Deja vu
Tatil, ah tatil…
14 gün çok çabuk geçti…
Gündemde yine cumhurbaşkanlığı adaylığı ve yine Abdullah Gül var.
Deja vu!
Uzlaşı, ortak aday gibi tartışmaların dışında, biraz gülümseyerek baktığımı itiraf etmeliyim bu çıkan tabloya. Bu tabloya gülümseyerek bakmak demek, bu tabloyu sorgusuz sualsiz kabul etmek olmadığı gibi, mevcut anayasal düzen içinde Gül’ün seçilmesinin demokrasinin bir gereği olduğunu bilmek demektir.
Bir kaç gün önce İzmir’deydim. eski İGD‘li birisi ile konuşuyorum, daha doğrusu konuşamıyorum, çünkü eski İGD‘lileri bile CHP’nin rejim korkusu sarmış. Bu ılımlı İslam, ılımsız İslam senaryoları neden aklıma yatmıyor benim? Nasıl yatsın ki? Kapı gibi askerimiz yok mu? Bu askeri zihniyet ile gerici/ilerici farketmez -radikal- değişiklikler yapmak mümkün değildir. O yüzden lütfen, ama lütfen şu rejim çığırtkanlığı bir son bulsun, gönüller bir rahatlasın.
Şimdi gelelim Abdullah Gül’e. Kendileri beni rahatsız etmiyor. Kendisi için duyduğum tedirginlik kendi kafasına göre “atama” yapacak bir kişi için duyduğum tedirginlikle aynı düzeyde. Basında son zaman fazlaca yer alan anne ve babasının görüntüleri de beni rahatsız etmiyor, malumunuz Babasının ak ve uzun sakalı bol bol yer aldı. Beni rahatsız eden, ülkenin hiç bir sorunu kalmamış gibi bu meselede takılıp kalmamız ve ilk başta belirttiğim deja vu etkisine zorlanmış olmamızdır!
Denilebilir ki, “Abdullah Gül ismi çok mu gerekliydi?”, “Hani uzlaşı olacaktı, hani ortak isim olacaktı?”. Evet bunlar birer soru işaretidir ancak cevaplaması da çok kolaydır. Millet iradesi var. Yok mu? Vallahi bal gibi de var. Halkı ne kadar aptal yerine koyarsanız koyun. Bu halk AKP’ye oy verirken Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olacağını biliyordu. Oyunu da o yönde verdi. Mevcut yasal prosedür içinde de meclis seçecekse….
Sonuç bellidir.
Nuray Mert’in Abdullah Gül hakkındaki görüşlerini kısmen ben de paylaşıyorum. Konunun başörtü üstüne indirgenmesi ve başörtülü bir “first lady”nin Çankaya’da olmasını bir zafer olarak görmenin düpedüz bir aldatma, milyonları salak yerine koyma olduğunu düşünüyorum. Kadını ikincilleştiren, büyük bir ayrımcılığı meşru kılan başörtü yasağını ancak dışişleri bakanının kızı mı delebilecek mezuniyet töreninde veyahut Cumhurbaşkanı eşi mi olmak lazım? Bunlar büyük sorulardır ve cevaplanması gerekir. Bu duruma tepki göstermesi gereken ilk kişiler de başörtülü, hakkını arayanlardan başkası değildir! AKP iktidarı boyunca başörtü sorunu için somut bir adım atmış mıdır atmamış mıdır? Şimdi Hayrünissa Gül başörtülü Çankaya’da otururken üniversitelerdeki kapşonlu, şapkalı kesime bir çözüm bulunmuş mu olacak? Cevap, “Hayır”. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde hakeden kişilerin hakettikleri yerlere atanmaları dileği ile…
Sevindiğim ve yazının ilk başında belirttiğim, yüzümün gülümseme sebebi ise demokrasinin işleyişi önünde engellerin ortadan kalkmasıdır. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı demokrasi için bir zaferden öte demokrasinin gereğidir. Açıkcası abartılmasının da gereği yoktur. İlk tur bugün yapılacak. MHP, DTP sayesinde demokrasi önündeki yapay engeller de ortadan kalktı. Türkiye’de demokrasinin Ordu’nun tekelinde olup olmadığını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Sayın Büyükanıt “Amuda mı kalkayım?” diyerek yaka silkiyordu gazetecilere. Aman paşam, Amuda kalkmayın, siyasete müdahale etmeyin yeter!

(Henüz değerlendirilmemiş)
Talha Can
20 Ağu, 2007
Bu konudaki tartışmalar dediğiniz gibi iyice yayvanlaştı ve kısırlaştı. Çok daha önemli konular duruyor Türkiye’nin gündeminde… Fakat medyamız ve bir kesim siyasimiz hala demokrasinin çizdiği yola inat gündemi bulandırmaya çalışıyor. Maalesef Türkiye’nin en büyük eksiği muhalefet, yani demokrasimizin…
Son olarak, rejim kaygısı güdenlere sormak gerek, bu ülkede rejimi değiştirmek kime yarayacak ki, en büyük zararı müstakbel gördükleri faillerin tabanına olur…
Muhabbetle…
Gwindor
21 Ağu, 2007
Dünya dönüp yeni seçimler sonuçlanıp tüm meclis ve beraberinde şartlar değişirken CHP nasıl bu derece aynı kalabiliyor ben ona şaşırıyorum. Yahu 22 Temmuz’dan önceki lafların aynısı 22 Temmuz’dan sonra da hiçbir değişikliğe uğramadan söylenmeye devam etti. Bu ülkede genel seçimler oldu, meclis baştan başa değişti bu hiç mi birşey ifade etmiyor? Bu adamlar için hiç mi birşey değişmedi? Anlayabilmiş değilim.
Gökhan Okyay
21 Ağu, 2007
Biz her ne kadar kabul edemesekte halkın yüzde 46 sının seçtiği bir hükümetin koyduğu aday paşa paşa seçilecek 1.turda olmasada 3.de seçilecek ama yine cumhurun başı olacak demokraside bu değilmi
CHP yaptığı yanlışlara aynen devam etmesi güldürüyor ama napsınlar savunucak konuşacak başka bişeyleri kalmadı tabi.