Ekşi Sözlük Eleştirisi
Ekşi Sözlük’ü eleştirmek son zamanların modası oldu. “…yüzü olmayan insanların istediği hedefe serbest atış yaptığı bir hakaret yuvası!…”ndan “yılansı fare çocuklar“a dönüşmeyi başardı.En son “paganografik” gibi bir kelimeyi de yoktan var ettirerek görece gücünü göstermiş oldu. Ancak tüm bu yorumlar, eleştiriler hem çok dışarıdan geldi, yani sözlüğün iç dinaminiğini bilmeyen kişiler tarafından, hem de olabildiğince kişisel kaldı. Yani kendisi hakkında iki satır kötü yazı yazılan köşe yazarları sarıldılar kaleme, veryansın ettiler Ekşi Sözlük’e. Bu tarz yazıları her gördüğümde sözlüğün adam gibi bir eleştiriye ihtiyacı olduğunu düşündüm hep. Bu yazı da bu ihtiyaçtan ortaya çıkmaktadır.
Ekşi’yi eleştirmeye başlamadan önce, tüm bu eleştiri yığınından ötede olan bir akademik çalışmadan kısaca söz etmek lazım. Sayın Maral Erol’un “iktidar teknoloji ve maskulinite” adlı akademik çalışması örnek olay olarak Ekşi’yi incelemesi bakımından değerli bir kaynaktır. Akademik bir dil içermeyecek olan bu eleştirinin amacı ise Ekşi’nin şu anki durumu göz önüne alındığında, ürettiği şeylerle üretebileceği şeyleri kıyaslamaktan öteye gitmeyecektir. Kişiler bazında Ekşi’yi ele almak en büyük yanlış olacağından, Ekşi bünyesindeki bazı genellenebilecek davranış kalıplarını eleştirmek bir o kadar doğru olacaktır.
Ekşi sözlük Neye Hizmet Ediyor ?
1999 yılından beri aktif olarak içinde bulunduğum (2000 yılındaki atılmam sayılmazsa ) Ekşi’den öğrendiğim şu oldu. Burası bir eğlence sitesi. 2+2=4 ne demekse bu internet sitesinin hem kuruluş hem de kullanıcılar tarafından ağırlıklı olarak kullanılma sebebinin bu olduğunu görüyoruz. Bu o kadar alenen ifade ediliyor ki sitenin altındaki uyarı yazısı şu şekilde başlıyor; “Bu sitede yazilanlarin hicbiri dogru degildir.” Site kurucusu tarafından bu uyarının (bilgilendirmenin) yapılması çok önemli aslında. Çünkü sizin ciddi ciddi yazdığınız bir çok yazıyı pratikte çürütmese de kağıt üstünde bitirecek bir yoruma neden oluyor. Site sizden eğlencelik şeyler yazmanızı söylemese de rica ediyor. 1999 yılında siteye ilk başvurumu yaparken Sedat Kapanoğlu’na yolladığım kendimce espirili olan bir paragrafın ardından şifremi ve kullanıcı adımı istemiş olmam, sitenin o dönem neye ihtiyaç duyduğunun da bir belirtisi gibiydi.
“Eğlence”.
1999 dan günümüze ne değişti peki?
Her sosyal varlık gibi Ekşi’de evrimleşti. Hem görünüşü bakımından evrimleşti, hem içinde bulunduğu toplum evrimleşti… 1999 yılında sadece bir e-posta ricası ile kabul edilen üyelik sistemi bir müddet sonra otomatikleşmeye başladı. Bu otomatikleşme aslında Ekşi’nin bir alt kültür ögesi olmaktan, popüler kültüre geçişini simgeleyen bir değişimdi. Keza öyle de oldu. Özellikle 2002 yılında yapılan alımlarla sözlük popüler kültürün bir parçasıydı artık. Medyada tanınmaya başladı Ekşi. Ünlüler, “acaba benim için ne yazdılar” diyerek sözlüğün kapısını aşındırmaya bu dönemde başladı desek çok da yanlış olmaz. Ekşi sözlük bir bilgi hazinesiydi gerçekten bu insanlar için. Kendileri hakkında milyarlarca para harcayıp yaptıracakları araştırmaları tek bir tıkla bedavaya bulabilecekleri bir “veri hazinesi”.
Ekşi popüler kültürün içinde yer almaya başladığında, sivri yazılar artık daha sıkı ayıklanmaya başlandı. Sözlükte dolaşan sivil polis dedikoduları artık ciddiye alınmaya başlandı. Eskiden esamesi okunmayan T.C.K anlamlı hale geldi. Bundan doğal bir şey olamazdı çünkü Ekşi bir yandan da para kazanmaya başlamıştı! Ekşi’ye reklam alınmaya başlandığındaki tartışmalar gerçekten görülmeye değerdi. popüler kültür ve alt kültür çatışması gibiydi bu tartışmalar. Sonunda elbette “para” kazandı. Tüm bunları “Neden böyle oldu?” diye değil, böyle olması gerekli idi diyerek anlatıyorum. Başka türlü Ekşi’nin hayatta kalması söz konusu olamazdı. Günümüze gelecek olursak Ekşi Sözlük şu anda Türkiye’nin en çok ziyaret edilen internet sitelerinin ilk onunda yer almakta. Azımsanamaycak bir reklam gelirine de sahip. Son kullanıcı alımları için şu ana kadar 67098 kişi başvuruda bulundu. Şu anda 12774 aktif yazarı var.
Ekşi Sözlük ve Sahip olduğu Enerji
Ekşi’nin kullanıcı sayılarına baktığımız zaman bir kasabayı, ilçeyi değil, neredeyse bir il nüfusunu görmekteyiz. Bunu iki satırda yazdığınız zaman bir şey ifade etmeyebilir. Şu şekilde düşünün bir de. Bir şehrin tamamına, diyorsunuz ki “al sana kağıt kalem, YAZ! Durmadan yaz…” Bütün bu şehir halkı da, günlük hayatı bir kenara koysun (bu konuya da değineceğiz) önceliğini yazılara vermiş olsun… İnanılmaz bir enerji bu. 1990′ların başında birisine sadece bir fıkra olarak anlatabileceğiniz bir şey. Ama şu anda bu oluyor. Binlerce yazar şu anda yazılar yazıyor Ekşi’ye, siliyor, düzeltiyor, okuyor…
Ekşinin kuruluş amacından yukarıda bahsetmiştik. Safi eğlence. Bu amaç etrafında kurulan bir sitenin eğlence üretmesi gerekir elbette. Ama sözlüğün gelişmesi, sözlüğün milletvekillerinden öğretmen Ayşe’ye kadar dikkat çekecek hale gelmesi, sözlük üstünde ister istemez bir sosyal mesaj kaygısı güdülmeli isteğini doğurdu. Sosyal mesaj vermeyi espiri malzemesi yapan bir toplum olduğumuzdan bu tarz girişimler genelde bireysel oldu. Sözlüğün topyekün giriştiği sosyal etkinlikler genelde Doğuya kitap yardımları şeklinde oldu. Gerçi bu da bireysel girişimler sonucunda oluşmuş, ancak sözlük yönetiminin desteğini alarak Ekşi’ye mal edilmiş yardımlardır. Fakat Ekşi’yi asla anti demokratik bir uygulamanın karşısında veya yanında göremedik. Ekşi “ne sağcıyım ne solcu, futbolcuyum ben” diyerek her iki görüşten, en alevli yazarları bünyesine çekmeyi de başardı. Ekşi sözlük gibi çok fazla okunan bir sitede görüşlerinin yayınlanmasını kim istemezdi ki? Kullanıcı sayısı arttıkça sosyal içerikli yazılar daha da arttı. Ancak bu oranın çok üstünde, nazik bir şekilde “kaba bir eğlence anlayışına sahip” olarak tanımlayabileceğimiz yazarların sayısının da artması sözlüğü bulunmaz bir veri bankası halinden, kimilerine göre bulunmaz bir çöplüğe doğru sürükledi ve hala sürüklüyor.
Başlığı hatırlayarak sorumuzu soralım. Ekşi Sözlük’ün bahsedildiği üzere bir enerjisi var mıdır? Kullanmaktan kaçındığı veyahut kullanmasını bilmediği?
Ekşi’nin bir enerjisi var evet. Zaten bu enerji olmasa devinim sağlanamaz, hareket olmaz. Ancak bu enerjiyi bir kaos ortamına benzetmek çok yanlış olmayacaktır. Birbirinden farklı binlerce görüşten “ortak bir akıl” çıkarmak ancak dikta ile olabilecek bir şey. Veyahut o binlerce kişinin akıllanması ile olacak bir şey ki bu pek mümkün gözükmemekte. Oysa politika – siyasetten uzakta sosyal konularda bir ortak akıl çıkarılabilse bu insanların yarısından, yer gök inler. Nasıl
inler diyenler için şu örneği vermek lazım. Cihangir’de oturuyorum. Beşiktaş’ın maçları olduğu zaman 2-3 kilometre uzaktan o insanların çıkardığı sesi camlarım kapalıyken dahi duyabiliyorum bazen. İnönü stadyumu tam kapasite dolu olsa 31.000 kişi civarı bir insandan çıkan ses bu. Ekşi’nin çıkaracağı sesi bir düşünün.
Ekşi Yazarları
Kendileri hakkında fikir sahibi olunmadan en fazla eleştiri alan, fikir yürütülen ve hatta hakaret edilen yazar güruhu herhalde Ekşi yazarlarıdır. Oysa içeri de avukatından, doktoruna, gazetecisinden, öğretmenine, siyasi parti danışmanlarından sivil polisine kadar her türlü insan yer almakta. Meslek grupları yönünden değil de şu şekilde düşünelim bir de. İnanıyorum ki Ekşi içinde en psikopat, hastalıklı insan da vardır, melek kelimesini tam anlamıyla hakedecek insan da. Böyle bir ortamdan söz ediyoruz. Böyle bir ortamda göze batan kişiler sivrilikleri nedeni ile ne yazık ki pek ipe sapa gelmez kişiler olmakta. Sözlükte popüler olmuş bir çok ismin sadece komikliği (görece kötü olan) ile ünlendiğini söylesek yanlış olmaz. Bu isimlerden sadece bir kaçı gerçekten bir “üretim” sergilemiş politik olmasa da sosyal meseleler konusunda (ciddi) bir iki cümle etmiştir. (Bu durum bizi yine başa götürmekte ve sözlüğün eğlence odaklı bir yer olduğunu bize hatırlatmakta.)
Yukarıda sözünü ettiğimiz Ekşi’nin evrimleşmesi sonucu yazarların profili de değişmiştir. 1999 yılının gençleri 2008′e doğru gelindiğinde “yetişkin” ünvanını aldı, düşünceleri, espiri anlayışları yeni yazarlarla büyük farklılık gösterdi. “Nesil çatışmaları”nın kaynağında bu değişim var diyebiliriz. Bir dönem, eski yazarlardan bir kısmının sözlüğü bırakması da bu sözlüğün evrimleşmiş haline en büyük tepkiydi! Son alınan yazar alımında bu çatışmanın fazla olmaması da artık sözlüğün anılarda kalan alt kültür öğelerinin iyice eriyip bittiğinin kanıtı gibi duruyor.
Ekşi sözlüğü bir bütün olarak değerlendirdiğimizde gördüğümüz enerji kaybını aslında mikro anlamda kullanıcılar bazında değerlendirdiğimizde karşımıza daha net sonuçlar çıkmakta. Ekşi Sözlük başında geçen saatlerin “makale okumak” için harcanmış olması demek bir çok yazarın okullarını herhalde en az 1 yıl erken bitirmesi manasına gelebilir. Ekşi’de geçirilen vakit kaybından bahsederken aslında burada bir internet eleştirisi yapmaktayız. Özellikle metropol yaşamında sistemin evlere hapsettiği insanlara bir çıkış imkanı sağlayan internet, bizim konumuz dahilinde ekşi sözlük, insanları gerçek hayattan (bakkaldan, manavdan, komşumuzdan…) uzaklaştırmakta, her şeyi bir tık kadar yakın hale getirmekte. Bu bakımdan ilişkilerin mekanikleşmesi, saydamlaşması yerine, sanallaşması biraz da bu değişim yüzünden.
Ekşi bazında konuşacak olursak, saatlerin geçirilmesi bir yana, yazarların ve okurların içine düştükleri en büyük handikap sosyal çevrelerinin bir müddet sonra sadece Ekşi Sözlük üstünden oluşmaya başlamasıdır. Aslında asosyal bir insan için sosyalleşme deneyimi sayılabilecek bu durum, normal insanlar için büyük bir tehlike, büyük bir tembellik belirtisi. Ekşi kendi bünyesinde “Zirve” adını verdiği organizasyonlarla hem yazarları hem de okuyucuları buluşturur düzensiz aralıklarla. İlişkiler başlar, ilişkiler biter, kavgalar yaşanır, dedikodu her yerdedir… Ancak ne yazık ki ortak paydanız bu insanlarla ekşi sözlüktür. Eğer bu insanlarla ekşi sözlük dışında bir şeyler paylaşmayı başarabilirseniz, işte o zaman bir arkadaşınız var demektir. Bu sosyal yaşam aslında o kadar sağlıksız ki, cep telefonlarında isminiz değil rumuzunuzla kayıt edilirsiniz, isminiz yerine rumuzunuzla hitap edilirsiniz… Sözlük kimliğiniz her şeydir, evde bekleyen çocuklarınızın çok bir önemi yoktur… Tüm bu sığ ilişki ağında yeşeren ilişkilerden çok azı sağlam bir temele sahiptir. Her ne kadar son zamanlarda bir çok sözlük içi evliliğin haberleri sözlükte duyuruluyor olsa da, boşanmalar duyurulmuyor. Bilemiyoruz.
Ekşi Sözlük Yazarları entellektüellik iddiası olmayan bir güruh olsa da bu şekilde anılmayı içten içe beğenir ama bu havada elitliğin bile hakkını tam anlamıyla şu ana kadar verememiştir. Sözlük içinde çok değerli yazarlar vardır var olmasına ama, ortak akıl yaratmak konusunda ne yazık ki onlar da ya yetersiz kalmaktadırlar ya da artık bıkmışlardır, bireysel bir mücadeleleri vardır. Ekşi sözlüğün asıl sahipleri ise (ne yazık ki demek gerekli midir size bırakıyorum) kaba, belden aşşağı espirilerin, anlamakta zaman zaman zorlanılan popülist yaklaşımların sahipleridir. Bunun böyle olması da gerekmektedir. Sözlüğün reklam alması, hayatına devam etmesi için bu insanların yazılarına muhakkak ihtiyaç vardır!
Toparlarsak;
Ekşi Sözlük sözde medya ileri gelenleri tarafından, buna Okan Bayülgen de dahildir, hiçbir zaman tam manasıyla anlaşılamamış bir olgudur. Bu öyle bir anlaşılmazlıktır ki Ekşi, kendisi bile tam olarak bir fikir birliğine varamamıştır kendisi hakkında. Ancak aslolan bir şey var ki bu sitenin bir eğlence platformu olduğu fırsat bulundukça söylenmekte, o kadar da ciddiye alınmaması gerektiği vurgulanmaktadır!
Ekşi Sözlük’ün sahip olduğu enerji, bir ortak akıldan öte bir kaosu beslemekte ve onu her geçen gün büyütmektedir. Kaos ortamı büyüdükçe çekiciliği artmakta ve rağbet görmektedir. Bu sayede de para kazanmaktadır, hem de yazarlarının, okurlarının elleri, klavyeleri sayesinde! Yazı yazarken unutulmaması gereken bir şey varsa, o da Ekşi Sözlük’ün ticari yanının hiç küçümsenmemesi gerekliliğidir!
Türk popüler kültürünün sanal ayağının ele başlarından Ekşi bünyesinde kendinizce değerli olan görüşlerinizi yayınlamak, gündem oluşturmaya çalışmak sizin bileceğiniz iştir. Çok sayıda insana hitap edip bir kaç kişiyi yakalayabilmek şansı veya elitist bir duruşla bu popülerliğe karşı çıkış. İkisine de saygı duymak gerekiyor. Çünkü kendi içlerinde tutarlı davranışlar.
Ekşi Yazarlarının sosyal yaşamlarını gözden geçirmeleri gerekmektedir. Elbette herkes için değildir bu laf. Ancak, sosyal çevrenizin sadece Ekşi’den oluşması demek aynı, iki metre ötedeki bakkaldan ekmek peynir almak yerine yemeksepeti.com adresinden sipariş vermeye benzer. Hayat ne msndir, ne yazdığınız entrylerdir, hayat sokakta gürül gürül akmaktadır!
Saygılar Efendim

(+2 puan,4 kişi değerlendirmiş.)
Anonymous
17 Ara, 2007
ekşi sözlük başlığına entry olarak girilebilecekken, sözlükte başlık açıp bu blog’un reklamını yapmak oldukça enteresan.
Emrah Yalım
17 Ara, 2007
Güzel ve üzerinde uğraşılmış bir yazı efem tebrikler.
fehmi
18 Ara, 2007
okudum, beğendim.
recephilmi
19 Ara, 2007
Ekşi’den sonra bir sürü buna benzer siteler çıktı. Lafmacun, itusozluk gibi bunlar hakkında ne dersiniz?
Ali
19 Ara, 2007
bence eksi sozlugun ifade ozgurlugune dayali bir yonu de var. turk forumlarinin cogunda adminler mesajlari kafalarina gore silip degistirirken eksi sozlukte yasalara ve sozluk formatina uyumlu oldugu surece yazilan seylere dokunulmuyor. su ana kadar baska forumlarda emek verip yazdigim “sakincasiz” bircok yazi sebepsiz(muhtemelen o forumun gorusune ters dustugu icin) silindi, eksi sozlukte ise “gotumuze girebilecek” yazilar haricinde hicbirine dokunulmadi.
bunun onemi cok buyuk bence, insanlarin karsisindakini susturmaya calisip ona bagirip cagirmayi iletisim sandigi bir toplumda karsit fikirlerin az cok seviyeli bir sekilde dile getirilip adil bir sekilde catistigi cok az ortamdan biri eksi sozluk. belki de bazi insanlara karsit fikirleri hayatinda ilk defa adam gibi okuyup degerlendirme olanagi sagladi sozluk.
yine de cok umutlu olmayacagim, yazdigim onlarca entry icerigini anlama zahmetine girmeyen insanlarca yanlis bir sekilde elestirildi. neyse, buna da sukur!
Çağatay Aktürk
22 Ara, 2007
recephilmi;
Ekşiden sonra evet bir çok site açıldı. Bu siteleri ekşiden ayıran tek şey henüz ciddi paralar kazanmamaları ve görece küçük siteler oldukları için belki “alt kültür” jargonunun daha fazla olduğu sitelerdir.
Ancak 1999 yılında değiliz malum, yasalar, uygulamalar vs. tüm bunların bileşiminden doğan bir ortamda ekşi sözlük bir alt kültür simgesi idi o yıllarda.
Şimdi açılan bu siteler bu alt kültür meselesinden daha çok, olabildiğince büyümeyi istiyor. Farkedilmek bilinmek istiyor… Bunun üstüne oturup düşünmek lazım belki de.
Sultanik
22 Ara, 2007
uzun zamandır sitenizi takip ediyorum gerçekten çok bilgilendirici ve çok akıcı, başarılar dilerim
Sultanik. siteme linkinizi koydum bilginiz olsun, siteme beklerim :)
os
24 Ara, 2007
bu dışarıdaki hayatla interneti ayarlayınca, ikisinden de büyük keyif alınıyor.
Ayna-i Marzî
28 Ara, 2007
Ekşi sözlük kısmına pek değinmeden internet için olacak benim yorumum; zira sözlüğü eğlenmek için kullanamıyorum maalesef, ince espirilere ulaşabilmek için taklitten öteye gitmeyen giriler okumak zorunda kalıyorum. Bunun yerine bazen bir şeyi aradığımda cevabını bulmak için bir de sevdiğim bir kaç yazarın girilerini merak ettiğim için bakıyorum.
Gerçek hayatta çevrem, genel olarak ilgi alanlarımla alakalı değil pek. Kitap, fotoğraf, bilgisayar oyunları, film vs. hakkında konuşabileceğim pek insan yok maalesef. İnternet ortamında ise çok sevdiğim bir forum var, oradaki insanlar fikirlerim bir olmasa da, benzer zevklerim olması sebebiyle bana yeni şeyler öğreten, kendimden bir şeyler bulduğum insanlar. Mesela internetim olmadan evvel html kodları, photoshop hakkında hiç bir bilgim yokken, şimdi bir şeyler yapabiliyorum. Veya daha evvel yazma gereği hissetmediğim halde şimdi kendimi ifade edebilmem için yazmam gerekiyor, bunun için de çaba sarfetmem. Kısacası internet üretmeme yardımcı oluyor. Bu yüzden seviyorum interneti; ama işte bazen ayarı kaçırıyor insan.
Devamlı pc başında durduğunu görüyor. Böyle zamanlarda fotoğraf makinesini alıp sokaklarda gezmek, anneannenizin dedenizle çekişmesini veya bir seyahate çıkmak son derece zevk verebiliyor. Annemin de dediği gibi her şeyde ortayı aşırıya gitmeyip ortayı tutturmak lazım sanırım :)
jill
16 Oca, 2008
hersey bir yana; eksisozlugun populer olmasının ne zararı olabilir ki sacma sapan elestiriler dısında..zamanında 3 saat eksisozluk ‘okuyan’ bir insan olarak diyebilirim ki;bu site eglencelikten ziyade bana pek cok sey ogretti,hayatım boyunca dinleyecegim muzisyenleri kesfetmemi sagladı,site dısında bir iki kelam edip adam gibi tartısabilecegim insanları tanıstırdı.
eksisozluk’u iki gun okuyup sonra aaa burası cok provakatif ya da ticari ya da terbiyesiz diyenleri susmaya davet etmiyorum,konussunlar ki yazarlar sozlugun ne kadar degerli oldugunu bir daha anlasınlar.
sevgilerimle.
darknum
19 Şub, 2008
bireylerin sadece ekşi sözlük yazarı oldukları için hayatımızda yer edinebilecekleri düşüncesi o kadar saçmaki ve ne yazıktırki bu durumda bir sürü insan var.
klapej
19 Şub, 2008
Bir anlamda başarılı bir yönlendirme ile geldim. Evet sözlükteki entry yönlenmesinden buraya ulaştım.
Bu blog’un reklamını sıkça ve ısrarlıca sözlükte rastlıyorum.
Yazdıklarınızı sırf bu nedenden ötürü inanın önyargısız olarak yorumlayamıyorum.
Oldukça itici bu tutumu bir an önce bırakmalısınız.
Eğer şahane bir blog yazarı iseniz zaten gerekli hit, ve istediğiniz takdir/tepkiyi alacaksınız..
Saygılar…
Anonymous
19 Şub, 2008
aferin mi diyelim şimdi bilmiyorum ki? bu blog reklamcılığı gerçekten saçma, ekşi sözlük’e yazmayıp sonra bloga sanki başkasınınmış gibi link vermek zekice.
sözlüğe kırk yılda bir bakıyorum, en az üç kere rastladım valla nickinizi ezberledim.
Çağatay Aktürk
19 Şub, 2008
başkasınınmış gibi link verdiğimi nereden çıkardınız sayın “ismini gizleyen isimsiz”?,
blog reklamcılığı ne demek ayrıca? Bu blogta ekonomik kazanç sağlayacak bir link gördünüz mü?
Ekşi sözlükte reklam yapmak ihtiyacı duyacak son kişilerden de biriyimdir herhalde…
Saygılar…
Anonymous
29 Şub, 2008
Bu yazıya konu olan web sitesi o derece lüzumsuz ki, ağzınızla kuş tutup, dünyanın en edebi yazısını bile yazsanız içinde o sitenin ismi geçiyorsa okumaya değmez. O yüzden yazınızı okumadım. (Normalde uzun metinleri okumayı severim)
Anonymous
29 Şub, 2008
Bu arada bende ismimi gizliyorum(!) Fakat blogger hesabı almak istemediğim için.
Evet yazınızı okumadım öyle bir göz gezdirdim. Bayağı bir yazıp çizmişsiniz. Eksi sozlugun avukatı bile sizin kadar savunma yapamazdı herhalde. Ancak benim anlamadığım şey gözüme ilişen satırlarda oranın eğlence amaçlı oldugunu yazmışsınız fakat çok ağır, edebi, çok mühim gibi görünen bir yazı karalamaya çalışmışsınız.
Bence burada bir tezat var. Hem ilgili web sitesinin içindekilerin ciddiye alınmaması gerektiğini yazıyorsunuz hemde ilgili web sitesini çok fazla önemseyip böyle çarşaf çarşaf yazı karalamaya kalkıyorsunuz.
Bence eksisozluk sizin hayatınız olmuş. Sizi bilmem ama, sabahtan akşama kadar senelerce, bıkmadan usanmadan, çarşaf çarşaf yazı yazan, o kadar çok insan var ki. Bunların sosyal hayatlarının bile olmadığı çok açık. Öyle ki, bazen google aramalarında yolum eksi’ye düşüyor ve ister istemez üzerine tıklıyorum. Bir çok entry’nin altında hep aynı yazarların isimlerini gördüğüm oluyor.
Bu şu anlama gelir: Bu insanların bütün günü sözlükte geçiyor sanırım.
Vah vah ne yazık…
Yazınız için üzüldüm ben okumadıgım için boşa gitti galiba.
Saygılar sunarım beyefendi.
Anonymous
6 Haz, 2008
İsimsizler kervanına girmeyeyim ismim var çünkü, her ne kadar blogger hesabım olmasa da.Adım Kağan. VE yazıyı okuma zahmetini göstermeksizin yazıyı kavramışçasına yorumda bulunabilen zihniyeti hem küçük görüyorum, hem de yazının ekşiyi savunmaktan ziyade yerdiğini düşünüyorum.
İlla tezat aramanın da bir manası yok, atış serbest madem, atan atar.Cem Yılmaz hesabı, ortamı boş bulduk “koyuyoruz”..
Nasıl bir egodur ki sen okumadığın için (son isimsizi kastediyorum) yazının boşa gittiğine inandırıyor seni? Dünyayı kurtarabilsek muhtemelen ona da kulp takardı sen ve cinslerin.
Çağatay’ın yazısında katıldığım katılmadığım yerler var herkes gibi, bir bu kadar yazı hakkında yazı yazmak yerine, özetle bunların hepsi lazım diyorum. Ekşi de, ona muhalefetler de, çağataylar kağanlar isimsizler vs vs, varlığın parçası hepsi. Gönül isterdi tabi kaf dağından hayallerimizin peşinde olalım…
Kadir
28 Ağu, 2008
bir sözlük yazarı olarak diyebilirimki sözlük sözlüktür.bu kadar basit.
Elmas Özkök
10 Ağu, 2009
Güzel bir yazı. Ekşi Sözlük gerçekten de çok ekşidi artık.
ölümü seven
3 Mar, 2010
sonuç olarak sanal bir alem. ama çok önem verilir oldu. bu kadar çok önemsenmesini hoş bulmuyorum. ” şeyimle gülerim ” diye kötü bir laf vardır ya. o laf anlatmak istediğimi anlatıyor. şeyimizle dinlemeli ve gülüp geçmeliyiz.
ekşi de ” Allah ” başlıklı yazılara bir bakınca ” evet harbiden de bu insanlar “şey”le dinlenmeli ” denebilir.. iyiyi, kötüyü, ahlaklıyı, ahlaksızı, saygısızı bünyesinde barından ama kesinlikle saygılıyı bünyesinde barındırmayan bir site. saygılı az sayıda kişi beni affetsin. genellemeye bakarsam durum bu. hoş bulmadığım bir site.
bir de şu var. Allah düşmanı var, din düşmanı var, kuran, peygamber düşmanı var. ama bunların tam aksi yok. bu da demek oluyor ki, adil bir site de değil.
en başa döneyim. evet şeyimizle okuyup, gülüp geçelim.