MHP ve Gençleri

Dün akşam ekşi sözlükte bir başlık dikkatimi çekti. “Selçuk Üniversitesinin Ülkücülerinin Yemini” başlığında bir videodan bahsediliyordu. Yorumlamaya başlamadan önce isterseniz ilk önce söz konusu videoyu izleyelim


Nasıl yorumlamak gerekiyor şimdi bu görüntüleri? Münferit bir olay mıdır bu? Yoksa değiştiği, modernleştiği söylenen MHP kadrolarının pek değişmediğinin kanıtı mıdır? Yoksa “ne var ki bu görüntülerde? Her şey gayet yolunda” mı demeliyiz? Milliyetçiliğin çıkış noktasına baktığımızda imparatorlukların sonunu hazırlayan Fransız Devrimi’ni görüyoruz. Fikirler de insanlar, toplumlar gibi durağan değildir ve evrimleşir. Peki bu izlediğimiz görüntülerde milliyetçilik kavramının evrimine mi şahit oluyoruz?

Videodaki “yemin” den ziyade gençlerin hal ve davranışlarını yorumlamamız daha doğru olacak diye düşünüyorum. Öncelikle hemen dikkatleri çeken kıyafetler. Beyaz gömlek, yakalar iki yana açılmış. Tercihen siyah ceket ve pantolon… Siyah ayakkabılar. Lafı uzatmadan söyleyelim, “Kurtlar Vadisi” ile son derece popüler olan bu giyim tarzını benimsemişler. Bunda ne var ki? Elbette bir şey yok. Açıkcası mevzu bahis takım elbiseyi ben de çok seviyorum. Ancak bu takım elbiseyi giyince kollarım açılıp, sert bir bakış takınıp caddelerde yürümüyorum. İşte bu arkadaşlar bunu yapıyor ve bunu yaparken Kurtlar Vadisi’ndeki Çakır‘ı, Polat‘ı referans almaktan çekinmiyorlar. Bu ergenlik hezeyanlarının MHP üst yönetiminde, en azından modernleşmiş olduğu söylenen kademelerinde yeri olduğunu düşünmek istemiyorum. Kaldı ki Devlet Bahçeli’nin beyanatları da hep modernleşme yönünde, heyhat meclise bir katili milletvekili olarak sokanlar da kendileri, bunu da unutmamak lazım.

Ülkü ocaklarının ve bünyesindeki “eğitim”in nasıl işlediğini bilemiyoruz ama ekranlarımıza yansıyanlardan görebildiğimiz kadarı ile bu kitle ile ortaklaşa bir fikir alışverişinde bulunmak zor. Yineliyorum, ekranlarımıza yansıyan kadarı ile. MHP içinde saygın akademisyenler yok mu? Elbette var, Sayın Bahçeli’de bunlardan birisi ama, gündelik hayatta başbaşa kaldığımız ve partinin sesi-kemiği olan grup ne yazık ki onlar değil, bu ekranlarda gördüğümüz arkadaşlar. Geçtiğimiz ay MHP’li bir arkadaşım “bu insanlar en büyük sorunumuz zaten, çok büyük yükler partiye” diyordu. İyi de madem MHP rahatsız bu kitleden, tasviye edebilir bu Kurtlar Vadisi gençliğini partiden. Veya daha zahmetli bir yol seçilecek ve bu savrulup gitmeye hazır gençler, gür sesle yeminler etmekten, hazırol da bekleyip, 4. sınıf bir Kurtlar Vadisi sahnesi yaratmanın dışında, politik söylem üretmek adına eğitilecekler. Ülkü Ocakları adı verilen yerler denildiğinde “çete”, “reis”, “ağabey” gibi şeyler akıllara gelmez o zaman.

Partinin yapması gerekenleri söyledikten sonra üstünde durmamız gereken şey, biraz daha temele inmek. Bu gür ve heyecanlı, tehtitkar duruşları ile bir bakıma “meydan okuyan” gençler neden milliyetçiliği bir fikir, incelenmesi, üstüne kafa yorulması gereken bir şey olarak değil de, bir zırh, bir kalkan, kim zaman da sorgusuz sualsiz savunulması gereken bir “değer” olarak görüyorlar? Milliyetçilik üstüne Tanıl Bora‘nın bu ayki BİRİKİM DERGİSİ’nde çok güzel bir yazısı vardı. İstatistiki verilere de dayanan bu yazıda, yükselen bir tehlike olarak (ki son günlerde adı çok duyulan ılımlı islam korkusundan daha elle tutulur korku öğelerine sahiptir, Dink suikasti ve 18 Nisanda Malatya’da bir yayınevinde gerçekleştirilen katliam ilk aklımıza gelenlerden…) Milliyetçilik ele alınıyor. Referans olarak da “Milletin Bölünmez Bütünlüğü” adlı bir çalışma kullanılıyor. Adı geçen çalışma, TESEV Yayınlarından çıkan, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın Demokratikleşme programı çerçevesinde “Milliyetçilik Ekseni” başlığı altında yürütülmüş. Söylemleri radikal sayılabilecek kişilerin pratikte bu söylemleri ile çelişen bir çok davranışının olduğunu vurguluyor yazı. İdeolojinin katı ve sorgusuz olarak benimsenmesinin bir neticesi bu.Misal, Yukarıdaki videoda “emperyalizme ve her türlü emperyalizme” karşı and içtikten sonra kaç kişinin coca cola içip içmediğini merak ederim ben.

Bir önceki paragrafın başındaki soruya dönecek olursak; Bu gençler gerçekten neden milliyetçiliğe sarılıyorlar? Öncelikle MHP’nin genç lise mezunu, özellikle de erkekler arasında tercih edildiğini ve örgütlendiğini not edelim.Gelir ortalamasında da, yoksul kesimden AKP kadar oy alamayan MHP’nin orta gelir düzeyindeki kesimden gelen oylarla mecliste olduğunu da belirtelim. Bu bağlamda ortagelirli ailelerin çocuklarının tercihi diyebiliriz MHP için. Hal böyle olunca, milliyetçilik tercihi biraz daha anlam kazanıyor. Yoksul birisi için ne derseniz deyin, vatan, millet gibi söylemlerden önce ama en önce ekmek gelir. Oysa ki ortahalli bir ailenin çocuğuysanız ve siyasetten pek söz edilmeyen, sıradan bir yapı içinde ise bu aile, okulunuzda vatan, bayrak, silah, kitap diyen kişiler size çekici gelebilir. Bir kere savunul
duğu, üstüne konuşulduğu şeyin hiçbirimizin tereddütsüz savunacağı “vatan” dan geliyor olması, bu söylemleri savunmamayı bir anda vatan hainliğine dönüştürebilir. Hele ki o yaşlardaki gençler arasında.

Elbette bir de topluluk, kendini güvende hissetme durumları var. Ancak bu ideolojiden uzak bir yan oluşum. İdeolojinin sağlamlığı-doğruluğu olmadan bunun bir partinin çizgisi olduğunu kabul etmek isterim ben. Bu çizginin de yılmaz savunucuları olacaktır parti üyeleri. Gençlik kolları da elbette en dinamik yanı olmalıdır partinin ama, bir kaç sloganvari söylem üstü, ceplerde “kelebek” taşıyan, her an kavga etmeye hazır bu vatansever gençler ve Reisleri ile bu işler olur mu? Bu şekilde örgütlenmiş ülkü ocakları ve gençleri suç işlemenin cazibesinden uzak kalabilir mi? Komiser abileri, bilmemkim dayıları ve Reisleri ile özellikle Lise yıllarında bir kez olsun karşılaşmışsınızdır onlarla. Bu bir realite ve MHP yönetimi bu gençleri kazanmak yerine, bu şekilde sokağa saldıkça da devam edecek. Üniversitelerde MHP’nin az ama öz örgütlenmeleri sayesinde satırlar, tehtitler hız kesmeden sürüyor. Devlet Yurtlarında hiç kalmadım ama maceraları çok dinledim. Ankara Dil Tarih ve Coğrafya’da daha bir kaç ay önce satırlar konuştu. Nisan ayında Gazi Üniversitesi’nde Uzun saçlı ve küpeli öğretim görevlisi “Burası Gazi o küpeyi takamazsın” denilerek beş kişi tarafından dövüldü! Bunları unutmamak gerekiyor. Hal böyle olunca bu insanlardan korkmak için gayet yeterli nedenlerimiz doğuyor.

Sözlükte yazmıştım, yineleyeceğim.
Bu görüntüleri, aklı başında mhp’lilerin nasıl yorumlayacağını merak ediyorum. gerçekten merak ediyorum.

Saygılar efendim…