Çağatayca: "Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz." Jiddu Krishnamurti

Gençlik mi Hatalı Siz mi?

BeğenmedimBeğendim (Henüz değerlendirilmemiş)
Loading ... Loading ...

Newton’un hareket yasasına karşı geliyoruz!
Tepkisizleştiriliyoruz!

1980′lerin başında veya az öncesinde doğan gençler hep tepkisizlik, apolitlik ve bireysellik sıfatları ile anıldı. Argümanlar da hazırdı, 1980 Darbesi, Özal Dönemi, Televizyon ve sonrasında bilgisayar bağımlılığı, okuma alışkanlığının kaybolması…. Daha gider bu!

Tüm bunların doğruluğunu “genel” anlamda tartışacak değiliz ama, bir anne veya bir baba, kendi çocuğu için “tepkisizleşti bunlar, hiç gazete okumuyor, hep bilgisayar başında!” deme hakkına sahip midir? Kendi karnene sıfır yazmak gibi bir şey bu. Pes etmişlik, bıkkınlık bu!


Yönlendirme bu noktada çok önemli hale geliyor. Bir aile elbetteki kendi ideolojisini çocuğuna bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde aşılamak isteyecektir. Doğrusu nedir peki? Çocuğu özgür bırakmak, kendi kararlarını vermesini sağlamak. İşte problemin en büyük çıkış kaynaklarından birisi bu, çünkü özgürlük ile başıboşluk arasında gerçekten çok ince bir çizgi var. Bu sınır kontrolünü yapabilmek için de güçlü aile bağlarına ihtiyaç var.

Güçlü aile bağları denildiğinde Türkiye’de akla gelen, kısmen muhafazakar ailelerdir. Daha özgürlükçü ailelerde ise bu bağlar çok sıkı değildir. Burada bir çelişkimiz ortaya çıkmakta. Hem muhafazakar bir aile olacak aile bağlarının güçlü olması için, hem de bu aile yapısında modern anlamda bir özgürlük sağlanacak çocuğa.
Zor…

Modern ailelerde neden bu bağlar kuvvetli olmuyor? Cevap basit aslında, anne de baba da çalışıyor. Bu çekirdek ailelerde çocuk sayısının ikiyi geçmediğini düşünürsek bu çocuklar yalnız kalıyorlar. İşten yorgun argın gelen anne baba da kendi derdine mi yansın, çocukla mı ilgilensin? Haftasonları kültürel aktivitelerle belki bu açık kapanmaya çalışılıyor ama ne kadar?

Oysa geleneksel bir Türk ailesinde, anne evdedir hani, anne de çalışıyorsa bir dede veya nine evde değilse bile yakınlardadır. Bir sürü kardeş vardır etrafta… Kreş de neymiş pehh…

Tepkisizlik demiştik.
Ailelerin genel anlamda yaptığı bir hata var. Çocuğu bir başına bırakmak. Bu nasıl oluyor?
Bilgisayar ile efendim. Bilgisayar ile oluyor.
Toplumun bir numaralı yasal uyuşturucusu ile!

Abartma diyebilirsiniz ama abartmıyorum, bir kaç gün önce bir arkadaşım ile yaptığım sohbette arkadaşım şöyle diyordu,
“…annem çocukluğumdan beri hep sıkıntı yarattı benim üstümde, kontrolcü, baskıcı vs… Baba da var ile yok arasındaydı, bir kaç yıl önce çözümü buldum. Anneme bir bilgisayar aldım. Şimdi kafam rahat tüm gün bilgisayar başında, internet kesildiğinde evde dönmeye başlıyor, internet varsa sorun yok…”

Ters bir örnekle göstermeye çalıştığım bilgisayar-internetin gücü işte bu kadar büyük!
Çocuğunuz ayak altında mı dolaşıyor, çok soru sorup rahat bırakmıyor mu? Çok mu yaramaz, derslerinde başarısız mı, arkadaşı mı yok… Al bir bilgisayar, koy eve, bir de yüksek hızda internet…
Vallahi kesin çözüm. Çocuk artık odasından çok az çıkmaya başlayacak, derslerini internetten bulduğu bilgilerle (kopyala-yapıştır usülü) , eline kalem almadan, zihnine işlemeden yapıp yüksek notlar alacak, internetten bulduğu arkadaşları olacak, sınıf arkadaşlarının adlarını unutacak, bir de sevgili edinir oradan… Değmeyin keyfinize sonra.
Tüm bunlar olurken çocuğunuzla övünebilirsiniz de, “Bizim oğlan/kız bilgisayarı çok iyi kullanıyor valla” şeklinde.


Çocuğu bu şekilde hayattan izole eden şimdi 1980 Darbesi, Özal Dönemi’midir? Demiyorum ki ’80 sonrası dönemde ilkokuldan başlayarak verilen eğitimde çocuklar bir ot gibi yetiştirilmemiştir. Ancak belki de bu süreçten ebeveynler de etkilendi? Bu konu hakkında anne babalardan gelebilecek bir savunma da şu şekilde olabilir pekala; “çocuğumuzun siyasi olaylara karışmasını istemedik, rahat etsin dedik”.

Geçmişte acılar çekmiş aileler için ilk bakışta mantıklı ve doğru bir savunma şekli bu, ama bu gençlere (bizlere) iyilik yerine kötülük getirdi. Bu anlayış hala devam etmekte ve 1990 ve sonrası doğan jenerasyonun durumu bizimkinden çok daha vahim.

Sırf polislerin gazabından çocuklar korunsun diyerek, dümdüz bireyler sardı dört yanımızı. Bir dünya görüşü yok gençlerin (iyi veya kötü farketmez)!
YOK! YOK! YOK!


Sadece sürüklenen bir kitle var…Kendini ifade edemeyen, rüzgar nereden eserse oraya sürüklenen. Hakkını yememek lazım büyük bir kısmı futbol konusunda bilgili ve derin görüşlere sahip bu gençlerin. Sporun ötesinde “Forever BJK, FB, GS” tarzında beyanatları arabalarının camlarını, evlerinin duvarlarını işgal etmekte.
Nasıl diyeyim, sorgulamayan bir jenerasyon oluşturdunuz ey çocuğunun kılına zarar gelmesin diye tir tir titreyen anne ve babalar! Bravo size. Ertuğrul Özkök’ün yazılarını sorgusuz sualsiz kabul eden bir nesil yarattınız, AFERİM!
80′ dönemini suçlu ilan edip durdunuz, “bu çocuk niye böyle, niye böyle” dediniz ama, asıl izolasyonu sağlayanın kendiniz olduğunu kaçırdınız!

Umutlu olmak istiyorum da nafile. Bu sürüklenen gençlik içinden kaçı ne yaptığının (ne yapmadığının) farkına varıcak ve “Ne yapıyorum ben?” diyerek, msn başında geçirdiği iki saatten feragat edip bir gazete okuyacak, onu zaman gösterecek.

Saygılar efendim.

  • aslında öss sınavı hakkındaki yazınıza yorum yapacaktım ama bu yazınıza ilk yorumu ben yapayım dedim , can alıcı bir konuya değinmişsiniz internet bilgisayar ve çocuk görünüşte evet çok güzel bir eş kenar üçgen oluşuyor ama bu üçgenin içine girdiğiniz an dışardan gözükdüğü gibi çok da güzel olmadığı nı görüyor ve yaşıyorsunuz , evet tepkisizlik bana necilik ,aman bana bulaşmasında ne iyilik nede kötülük daha doğrusu bencillik ve bunu çocuklarımızada yapıyoruz benim çocuğum öncelikle, hatta o yorulmasın diye tepkisini bile anne ve babalar ifade ediyorlar doğru mu yapıyorlar dersiniz bence hayır , hayır ,hayır peki bu çocuklar yada gençlik hayatı nasıl öğrenecek ayakları üstünde durmayı nasıl başaracak onun için ZARARIN NERESİNDEN DÖNERSEK KARDIR derim geriye kalan sağlar bizimdir derim, ey anne ve babalar uyanın kıymetli hazineler olan evlatlarımız için uyanın hayat hiç te sanal değil hepsi gerçek, bu farkı gösterin … bilgisayar ‘a gelince çocuklarımız için sakıncalı olduğunu düşünüyorum gerçi büyükler içinde sakıncalı olabilirde rotasından saparsa sağa sola falan …kontröllü bir şekilde kullanılmasını yada uygulanması nı tavsiye edebilirim ben bunu başarabilmek için çok çaba verdim ve başardım da başarılamaması için hiç bir sebep yoktur , konunun ana fikrine gelirsek etki ve tepki vermeyen bir toplum oluyoruz ki ilerde heralde hissetmeyen bir toplum yolunda da ilerliyoruz …. başarılarınızın devamını dilerim saygılarımla…

  • @esraa
    Çok haklısınız. Hissetmeyecek olan bir toplum yolunda ilerliyoruz. Artık tenefüs aralarında yüzü kızararak, kuytu bir yer bulup, sevdiğine, en masum haliyle çıkma teklif eden ortaokul öğrencileri, lise öğrencileri yok, varsa da çok çok az. İş “msnini verseneee” ye dönmüş durumda. “Çok şükür ki ben bu duyguları tattım” deme noktasına geldiysem, geldiksek, yazık bize… Sırf Türkiye için değildir bu laf da, biz de böyle de başka bir yerde farklı mı sanki…

  • Sırf polislerin gazabından çocuklar korunsun diyerek, dümdüz bireyler sardı dört yanımızı. Bir dünya görüşü yok gençlerin (iyi veya kötü farketmez)!
    YOK! YOK! YOK!

    ….
    ya da YOK YOK YOK, yerine
    YÖK YÖK YÖK de diyebiliriz..

    ‘kayıp nesil’ dedikleri bu olsa gerek. İnternet ile yok olan bir nesil. Hani, çok fazla eleştireMiyorum. Bu ülke 4-5 kere askeri müdahale gördü. Daha bir kaç ay önce bir muhtıra ile demokrasiye müdahale edildi. 28 şubatta binlerce kişi fişlendi. 12 Eylül’de denizler idam edildi. Yazık ki 12 eylül askeri darbesinin karşısında yer alanlar, demokrat bildiğimiz insanlar, muhtıra bir başkasına yapıldığında ‘ama lı’ cümleler kurmaya başladı.

    Konunun biraz dışına çıktım. Ama biraz o pencereden bakmak istedim. Bu halka demokrasiyi çok gördü, cumhuriyetin imtiyazlı çocukları, bir-iki burjuva..

    Hal böyle olunca, düşünmekten korkar olduk. Düşünmekten korktuk ve bizi biz yapan şeyi kaybetmeye başladık.

    Ülkemde en çok okunan yazar, haydar dümen. ee toplum bir şekilde uyuşturulmalı. eltiye sütlüye karışmasın, cunku..

    mesela, Cumhuriyet gazetesine atılan bombaların ne malı olduğunu sorgulamamalı, hrank dink’in derin ağabeylerle ilişkilerini araştırmamalı, mesela..

    konuyu biraz dağıttım sanırım. kusura bakmayın. ama mevzu öyle derin ki..

  • tamam belki çoğu genç sokaklara dökülüp bağırmıyor olabilir,bilgisayar başında uzun saatler geçiriyor da olabilir.ama ben özellikle şu dönemdeki lise-üniversite gençliğinin çok da suskun,tepkisiz olduğunu düşünmüyorum.sadece tepkilerini ortaya koyacakları bir sandık ve ya bir olay bekliyorlar ki;bence en iyisi bu.bekleme döneminin uzunluğu endişe verici olabilir ama bence siz yine de telaşlanmayın.günümüzde gerçekten de bilinçli bir nesil yetişiyor,internet sayesinde herşeyden haberdar,sanıldığı gibi msn de sadece erkek/kız muhabbetleri yapmayan,siyaset,ekonomi,sosyal imkanlar hakkında görüşleri olan ve bunları savunabilen bir nesil…
    şu da bir gerçek ki;aileleri zamanındaki karışıklıklar ve darbeler yüzünden siyasetten,bir görüşü savunmaktan alıkonulmaya çalışılan bu bireyler bugün siyasete balıklama dalmış durumda.seslerini duyurabilecekleri platformlar aramakta.işte sizin tepkisizlik dediğiniz şey sadece bir bekleme dönemi.kimse tepkisiz değil!
    tabii bu benim fikrim…
    sevgilerimle…

  • sevgili jill,
    Söylediklerine gerçekten inanmak istiyorum ama, inanmak pek elde değil.

    Anlaşılıyor ki, içinde bulunduğun çevrede insanlar düşünüyor, fikir üretebiliyor ve kendini ifade ediyor.

    Ama kendi çevremizden çıkıp Türkiye’ye şöyle bir baktığımızda işler hiç öyle değil. Daha geniş bakmalıyız. Bu çok zor değil. İnternet sayesinde elimizde çok güzel veriler sunan siteler var. Hemen sayalım, yonja, sosyomat, 80630 benim bildiklerim. Benim bilmediğim bir o kadar daha site vardır illaki.
    Bu sitelerdeki profiller kimlere ait efendim?
    Bilgisayar kullanan, çoğunluğu üniversite öğrencisi veya mezunu insanlar. Profillerin çoğunda göreceğin klişeleşmiş ve standartlaşmış fotograflardan mı başlayayım, yoksa bu kitlenin bayan kullanıcılara gönderdiği muhteşem içerikli mesajlardan mı…? Bu kitle mi bekliyor şimdi?
    Kim bekliyor?
    Diyebilirsin ki bu sitelerde bir azınlıktır. Ama siyasetle ilgilenen internet kullanıcısı gençlere oranla büyük bir çoğunluktur.
    Balıklama siyasete dalan gençler nerede?
    Ben neden bilmiyorum…? Genç siviller gibi ufak gruplardan bahsediyor olabilirsin ama bu oluşumlar çok ama çok azınlık, genele bakalım diyorum ısrarla. Kendi küçük dünyamızdan dışarı bakalım!

    İnternet sitelerinden herşeyden haberdar gençlik acaba televizyonda hangi dizinin ne zaman başladığını mı daha iyi bilir yoksa MGK kaç ayda bir toplanır onu mu bilir?

    Yahut bu gençlik yakın geçmişini bilir mi? Yakın tarihini bilir mi?
    Resmi tarihçilik dışında bir şeyleri canı sıkılmadan okur mu?

    Son derece karamsar ve sert yazıyorsam bağışla ama durum böyle.

    Sevgiyle..

  • okuma, araştırma özürlü bir toplum olma yolunda ilerliyoruz. (belki de olduk, yine de iyi niyetimi, umudumu kaybetmek istemiyorum ) Bu şekilde bir toplum yetiştirmek istediler bunu da başardılar diye düşünüyorum.

    Gençlerin birçoğunun siyasetten haberi yok, olanlara da ” aa, işin mi yok senin kuzum, bak mango indirime girmiş ” şeklinde alaycı ve küçümser gözle bakıyorlar. Biz tüketen bir toplumuz, maalesef üreten bir toplum olamadık. Elimizin altında her şey var, internet, kütüphaneler istesek bunların hepsini araştırmak için, öğrenmek için kullanabiliriz. Ama yapmıyoruz, niçin? Bilinçli değiliz.

    Ben 68 kuşağında yaşayanlardan utanıyorum. O zamanki insanların o imkasızlıkta araştırıp, bu kadar kültürlü ve beyinleri dolu ve bilinçli bireyler olmalarından, bugünkü şartlarda onların sahip olduğu imkanların belki 100 misline sahipken, tırnakları bile olamadığımızdan utanıyorum.

Bu yazıya gelen yorumları Rss Beslemesinden takip edebilirsiniz! RSS 2.0 feed.

Additional comments powered by BackType