Hrant Dink’i Vurdular!
Hrant Dink’e kıymışlardı ya…
Hani tam 1 yıl önce saat 15.00’te, Agos Gazetesi’nin önünde, ensesinden vurmuşlardı ya…
Gazeteciydi ya hani. Neydi ki günahı?
Senden benden farklı düşünüyordu belki ama Anadolu’yu senden benden de iyi biliyordu.
Anlattığı Anadolu Hikâyelerinde Türk – Ermeni ayrımcılığından öte birkaç damla gözyaşı olurdu. Ben öyle bildim en azından.
“Yok!” dediler ama. Türklüğe Hakaret etti dediler. Hedef gösterme yarışına girdiler. Veli Küçük’ü, şusu busu 301 Panayırında en ön saflardan yerlerini ayırtmışçasına mahkeme girişlerinde hazır ve nazır olarak bulunmaya başladılar! Bu esnada birilerinin Ağabeyleri de boş durmuyordu herhalde bu esnada. Ogün’e yol yordam öğretiyorlardı herhalde… Sözün kısası “Plan yapıyorlardı plan!”
Öldürdünüz be Hrant’ı… Sorgusuz sualsiz, gözlerinin içine bakamadan, vurdunuz ensesinden, arkasından…
Akşam vaktiydi, arkadaşım “Dikkat et, bir gazeteciyi vurmuşlar, etraf karışık” diyordu bundan tam 1 yıl 10 gün önce. Kim acaba diyerek koştum eve. Her kanal canlı yayında, hepsi Harbiye’de… “Hrant Dink Öldürüldü, vuruldu…” bantları ardı ardına geçiyor her birinden… Okkalı bir küfür savurup çıkmıştım dışarı. “Bir insanın hayatı, bir kurşunun fiyatına denk midir? Bu kadar ucuz mudur?” sorularına hamasi gözle değil de insani gözle baktığınızda çok fazla anlam ifade etmeye başlıyorlar. Gerçekten de Hrant Dink bu şekilde ölmeyi hak etmemişti tıpkı bu Dünya’daki herkes gibi. Ama vurdular… Acımadan, ense kökünden… Türklüğün üstündeki leke böylelikle silinmiş oldu birilerine göre… Oysa birisi çıksa, “Türklüğün üstündeki leke filan silinmedi, sadece lekenin üstünü biraz daha kan ile boyadık” dese ne olacak? Yalan diyorsun mu diyeceğiz? Hem sevmiyor muyuz kan ile boyamacılık yapmayı? Militarizm ülke evlatlarına o kadar güzel aşılanıyor ki yurdumda, ilköğretim – lise çağındaki gençler “kanlarından yaptıkları, boyadıkları) Türk Bayrağı ile Yaşar Büyükanıt’ı duygulandırıyorlar.
Türk milletini üstündeki lekenin daniskasının, aşağılamanın en büyüğünün TCK 301 ve 301 çocuklarının, Ogünlerin – Samastların olduğunu ne zaman göreceğiz? Hrant Dink’in yaşıyor olması mı, yoksa Beyaz Bereliler gibi sözde bir kahraman sınıfının yaratılması mı daha tehlikelidir? Her beyaz bereli birisini gördüğümde irkilmem mi doğru olan? Kimileri bu soruma, “Beter ol!” bile diyebilir. Yine bu aynı kişiler “Hepimiz Hrant’ız Hepimiz Ermeniyiz” sloganının arkasındaki ruh halinden de bihaber, ağızlarına geleni saymaktan durmadılar. Durmuyorlar da. Son yıllarda yükselişe geçen “Ulusalcılık – Milliyetçilik” benim tabirimle “evcilleştirildiği zannedilen Faşizm” ne Hrant’ı koruyabildi bu ülkede, ne de ders çıkarabildi. Teknik, mahkeme tutanakları – detaylarla boğmak istemem sizleri, ancak süreci takip eden kişilerin bilebileceği gibi, Hrant Dink Cinayeti’ndeki ihmaller, görmezden gelişler, cinayet günü polislerle, jandarma istihbaratı ile yapılan telefon görüşme kayıtları… Yok yok resmen. Yok yok!
Bu rezaletin ardından yaşadıklarımız yüreğimize su serpeceği yerde, daha da sinirlendirdi bizleri. Türk Bayrağı önünde fotoğraf çektirme yarışından “plan yapmayın plan” isimli güzide provokatif türkümsü ile doruğa ulaşan cinayeti ve zanlıyı “övme” suçu “beyaz bere”lerle daha da sokağa indi. İşportacılar beyaz bereler ile ceplerini doldurdular, evlerine ekmek götürdüler…
Hrant Dink Cinayet’i ne bir ilkti ne de bir son olacak. (Dünden Bugüne öldürülen gazeteciler hakkında detaylı bir derlemeye şuradan erişebilirsiniz) Hrant’ı simgeleştirmeye karşı olanlar, bu kadar fazla anılmasının, gündemde yer almasını anlayamıyorlar. “Agos Gazetesi daha önce ne kadar satıyordu, şimdi ne satıyor?” diye soruyorlar. “Hrant Dink diye birisi var mıydı daha önce biliyor muydun ki?” diye de soruyorlar. Hrant bir tabu, bir yücelik kurumu olarak görülmemektedir. Ne anma toplantılarında, ne de kendisi hakkında konuşurken. Hrant’ı mitleştirmek Hrant’a yakışmayacak bir şeydir. Hrant Dink öldürüldü! Neden? Farklı düşünüyordu. Yaşadığı ülkenin demokratik, özgürlükçü bir toplum olduğuna inançla, fikirlerini “korkmadan” beyan etti. Bunun sonucunda önce 301 ile yargılandı, sonra öldürüldü… Bu yaşanılanları siyasi-politik bir bakış açısı ile değil de sadece yan komşunuzun başına gelmiş olaylar zinciri gibi görmeye çalışırsanız, hiçbir şey hissetmeseniz de içiniz bir “cız” eder.
Hrant Dink’in cenazesindeki kalabalığı başka türlü açıklamanın yolu yoktur. Kalleşçe, yüzsüzce, şerefsizce, sırf farklı bir şeyler söylüyor diye, sırf Ermeni olduğunu kısık sesle söylemediği için, sırf bu sebeplerden ötürü öldürüldüğü için binlerce insan sesini kısmadı o gün “Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Hrant’ız” diyerek bağırmanın sebebi burada yatmakta işte! Hrant Ermeni Kimliğinin bedelini ödedi memleketimizde. Ne kadar utansak azdır!
Hrant Dink Cinayeti’ni ve son dönemde meydana gelen diğer etnik-siyasi kaynaklı, yetkililerin “milli duyguları kabarmış gençler” olarak niteleyip, “münferit olaylar” listesine aldığı bu faşizan saldırıların örgütlü, planlı, devletin birçok kademesi ile iç içe yapıldığı artık bir gerçek. Bu gerçekle yaşamak zordur. Bu gerçeğe sahip bir ülkede mücadele etmek, demokrasi – adalet için mücadele etmek zordur. Hrant cinayeti ne son cinayettir ne de ilk. Belki kimilerinin listesinde üstü çizilmiş bir isimdir Hrant Dink. Ama bir yandan bir şeyleri sorgulamaya başlayan Türk Genci için de bir milattır belki de. Dedikleri gibi, Hrant ölmeden önce çok fazla bilinmiyordu belki. Evet, Agos Gazetesi şimdiki kadar satmıyordu belki. Çok acı böyle bir çıkarsama da bulunmak ama şimdi milyonlar Hrant’ı biliyor. O milyonlardan yüz binler farkında Hrant’ın neden öldürüldüğünü.
Tam 1 yıl 10 gün önce öldürüldü Hrant Dink. Biz de 10 gün önce Hrant’ı anmak, cinayet davasının sahipsiz olmadığını, bu utancın sahiplerinden birisi olduğumuzu avazımız çıktığınca haykırmak için Taksim meydanından Harbiye’ye, Agos Gazetesi’nin önüne doğru yürümeye başladık. Harbiye Askeri Müzesi’nden yukarısı trafiğe kapatılmıştı. Kalabalık muazzamdı. Sloganlar yükselmeye başladı. “Hepimiz Hrant’ız Hepimiz Ermeniyiz”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği”, “Katil Devlet, Hesap Verecek” atılan sloganların başında geliyordu. Saat 15:00 e gelirken tam bir sessizlik içinde saygı duruşunda bulunduk. Hrant için, Türkiye’de siyasi-etnik cinayetlerin son bulması için. Sonrasında Oral Çalışlar ve Rakel Dink konuştular. Rakel Dink o yanık, içi yanan sesiyle “keşke yaşasaydı, 301′den hapiste olacaktı.” dedi. Gelin çıkın şimdi işin içinden. Hrant Dink keşke öldürülmeseydi, keşke 301 olmasaydı, keşke şu milliyetçi duygular içinde yaşayan gençler ve onların ağabeyleri ve o ağabeylerin amirleri biraz daha “insan” olabilselerdi. Olmadı… Olamıyor… Ama bir gün olac
ak! İnanmak gerekiyor Dostlar. İnanmadan, mücadele etmeden olmuyor çünkü!
Anma töreninde yapılan konuşmaların ardından yapılan anons, sessizce dağılmayı söylüyordu. Katılanların büyük bir çoğunluğu da buna uygun şekilde Şişli ve Taksim yönünde dağılmaya başladı. Ancak ne var ki böyle toplanmaları kendine hep fırsat bilen, bir grup Taksim yönünde yolu kapatarak yürümeye başladı. İşte basında “Hrant Dink Anma töreninde çıkan olaylar” denen olaylar bundan sonra başladı. Anma töreninde neredeyse hiçbir olay olmadı. Sadece kalabalığın fazlalığından bir müddet sonra polis barikatları, katılanların da desteği ile kaldırıldı… Konserve kutusu olmaktan kurtuldu katılımcılar…
Taksim meydanına kadar sloganlar atarak gelen grubun anma töreni ile bu noktada bir bağı kalmadığını söylemeye gerek yok. Ancak ne var ki, İstiklal caddesinde Tünel tarafında polisle karşı karşıya gelen göstericilerin cezası, anma törenine katılan binlerce insana kesilmeye çalışıldı. Bunun yalan – yanlış olduğunu vurgulamak boynumuzun borcudur. Çünkü biliyorum ki o anma törenine Hrant Dink’in bir yazısını bile okumamış yüzlerce insan katıldı. Sokak ortasında bir adamı arkasından vurmanın utancını içinde hisseden kişilerdi bunlar. Oluşan bu kamuoyunu kimsenin kirletmeye hakkı yoktur!
10 gün öncesini unutmak çok kolay değildir. Ama ileride unutmamamız gereken bir süreç var. Hrant Dink Cinayeti Davaları! Agos’un önünde 10 gün önce toplanan kalabalığın en azından üçte birini hak ediyor bu davalara destek için giden kişilerin sayısı. Sayımız ne kadar çok olursa sesimiz o kadar yüksek çıkıyor çünkü. Sesimiz ne kadar yüksek çıkarsa, Ogünlerin, Fatihlerin avukatlarının tükürükler saçarak yaptıkları hakaretlerin sesi bastırılıyor!
Sadece Hrant Dink için, Ermeniler için değil, Türkiye için, Türkiye’nin daha yaşanılır bir ülke olması için sesimizin daha gür çıkması şart!
Anadolu topraklarında yaşamak herkese nasip olmuyor. Bu toprakların yeşerttiği kültürel panayır ortamına silah sesleri denk düşmüyor! Korkmadan bir kez daha söylemek gerekiyor;
“YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ”

(Henüz değerlendirilmemiş)
doğancan
29 Oca, 2008
ühü ühü ühühü hırant dinki vurdular.
bırakın bu ayakları artık, bırakın.
bull
29 Oca, 2008
Hrant Dink 1905 yılından bu yana öldürülen 81. gazeteci. Kimisi Dink gibi, Mumcu gibi, Göktepe gibi, Sahattin Ali gibi, fikirleri, inandığı ve savunduğu ilkeler yüzünden öldürüldü… kimisi cinsel tercihi yüzünden öldürüldü, Baki Koşar gibi. Kimisi farklı bir etnik kimliğin savunusunu yaptığı için… kimisi solcuydu, kimis sağcı, kimisi islamcıydı, kimisi milliyetçi. kimisi kürttü, kimisi türk, kimisi de ermeni.
kimisini devlet dediğimiz güç öldürdü… polisine dövdürdü, katiline silah verip tanımadığı isimlerin üzerine saldırttı, terör örgütlerine karşı eğittiği islamcı militanlara öldürttü. kimisini halka linç ettirdi. kimisini kaçırıp işkence etti, cesedini tem otoyoluna bıraktı.
kimisini terör örgütü kendine tehdit olarak algıladı, öldürdü… islamcılar laik dedi öldürdü. Kürtler, Türk dedi öldürdü. Türkler Kürt dedi öldürdü.
kimisini mafya vurdurdu… işine taş koyduğu için.
hangisini kim neden öldürürse öldürsün; ölenler mesleklerini yapmaya, yani bizim haber alma özgürlüğümüzü korumaya çalışıyorlardı.
Hrant Dink’in öldürülmesine üzülmeyebilir bu ülkede bazı insanlar. üzülmek ne kelime sevinebilir bile.
ama unutmamak gereken Dink birt gazeteci olarak görevini yapmaya çalıştığı için öldürüldü. Gazeteci olduğu için öldürüldü. Ermeni olduğu için öldürüldü. İnsan olduğu için öldürüldü.
İçimizdeki insanlığı onu öldürerek öldürmeye çalıştılar. sadece onu mu diğerlerini de bu nedenle öldürdüler.
Yasını tutmak yetmez. Başkaları da öldürülmesin diye mücadele etmek gerekir…
Onur
29 Oca, 2008
Hrant Dink, Türkiye’de düşünce özgürlüğünün ne durumda olduğunu gözler önüne seren 81 gazeteciden biridir. Mevzuubahis 81 gazetecinin tümü gibi kendisi de ölüdür, öldürülmüştür.
Çünkü bu toprakları sevmek; bu topraklarda yaşanan haksızlıkları eleştirebilecek kadar sevmek; bu toprağın insanlarını uykudan uyandırmaya çalışacak kadar, bu topraklarda insanca yaşamın mümkün olabileceğini haykıracak kadar sevmek; ille de, sonuna dek, kırmızı çizgileri geçene dek konuşacak kadar sevmek;
maalesef ölüm demek, öldürülmek demek..
İşte tam da bu yüzden, bu adi, kirli ve kokuşmuş döngüyü kırmak için, “ya sev ya terket”çi zihniyeti hakettiği kanalizasyon çukuruna yollayabilmek için, Hrant Dink’in arkasından umutsuzca ağlamak değil, dişleri sıkıp, öfkeyle ve inatla süreci takip etmek gerekli. Hrant’ın anısına sahip çıkıp hesabını sormakla asıl yeşertilen şey, bu topraklarda hasret kalınandır, insanca ve adil bir yaşamın ta kendisidir çünkü..
gökçe
30 Oca, 2008
ölümlerin, hala kurbanların dinlerine, ideolojilerine göre değerlendirildiği ve kurbanlara duyulan sempatinin/öfkenin, katliamlara bakış açısını etkilediği bu ülkede; yeni kurbanlar olmaması için, hepimizin fikirlerimizle, onurumuzla ve hiç olmazsa azıcık okuyup araştırarak hayata bakmamız gerek. düşünenler onursuzca öldürülüyor ya da susturuluyorsa, düşünmeyenler, pasif olanlar masum değildir. eğer hala göz göre göre bu ülkede bir gazeteci öldürülüyor ve sonrasında hiçbir soru cevabını bulamıyorsa, hiçbirimiz masum değiliz. etiketlemek, ırk-din-dil ayrımı yapmak kanlarımıza işlemiş. bu akışa dur diyecek olan yine bizleriz. ellerine sağlık çağatay.