Dexter’ı sevmek!

Dexter için hazırladığım kendimce bir çalışma
Komşunun köpeğini öldürerek başladığı “katillik” kariyerine Miami Polis Teşkilatı’nda Kan uzmanı olarak devam eden bir seri katili neden kendime yakın buluyor olabilirim?
Amerika’nın en ünlü seri katili olarak lanse edilen bir dizi karakteri “Dexter Morgan”. Yaptığı kısaca insan öldürmek. Üvey babasının kendisine öğrettiği kurallar dahilinde adaletin tecelli etmediği alanlarda yüzünü gösteriyor ve insanları öldürüyor.
İçindeki hastalıklı ruhu (öldürme isteğini) evcilleştiren bir katili görüyoruz Dexter’a baktığımızda. Aslında ‘insan öldürmeyi’ kansere yakalanmış toplumsal yaşantımız üzerinden meşrulaştırılmasına şahit oluyoruz. İyi ve Kötü nün sınırları ile oynanıyor ve bir katile kafamızda ‘olur’ veriyoruz. Bu bahsettiğim değerlendirme insanların genel manada Dexter’ı algılayışları içindir. Ben Dexter’a biraz daha farklı bakıyorum. Yahut farklı baktığımı sanıyorum, her neyse…
Şöyle ki; Dex’in kuralları ile pek ilgilendiğim söylenemez. Aslında Dex’in doğasında bu kurallar da yok! Karakteri kabullenmemiz için bizlere yaşatılan bir ilüzyon bu kurallar. Bir adam var ve birisini öldürüyor! Kurgu bu kadar basit aslında. Dex’in karanlık yüzünü maskelemek için söylediği yalanlar, büründüğü sevimli kardeş, sevgili rolleri… Tüm bunların ardındaki karanlık tarafına şahit olduğumuzda şanslı hissetmemizi sağlıyor diye düşünüyorum. Her ne kadar kurgu da olsa bir katilin iç dünyasında ‘iç sesleri ile’ gezinmek beni çok heyecanlandırıyor, bazen yüzümde salak bir gülümseme beliriyor. Elbette bu yorumu dünyanın en steril koruyucusunun ardından, televizyonun ardından yapıyorum, bunun da farkındayım. Ne var ki Dex’in kurbanlarını bağladığı masanın etrafındaki halleri, özellikle öldürdükten sonraki anlık rahatlama hissiyatının yüzüne yansımasını izlemek büyük bir keyif benim için. Bir de ‘kan’ gerçekten çok güzel bir şey, hayatın en güzel tariflerinden birisidir herhalde! Bir cinayetin ardından ortaya çıkan kan izlerinin bir sanat eseri niteliği taşıyabileceğini de gösterdi bize Dexter! Şimdi böyle yazınca psikopat bir katil özentisi olarak algılanmak istemem :) Dexter’ın da dediği gibi “Life is good…” Yani “Hayat güzeldir!” (Yani…?)

Çeşitli hallerde Dex karakterine girmiş ben ve kurbanlarım! :)
Bugün öğrendiğim bir gelişme var Dexter hakkında, onu da paylaşmak gerek!
Dexter iphone platformunda 3 boyutlu oyun haline getiriliyor! (http://www.sho.com/site/dexter/dexterthegame.do) Bugün biraz geç de olsa bu gelişmeyi öğrendiğimde heyecanlandım! Oyunda Dexter’ı canlandıracağız, adaletin tecelli etmediği suçlular hakkında delil toplayıp kendi adaletimizi tecelli ettireceğiz! Bildiğiniz adam öldüreceğiz! :) Oyun senaryosu 1. sezonu kapsayacak. Kurbanlarımızla konuşup, onlara suçlarını itiraf ettireceğiz… Vee… Vee… Iphone’umuz bir bıçağa dönüşecek bu noktadan sonra. Iphone’u her salladığımızda bir tarafını keseceğiz kurbanımızın, tabii çığlık ve bıçak sesleri eşlik edecek :) Biraz hastalıklı gibi ha? Sabırsızlandığımı söylemem gerek!

(Henüz değerlendirilmemiş)