Demokrasi Avcıları

Demokrasi için mücadele etmek en değerli uğraşlardan birisidir. Hele ki demokrasi problemleri ile kavrulmuş, ardı ardına açılan büyük alışveriş “şehirleri” ile donatılmış, içi boşaltılmış televizyon programları ile bezenmiş, doğal güzellikleri ile övünürken, kültürel zenginliklerini reddetme noktasına gelmiş, doğal zenginliklerini siyanüre kurban etmiş, sorgulamanın kusur, uyutulmanın (uyumanın) neredeyse bir erdem haline getirildiği bir ülkede yaşıyorsanız!
Türkiye yine bir sınav verme noktasına getirildi, bir partiye kapatılma davası açıldı. Ne bir ilk ne de bir son bu dava. Keşke son olsa. Keşke Türkiye halkı bu utanç verici tablonun muhatabı olmasa. AKP ve icraatlarını eleştirmek, sonuna kadar mücadele etmek gibi bir yol varken, sadece “söylemlerden” oluşan bir iddianame ile bir parti kapatma girişimi komik olmanın yanında unutulmayacak bir utanç kaynağıdır gözümde!
Demokrasi avcıları göz açtırmıyor bizlere. Avcıların amacı belli. Benim gibi düşünmeyenin yaşamaya hakkı yok diyorlar. Laikliğe laf edilmiş, rejim değiştirmek isteniyormuş, şuymuş buymuş… Büyük Sermaye bu ülkede AKP ile birlikte el değiştirdi. Bunu bilmeyen var mı? Ortada bir paylaşım sorunu var ve bu ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Bunu da ülke elden gidiyor diyerek yutturmaya çalışıyorlar bizlere!
Ye mez ler!
Buradan şu sonuç çıkmamalı. AKP ve desteklediği sermaye grupları iyidir, diğerleri kötüdür. Yok öyle bir şey. Son örneklerinden birisi Yörsan’da yaşanılanlardır. Sermayenin yeşili kızılı olmuyor ne yazık ki. Daha güncel örnek verelim, çocuk işçi çalıştırmayı neredeyse yasal hale getirmesi planlanan sosyal güvenlik reformu adındaki “insan kıyımı projesi” kimi korumaktadır? Sermayeyi mi emeği mi? Diyeceğim şu ki ortada Türkiye gibi olabildiğince büyük bir pazar ve bu pazarı yemek için sırada bekleyenler var. İşte bu bekleyişin bir izdüşümüdür bu kapatılma davası da!
İşin özünde bu varken kıyıma uğrayan, avlanan demokrasiden başka bir şey olmuyor. AKP 301 için hala kılını kıpırdatmamışken AKP için demokrasi savunuculuğu yapmaktan gücenmek olmaz! Demokrasi ne bireyler için, ne de topluluklar, halklar için farklılık gösterir. Demokrasi demokrasidir çünkü. Demokrasi, demokrasiden bihaber olan insanın da hakkıdır. O yüzdendir ki AKP’li misin Bizden misin tarzı çocuksu söylemlere en güzel cevap “Demokrasi yandaşıyım” demektir. Kendi içimde bu söylemi sahiplenmenin rahatlığını taşıyor olsam da, işi en zor olanlar da bu safça demokrasi savunucularının oluyor.
Türban konusunda da aynısını yaşadık, Türban yasağının anti demokratik bir uygulama olduğundan dem vururken, “türban” denen şeyi savunmadığımızı insanlar anlamakta zorlandı. Öyle ya hem AKP’nin türban politikasının popülist bir oy toplama aracı olduğunu söyleyeceksin, hem türban yasağına karşı mücadele edeceksin hem de türban denen şeyi eleştireceksin. “Kimsin?” derler adama, cevabı hazırdır, “demokrasi savunucusuyum!”
Bu ülkenin başbakanı bir şiir okudu diye hapis yattı. Yine savunduk. Yanlış dedik. Bu ülkenin başbakanı 301 ve beraberindeki cinayetler için kılını kıpırdatmadı “Katiller hesap verecek” diye avazımız çıktığı kadar bağırdık! Bu ülkenin başbakanının partisi şimdi kapatılmak isteniyor. Yine avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz! “Bu iş yanlış” diye. İsmet Berkan benden önce davranmış ve demiş ki “Konuşanlar ‘şeriat çağrısı’ yapmış dahi olsalar, onların düşüncelerini ifade özgürlükleri olmamalı mı? Biz gazeteciler için, yazarlar için, Türkiye’nin düşünen insanları için istediğimiz özgürlüğü politikacılara vermemeli miyiz?” . Parti elbette ki bir eylem aracıdır. Hatta en güçlü eylem aracıdır. Ancak bir partinin üyesi olup parti programını kabul ettiği için o insanın başka başka düşünmesine altınını çizerek söylüyorum demokratik sınırlar içinde izin verilmesi gerekiyor. Demokratik sınırlar içinde diyorum tekrar….
İşin bir başka boyutuna değinmek istiyorum şimdi de. AKP ve yandaşlarının çoğunun DTP’nin kapatılmasını istediği aşikar. Şimdi ne oluyor? DTP kapatılabilir ancak AKP kapatılamaz demek ne demek oluyor? Açıkçası demokrasi şarlatanlığından başka bir şey olmuyor. DTP ile görüşmemeyi yine popülist bir bakış açısı ile reddeden Sayın Başbakan PKK’ya terör örgütü demeyen Putin ile sarmaş dolaş olabiliyorken ne oluyor?
Sıra geldi gençlik bu parti kapatma konusunda ne düşünüyora!
Valla gördüğüm kadarı ile herkes halinden memnun. Cumhuriyeti, Türkiye’yi korumak gayesinde bir partinin kapatılmasına karşı değiller. Facebook isimli popüler komünite sitesinde açılmış olan “BAŞ SAVCIYI DESTEKLIYORUM – AKP KAPATILSIN!” grubuna üye olmuş 63.457 kişi var ve bunların çoğu genç! Bu insanlara şunu söylemek isterim. Bir partiyi kapatmak ile youtube’a erişimin yasaklanması arasında teknik farklar çok fazla olsa da ideolojik olarak çok da bir fark yoktur benim gözümde. Youtube’un kapatılmaması için mücadele vermesini biliyorken bir partinin kapatılmasını desteklemek ne oluyor? Cevabı bir kaç paragraf üstte var!
AKP ne üyesi olduğum bir parti ne de sempati duyduğum görüşlere sahip insanlardan oluşuyor. Ancak bu parti kapatılmamalı. Hele ki kapatma isteği için hazırlanan dosyanın nerede ise tamamı sadece söylemlerden ibaret ise…
Hatırlatmakta fayda var, bu gördüğümüz savaş ne bir laiklik ne de bir ülke elden gidiyor savaşı! Büyük sermayelerin arka planda yürüttüğü savaşın izdüşümü. Bu pis savaşa demokrasinin en büyük silahı olan fikir özgürlüğünü yok sayarak saldıran Demokrasi avcılarına karşı durmak ise boynumuzun borcu!
Saygılar efendim.

(Henüz değerlendirilmemiş)
Gnydgn
19 Mar, 2008
Yüreğine sağlık, çok güzel yazıp, harika saptamalar yapmışsın. Özellikle DTP ile görüşmeyen ve görüşmeme nedenini “PKK’ye terör örgütü demiyor DTP’liler” diye açıklayan Erdoğan’ın Putin ile sarmaş dolaş olması, harika bir örnek.
Çağatay Aktürk
19 Mar, 2008
@gnydgn
Sağolasın ama belirtmekte fayda var, ben de o bilgiyi şu köşe yazısından aldım. Okumakta fayda var.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=250316
Anonymous
19 Mar, 2008
evet yazinda bircok seye dokunmusun ama real gercekler ile idealist yaklasim arasinda dengeyi bulamazsak bu gemi irana yelken acar….dtp hakkindaki davaya oh olsun diyenler hakkinda dava acinca onlari savunmak gercekten demokratik idealizmin bir ornegi de olsa yasadigimiz dunyanin realitesini gozden kacirirsak demokrasi bir daha gelmemek uzre gidebilir..bu gercegide unutmamali diyorum
yavasyavas
19 Mar, 2008
“parti kapatılması yanlıştır” düşüncesinin koşullardan, zamandan ve mekandan bağımsız olamayacağını düşünüyorum. hitler sadece %30larda oy alarak geldiği iktidarı bir daha bırakmadı. almanya’da hitler iktidara geldiğinde, bir mahkeme bu partiyi kapatsaydı hiç te utanç kaynağı olmazdı.
akp olayının da yaşadığımız koşullara, bugüne ve türkiye’ye bakılarak değerlendirilmesi gerekir.
Anonymous
22 Mar, 2008
19.03.2007
Ben demokrat değilim!
Eğer “Türk demokrasisi” denilen olgu AKP’nin sergilediği tutum ve şimdiye kadar ki uygulama anlayışı ise ben demokrat olamam.
Demokrasinin d’sini bilmeyen bir zihniyetin:
— Özgürlük, eğitim ve inanç kisvesi altında Demokrasinin temel öğelerinden biri olan hukuk düzenini sorgulamaktan öte, yıpratmaya hatta yıkmaya çalışıyorsa…
— Laikliğin ilkesi olan din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını hiçbir yaptırım ile karşılaşmadan sarsabiliyorsa…
— Kanun önünde eşitlik kaidesini AKP’ye özgü bir anlayış ile yorumluyor ve hiç çekinmeden uyguluyorsa…
— Gerçekdışı beyanlar ile demokrasi ve özgürlük – özgürlük ve demokrasi diye, diye bitmez, tükenmez kısır bir döngüye girdiyse…
AKP yöneticilerinin demokrasi anlayışlarından kuşku duymak benim en doğal hakkımdır.
Demokratik tahammüller işinize geldi mi “demokrasiye” toz kondurmayın, işinize gelemedi mi yaygarayı koparıp, mazlum ve mağdur edebiyatına sığının. İyi be…
Sormazlar mı, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diye.
Sizi gidi çeyrek demokratlar, sizi…
*
RTE, devlet böyle yönetilemez!
Bilirsiniz, özdeyiştir: Lafla peynir gemisi yürümez!
Lafla, şairlik ile “peynir gemisini” yürütmeye çalışıyorlar, ama yürümüyor.
RTE kıyaslamıştı, hatırlarsınız:
Devlet yönetimini, kabile yönetimi diye.
- Yüzeysel düzenlemeler ile seçim öncesi zamsız, seçim sonrası zam furyasını patlatarak!!!
- “Reform paketi” denilen ve hangi amaçlara hizmet ettiği belirsiz düzenlemelerin Türk kamuoyundan önce AB(D) kamuoyuna sunulması ile…
- Kâğıt üzerinde kişi başına düşen milli geliri yükselterek!?
- Hayali ekonomik atılımlar ile Refah düzeyinin artması!?
- AB üyeliği!?
- Borsa, balon…
Gerçekten bu anlayış ile değil devlet, kabile dahi yönetilemez. AKP, iktidar süreci tam bir “arınamamışlık” ve iflas göstergesidir.
Daha yeni geldim Türkiye’den. HAYAT, ATEŞ PAHASI. Sözüm ona istikrar adı altında, ekonomi hesaplayabildiği bir siyasi çizgiden dolayı menfaatleri doğrultusunda hareket etmeye çalışıyor. İşsizlik aldı başını gidiyor. Küçük esnaf can çekişiyor. Gençlere istikbal nerede??? İş, aş, nitelikli bir eğitim ile uluslararası rekabet imkânı nerede? Milletin orasıyla burasıyla uğraşacağınıza gençlere bir gelecek verin! Yalnızca Allah rızkını da veriri ile olmuyor!
Türkiye Cumhuriyeti seçmeni AKP’nin “çağdaş” ve buna rağmen dininde, kitabında bir parti olduğu kanısına varmıştı. Şüphesiz AKP’nin söylemleri ve “göstermelik” eylemleri de ilk anda bu intiba’yı yaratıyordu. Tüm partiler teker, teker sınanmış ve süreç içerisinde şu ya da bu gerekçeyle seçmen tarafından onay alamamıştır. Diğer partiler vaat ettikleri hedefleri tutturamamışlardı. AKP, söylemi ile inandırıcı geldi. Ama AKP’de göstermelik hedeften şaştı ve gerçek yüzü ortaya çıktı. Seçmen eninde sonunda bunun bilincine varacaktır.
Milli Nizam Partisi = Milli Selamet Partisi = Refah Partisi = Fazilet Partisi = Saadet Partisi = Adalet ve Kalkınma Partisi = ???
Ne değişti?
Hedef şüphesiz aynı, demokrasiyi kullanarak din ekseninde bir devlet yönetimi. İşte size demokrasinin zaaflarından biri.
Kuşkusuz toplum yaşamını düzenleyen yeni bir kurallar manzumesi bulunana kadar, demokrasi kötünün iyisidir ve demokrasinin kendini savunma araçları vardır. Ama AKP bu savunma araçlarını bir, bir iptal etme gayretindedir.
Sorumluluk sahibi devlet görevlileri, görevlerinin gereğini yerine getirdikleri zaman hedef gösterilmeleri hiçbir şekilde demokrasi ile bağdaşmayan bir tutumdur. Bu davranış biçiminden hemen vazgeçilmelidir. Söylemleriniz neyin peşinde olduğunuzu açıkça ortaya koymaktadır. Seviyesiz bir şekilde kendinizi savunmaya, halkın gözü önünde ben mağdur oldum “laikler demokrasiyi engelliyorlar” oyunlarından derhal vazgeçin. Ayıptır!
Siz olsanız nasıl yorumlardınız:
RTE, AK Parti Çanakkale İl Teşkilatı tarafından Kolin Otel’de düzenlenen yemekli toplantıda yaptığı konuşmada, ”İşte bu toprakları vatan yapmak için şehit oldular. Kolay değil, hep konuşulur; olur mu olmaz mı… Olur kardeşim olur, ‘İmandır, o cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür.’ Seyit Onbaşı’yı Seyit Onbaşı yapan odur. O mermiyi ona kaldırma gücü veren odur. Hadi inkar etsinler bunu. Herhalde buna da ‘laikliğe aykırıdır’ demezler. Her 18 Mart’ta buraya geldiğimizde Seyyit Onbaşı’nın o mermiyi namluya yerleştirişini işliyoruz. Onunla hep beraber komuta kademesinden ta eratına kadar kendimize yeni bir güç devşiriyoruz. Bu bizim doğal hakkımız. Bunu kimse bir yerlere çekmemeli, çekemez.”
Seyit Onbaşı > iman gücü nasıl bir ilişkilendirme bu? Ne alaka?
Kaldırmaya gücü yetmeyen imansız mı? İnsanların imanlı olup olmadığı AKP tarafından mı belirleniyor? Rabim seni, beni, bizleri bilmiyor mu, bir aracıya ihtiyacı mı var?
RTE, siz ve partiniz artık ne yaparsanız yapın, ne söylerseniz söyleyin bir nevi gözetim altındasınız! Çünkü alakası olmasa da sizler, evirip çevirip olayları din ekseninde yorumluyorsunuz. Eskisi gibi gizli saklı konuşamıyorsunuz!!!!!!!!!!!
Zihniyet aynı, söylem aynı. Sizler ne demokrasiyi, ne hukuku nede laikliği içinize sindirememişsiniz. Eğer sindirmiş olsaydınız son günlerde yaşadıklarımıza şahit olmazdık. Önemli olan sizin gibi düşünenlerin bunu sindirip, sindiremediği değil. Hayal ettiğiniz “İslam Cumhuriyeti” hedefine ulaşma uğrunda verdiğiniz zarardır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin siyasi ve yasal bir partisi gibi bu cumhuriyetin kazanımlarını, içersinde yaşayan insanların menfaatlerini gözetmediğiniz aşikârdır. Vahim olan, isteyerek ya da istemeyerek dışta kimlerin emellerine hizmet ettiğinizdir.
Önder Gürbüz
http://www.gurbuz.net
ucanbalik
22 Mar, 2008
burada sık sık hitler örneğinden bahsediliyor. En başta kapatma davasını komik bulan ve ‘savcı çıldırmış olmalı’ gibi şaşkınlık ifadeleriyle kapatmayı bir türlü anlayamayan avrupalılar oldu. bu bağlamda avrupa’da da parti kapatmalar oluyor diyip bu kapatma girişimine meşruyet kazandırma girişimi komik duruyor.
bu bağlamda ‘[Venedik Komisyonu Kriterleri] Parti kapatmada evrensel ilkeler neler?’ başlıklı yazı açıklayıcı olacaktır..
http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=666871
Anonymous
5 Nis, 2008
Demokrasi dedigimiz olgu cagimizda sadece cogunlugun iktidari degildir. En önemli ilkesi cogulculuktur (yani cok seslilik!)AKP iktidari ise kendine muhalif gazetecilerin , bilim adamlarinin üzerine gitmekten cekinmemekte, mecliste ben ne dersem o olur anlayisindan uzaklasamamaktadir. Birakiniz önce laikligi, bu iktidar hukuka ve anayasaya uygun davranma demokratligindan (!) uzaktir. Kisaca ülkenin en saygın kurumuna güvenme zamanıdır. Hukuga ve anayasaya karsi bir ihlal varsa elbetteki bu tespit edilecektir. Burada ben demokrasiden yanayim diye elestirmek abesle istigaldir. Yapilacak sey hukuka ve anayasal düzene uygun davranmanin bu ülkede yasayan herkese ilkokuldan itibaren bir yurttaslik bilinciyle ögretilmesidir. Kurallara uymak o cok itibar ettigimiz Avrupa ülkelerinin baslica medeniyet göstergeleridir. Bunun disindaki anlayis demokrasinin sadece cogunluk yönetmi oldugunu zannetmek ve hukuka baglilik ilkesini göz ardi etmektir. Yani bir antik Yunan Kenti demokrasisidir. Türkiye’deki kafa karisikligin sebebi bu kavram karmasalidir.
-Bir dost-