kendince yorumlayarak Nazım Hikmet’i anlamak mümkün olabilir mi? Misal meydanlarda;
Dörtnala gelip uzak asya’dan
akdenize bir kısrak başı gibi
uzanan bu memleket bizim.
demek yeterli midir? Nazım Hikmet’in Komünist olduğunu bilmeyenimiz yoktur herhalde? Enternasyonali savunan bir adamın kimi milliyetçi – ulusalcı kesim tarafından sahiplenilmesi de ilginçtir. İşine gelenin, kendince yorumlayabileceği bir iki mısra ile Nazım’ı kendi tarafına çekmeye çalışması düpedüz sahtekarlıktır!
Nazım’ın şiirlerini sevebilirsiniz, aşkları size ilginç gelebilir, amenna. Bunlar olmayacak şeyler değil, ancak Nazım’ı sahiplenmek demek çok başka bir şey. Popüler kültürün ögeleriyle bir insanı, ideolojisini özümsemek mümkün değildir. Hele hele Nazım gibi ‘dava adamlarını’ 2009 yılında anlayabilmek hiç kolay iş değildir. Empati yapabilecek durumda bile değiliz!
Aslında daha sevecen bir yazı yazmak için klavyenin başına oturmuştum ama… İdare ediniz, hafif sinirlendim sanki!
Ustanın en sevdiğim şiiri Yaşamaya Dair’in Genco Erkal tarafından yorumu ile de bu yazıyı bitiririm ben. :)

(+5 puan,7 kişi değerlendirmiş.)
Çağdaş Kemaloğlu
16 Haz, 2009
Çok arkadaşım var anlattığınız gibi.Yazarlar bir yerlere ; Komunizm , Deniz Gezmiş , Sol .. Adam olduklarını sanarlar.Kültür sanarlar bunu..Aslında sorsam sence nedir komunizm diye..Saçmalar durur.Nazım Hikmet Ran’ada aynı şekilde bir muamele.Ne söylemek istediğini anlamadan tuttururlar Nazım Hikmet diye..
f.ferdi durusulu
28 Tem, 2010
çağatay dostum merhaba
üstadın ölüm yıldönümü için kaleme aldığın yazı çok güzeldi emeğine sağlık.
bende doğum günü için kaleme aldığım bir yazımı sen ile paylaşmak istedim.
NAZIM HİKMET RAN ANISINA…
doğa ana ; tan vaktinde aşık,
seher vaktine, melankolik !
kurmuş sofrasını ,tüm renkleriyle
güneşin doğuşunu selamlamakta..
nedir doğmak!
bir ana, bir de babadan..
ile başlayan bilimsellik mi?
basit midir, bu kadar !
rahime düşen bir ceninin
serpilmesi midir doğmak!…
yaşayabilme ihtimalini
yüzde hesabına vurmak mıdır!
Doğmak ki;
her gün aynı tat ile yaşamak,
yeni güne, güneş olabilmek,
ayak izlerini evrene sunarak;
hikmet sahibi nazım’ın yolunda olmaktır doğmak!
arkandan gelenlere rehber olmaktır
özellikle de bugün değil,
hergün doğabilmektir!…
Nazım’ın neferinde;
emekçilere doğmak,
insana insan olduğu için doğmak,
tüm aleme doğmaktır!..
doğan güneş gibi ;
yarınlar da aşk güneşini
görebilme ihtimalidir doğmak!..
dört nala gelip uzak asyadan
bu memleket bizim! demektir doğmak!..
tirkayi; aşkını son kibrit çöpü gibi saklayıp ,aşk ateşi için;
yıldırım düşmesini beklemektir doğmak!..
kayınlar karlı da olsa;
o ormanda
yürüyebilmektir doğmak!
gülhane de ki ceviz ağaçlarında gizlidir doğmak!
piraye’sine sunduğu ,
aşk kokan dizelerde ki;
bulutlarla yüklü haberlerde gizlidir doğmak !
kalemi her ele alışta; aşk-a
yine,yeniden doğabilmektir!..
Doğmaktır nazımca!
Doğabilmektir hikmetlice!
Doğumu anlamaktır piraye de!
Ölümü unutmaktır aşk için doğan günlerde!
Doğum günlerini ;
günübirlik olmaktan çıkartan ,
nazım’a doğmaktır ,doğmak!…
f.ferdi durusulu