Kalemin dili yoktu Nis11

Tags

Öne çıkan Yazılar

Bunu paylaşın

Kalemin dili yoktu


Kalemin dili yoktu, bu yüzdendir ki konuşamazdı.

Tükettiği tek şey kendisiydi kalemin. İsminin tükenmez olması bir şeyi değiştirmiyordu. Tükettikleri sadece kendisiydi. Eskisi gibi değil ki kalemler, doldurulsun, yenilensinler… Dolmakalemler ne şanslılar oysa, kıymetleri biliniyor, en baş köşede, en önemli kağıtlara benliklerini kazıyorlar.

- On tanesiii biiii liiraaaa bii liraaaa. Gel abiii gellll, ofiste, evde, okulda, her yerde lazımm… tükenmez kaleminnn iyisii buradaaaaaaa. Geellllll.

Kalemin dili yoktu, bu yüzdendir ki konuşamazdı.

İçi sızlıyor olmalı herhalde değil mi? Korkuyor olmalı. Siyah, kirli bir poşet içinde, gün ışığı görmeden, tükeneceği günü bekleyen tükenmez kalemlerden biri olmak kolay mıdır?

- Yirmi tane alayım ben.
- Hemen abi.
- Çin malı değil mi bunlar da… Her yerdeler yavv her yerde…
- Çin malı japon işi abicimm, buyur… On taneeesiiii biii liiraaaaa geelll geeeelllll…

Kalemin dili yoktu, bu yüzdendir ki konuşamazdı.

Nasıl bir duygu acaba satın alınmak. Bir elden bir ele geçmek. “On tanesi bir liradan” bir hayata sahip olmak. Gün ışığına kavuşmak sızısını alır mıydı kalemin? Kim bilir belki bir devlet memurun eline geçerdi. Evet evet, bunun heyecanını duyuyor olmalıydı, devlet memurları tükenmez kalemleri en iyi kullanan kişilerdir. Kalem ilk başta yazmayınca sinirlenip çöpe atmazlar çünkü, nazikçe bilyasına hohlayarak, donmuş olan ucuz çin mürekkebinin çözülmesine uğraşırlar.

- Oğlum, gel kalem istiyordun, Sirkeci’den aldım bak bakalım yazıyor mu şunlar.
- Yazmaz onlar…
- Yahu gel al işte kızdırma adamı. Okulda kullan diye aldık, roman yazasın diye değil!!
- Tamam, tamam… Yazıyor işte.

Kalemin dili yoktu, bu yüzdendir ki konuşamazdı.

Binlerce kilometre ötede on yaşlarında bir çocuk paketlemişti kendisini. Üstünde onun emeğinin kiri varken, şimdi burada olmak, burun kıvrılmak, üzer mi acaba bu tükenen hayatı? Bir an önce kırılmayı mı diler, yoksa kuytu bir köşede unutulup yıllarca huzur içinde tozlanmayı mı? Yoksa intikamını mı almak ister, en nadide gömleğe ucuz, çin malı mürekkebini kusarak?

- Yapmaaa….
- hahaha.
- Ya durr yapmaaa…


Kalemin dili yoktu, bu yüzdendir ki konuşamazdı. Bu yüzdendir ki ben tercüman olmaya çalıştım, arkadaşımın tükenmez kalemine… Tabi tükenmez kalem denirse artık… İçini çıkarıp, kalan ince tüpe, defterinden kopardığı kağıt parçalardan mermiler hazırlayıp kız arkadaşına fırlatıyor, “tüf tüf” yaparak, sataşıyor…
Önümdeki sırada, çıplak bir halde uzanan bit tükenmez kalem içi var, dili olmayan, üstünde on yaşlarında bir işçinin emeği olan, binlerce kilometre yol katederek parçalanıp “tüf tüf” yapılan…

- Ahh yeter ama ver şunuuuu!!!!
- hahaha, al be napıcaksın kii

“Çattt” diye bir ses gelir, geriye kalır on dokuz.

Kalemin dili yoktu, bu yüzdendir ki konuşmadı!