Dayım’a…

Dayım var benim bir tane… Vardı… Var… Var yahu hala var!
Bilmezsiniz siz…
Bir kaç yıl önce Beyoğlu’nda yürüyordum, bir telefon gelmişti… Annem “Dayın kanser” dedi… Ne cevap vermiştim ki o telefona? Ne demiştim ki? Hatırlasam… Ah hatırlasam….
Bilmezsiniz siz…
Dayım en küçük kardeştir kocaman ailede. Elinde tekel 2000′i, haylaz espirileri, araba merakı, hiç alamadığı teknesi ile dayım biricikti!
Bilmezsiniz siz…
Gayrettepe Emniyetini bilenler bilir! 12 eylül dönemi… Babam yakalanmış… Annemi hiç yoktan içeri almışlar… Beni de almışlar! Polisler sormuş, “Bu çocuğu alacak kimseniz yok mu?” diye. Almaya gelmemiş hiç bir akrabamız… Dayım gelmiş ama… Ankara’ya götürmüş beni… Anlatır durur(du) otobüsteki hallerimi… Ah be dayı! Ah be!
Bilmezsiniz siz…
Arabayı devrinde kullanmayı ben dayımdan öğrendim mesela… Devir saatine bakılacaktı! Yoksa fazla yakardı araba, motoru boğmamak lazımdı! Ah be dayıcım… Boğuldun bir sigara
dumanında…
Bilmezsiniz siz…
Haberi aldıktan sonra arayamadım ben dayımı, bulamadım o cesareti, geçmiş olsun diyemedim dayıma! Denir miydi ki? Denir miydi? Kaç hafta sonraydı ki? Telefonda dayım her zamanki neşeli ses tonuyla “napıyorsun yiğenim?” deyiverdi bana. Ne cevap vermiştim ki? Ah hatırlasam….
Bilmediniz hiçbiriniz dayımın dökülmüş saçları ile ilk karşılaştığım zamanki duygularımı! Görmediniz apar topar mutfağa kaçışımı… Duymadınız hıçkırıklarımı! Dayım yanıma gelip o haliyle teselli etmesini bilmiş ve “Bizler gideceğiz siz kalacaksınız” demişti… Ah be dayı! Ah be!
Bilmezsiniz siz…
Kavga dövüş bilmeyen ben ilk defa dayım için sokağın ortasında bir adamın boğazına sıktım “O adam hasta ulan hasta, dikkat et söylediklerine” diyerek…
Aydın’da bir sonbahar günüydü… Kış geliyordu, malum İstanbul ne olacağı belli olmaz bot almak lazım bana. Dayımla gittim ayakkabıcıya. Bilmezsiniz… Titiz adamdı dayım. Kılı kırk yarardı. Ben kallavisinden bir fiyata Cat marka bir şeyi beğenmişken “Evlat bu güzel olmasına güzel de bak şu Polaris daha iyi; yine de sen bilirsin” demişti. Kafasında şapkası vardı… Saçları yoktu… O polarisi aldım. Her bağcığı bağlayışımda dayımı andım. “İyi olsun şu adam” dedim… Almadım üstüne bir bot daha… Sapasağlamlar hala!
2006 ağustosunda bir telefon daha geldi annemden. Taksideydim. “Dayının sağ kolu tutmuyor artık” dedi. Beyine sıçramıştı artık o illet… Bazı geceler kolumun üstüne yatarım, kan ter içinde uyandığımda kolum tutmuyor gibi hissederim, uyku sersemliği ile yaşadığım panik geldi o an aklıma… Dayımın neler hissettiğini bilemezdim. O anlar geldi aklıma telefonu kapadıktan sonra… Eve geldim… Ağladım… Ağladım… Ağladım… Yalnız başıma ağladım…
Bilmediniz hiç biriniz bu salondaki hıçkırıklarımı, “neden?” diye anlamsız sorgulamalarımı… Rüyalarımda yer etmeye başladı sonra dayım…. Her gördüğümde bir telaş, her kötüye gidiş haberinde sözde kendimi kötü habere hazırlamalar… Yalan yahu yalan! Ne hazırlaması!
Öldü be Dayım!
9 Temmuz 2008! Az kalmıştı 10 Temmuz olmasına… Babam… Telefon… Bu geç saatte… “Hayırdır babacım?” diyebildim. “Hayır değil oğlum dedi”… “Hayır değil oğlum…” “Dayını kaybettik…”
Ölümün hazırlığı olmuyormuş… Ölüm ölümden ibaretmiş… Telefonda haberi aldıktan sonra “Başımız sağolsun” diyebildim… O esnada babam kapamıştı telefonu… Daha önce de ölümlere şahitlik ettim etmesine de yaşanmışlıklar bu kadar koymamıştı hiç…
Çok değil, birkaç saat sonra uçağa binip İzmir’e oradan Aydın’a geçeceğim… Anneme, Babama sarılıp ağlayacağım… Dayımın tabutunu göreceğim! O tabutla Sinop’a kadar seyahat edeceğim! Şahit olmayacaksınız hiçbiriniz tüm bu olan bitene. Ölümün şahite ihtiyacı yoktur çünkü!
İnanıyor olsam daha mı kolay olurdu acaba? Dayım şimdi bir yerlerden beni izliyor diye düşünürdüm. Tüm bu satırlara eşlik eden gözyaşlarıma tanıklık edip onu ne kadar sevdiğimi kendi gözleriyle görürdü belki… Ona hiç anlatmadığım rüyalarımdan bir nebze haberdar olurdu belki…
Ah be dayı! Ah be… Okuyamayacaksın tüm bu yazılanları… Hissedemeyeceksin salya sümük Çağatay’ını…
Ah be Dayı…
(Gece geç saatlerde yazıldı… Ancak…)

(+2 puan,2 kişi değerlendirmiş.)
GK
10 Tem, 2008
kardeş, başın sağolsun. o kadar cok icten yazmışsın ki sevdiğin dayını, inan çok üzüldüm.
Geride kalanlara sabır.
orpen
10 Tem, 2008
Çağatay sana başın sağ olsun diyorum umarım çabuk atlatırsın.Hayatın gerçeği bu.
Fikret
10 Tem, 2008
Başın sağolsun Çağatay, Allah rahmet eylesin, taksiratını affetsin. Ne denir ki böyle durumlarda hiç bilmem, ama yazını okurken gözlerim doldu, çok üzüldüm. Allah geride kalan tüm yakınlarına sabır versin……….
Iraz
10 Tem, 2008
Aynı illetten annemi kaybettim, ayni aci tecrubelerle.
Acini anlayabiliyorum en azindan..
Günay Doğan
10 Tem, 2008
Ben de bu tip durumlarda ne yazılır, ne söylenir bilmem ama şunu biliyorum ki; şahsen çok üzüldüm.
Başın sağolsun.
Anonymous
10 Tem, 2008
merhaba başın sağolsun yazıyı okurken kendi dayımı düşündüm 10 yıldır berbaber yaşıyoruz kitlenmiş haldeyim şu an…
Anonymous
11 Tem, 2008
Tam kendi dayim hakkinda bir yazi yazmak icin bilgisayarin karsisina oturdugumda bu yaziyla karsilasinca cok sasirdim, cok agladim…Yazmaktanda vazgectim, sayende yazilmis o kelimer zaten..
Ates dustugu yeri yakar, tecrube etmeden anlamiyor insan…Aci veriyor, cok aciyor icim…
Ayse Atasayar
Aydın
11 Tem, 2008
Başınız sağ olsun…
betty puf puf
11 Tem, 2008
Aynı illeti yaşadım, yaşıyorum. Başın sağolsun Çağatay, çok üzgünüm…
Rüyacı
11 Tem, 2008
Belki okuyamayacak yazdıklarını ama onu ne çok sevdiğini bilecek ve hissedecek. Biz biliyoruz artık, o da bilecek.
Başın sağolsun Çağatay’cığım.
Başın sağolsun…
saklıdefter
12 Tem, 2008
İnanıyor olsam daha mı kolay olurdu acaba?
Evet daha kolay olurdu.Akşam babamla telefonda konuşmuştum,sabah babam yoktu artık…
O dönem için tek çözüm onların biryerlerden bizleri izlediğini düşünmekti.Hayat bu kabulleniyorsun.
Sabır diliyorum,başınız sağolsun…
Yılmaz DALKIRAN
12 Tem, 2008
Başınız sağ olsun Çağatay Bey.
Ben de bir an eniştemi anımsadım. Umarım en yakın zamanda atlatırsınız bu üzüntüyü.
zehra
13 Tem, 2008
başınız sağ olsun. sadece anılar teselli ediyor insanı yada üzüyor..okurken gözlerim doldu inanın tüylerim diken diken oldu. bu anıları onunla değilde tek başına anmak çok zor olucak ama zaman herşeyin ilacı.gözyaşlarınız onun sizi biyerlerden izlediğini bilerek tebessümle aksın yüzünüzden; acıyla değil.
sabırlar diliyorum.
Çağatay Aktürk
13 Tem, 2008
Arkadaşlar çok sağolun….
Ancak cevap yazabiliyorum. Dayımı toprağa verdik…
Cümlelerle anlatılacak bir durum değil bu. Her söz eksik…
Hayatın en büyük gerçeği bu olay. Sabretmekten başka bir şey gelmiyor elden…
Dostlar sağolsun…
www.pureabsinthe.com
14 Tem, 2008
Çağatay başın sağolsun. Bende 2005 yılında dedemi kaybetmiştim kanserden. Gözünün önünde birinin eriyip gittiğini görmek ne kadar kahredicidir bilirim. Ben ilk başlarda kabul edemedim gitmesini ‘yalan’ gibi geldi. Sanki tabutun içi boşmuş o tabutu gömmeye gidiyoruz, dedem ise başka bir yerde bizi bekliyor gibiydi. Aylar geçtikten sonra anlayabiliyor insan ancak.. Tekrar başın sağolsun
Esra :) - kadincablog.blogspot.com
14 Tem, 2008
söylenen her eşy boş bu durumda sadece başın sağolsun diyebiliyorum.
madcockatoo
15 Tem, 2008
Yogun histen etkili bir yazi cikmis. Yazinin islak tuslarla yazildigi gayet belli. Basin sagolsun.
Nihal_ce
15 Tem, 2008
Başınız sağolsun Çağatay. sana ve ailene Allah tan sabır diliyorum. Teyze anne yarısı amca baba yarısı derler ama dayılar bir başkadır her zaman. Çok üzüldüm gerçekten. yaşam kadar ölümde bir gerçek…
Gülgün
16 Tem, 2008
Bugün tam 7 gün oldu. Senin dayın benim amcam. Canım amcam.
Sen bilmezsin geçen sene bu zamanlar yazlıkta okey oynadığımızı, yenilince nasıl sinirlendiğini, yendiğinde aldığı keyfi…
Gözümün içine bakıp hep sağol dediğini….
Öyle acı ki Çağatay…..
Fazla yazamayacağım. Çünkü satırlar yetmeyecek duygularım anlatmaya….
Hepimizin başı sağolsun…
loststone
18 Tem, 2008
çok sevdiğim küçük dayım, bu yazının bir benzerini bana yazdırabilmek için şu sıra inatla sigarayı bırakmıyor. şu anda konuşurken sözcüklerin çoğunu yuvarlıyor, sık sık bacakları uyuşmakta. ama hala bunu yapıyor.
dedem için de kan arıyordum dün, ameliyat olacaktı. bugün daha bi boktan durum, ameliyatın riskinden bahsettiler çünkü.
bu yaşamın böyle kötü halleri var işte..
başın sağ olsun abim. çok üzüldüm..
e-vren
29 Tem, 2008
Senin bu yaşadıklarını ben “kendi babam”da yaşadım. Acının da acısı var… Allah aynı acıları tekrar göstermesin… Dayına Allah’tan rahmet diliyorum.
Biliyorsun Aydın’da yaşıyorum. Yazıyı geç okuduğum için çok üzüldüm…
ucankarides
10 Eyl, 2008
Geç de olsa…
Sen beni anlarsın, bende seni…
Andıkça yanımızdalar, nurlar içinde yatsınlar… :(
Melis Tetik
13 Eki, 2008
affedemiyorum kendimi.. hosnut degilim su an karsılastıgım bu acaip kızın tavırlarına..
nerdeydim ben? ne sacmasapan kopuk sorunla bogusuyodum bilmem ama..
cok uzuldum cagatay.. cok..
1 sene kadar once sigarayi bıraktıgın su zamanlarda uzunca bahsetmistik bu sondan.. cok seviyordun gozlerinden belliydi.. :( sevmeye de devam.. biliyorsun geriye bisey bıraktı.. onu anımsa.. sana sahip olması buyuk sans.. onu yalnız bırakma..
giderek daha da keyifleniyorum sessizce bıraktıgın izlerini takip ederken.. ve devami gelecek biliyorum..
evrenin yazısı da var yukarda.. onu da burada anımsadım yine.. ne cok sey aldı goturdu bu sene bizden.. :(
aslı
16 Ara, 2008
ben 31 ekimde dayımı kaybettim aynı acıyı paylasmak istiyorum çağatay inan hala senin gibi inanmıyorum cünkü oda senin dayın gibi hayat dolu bi insandı 3 yıl beraber yasadık herseyi ama simdi yok işte yok aglıyorum yazıyorum ne bileyim bu kanser nasıl bi hastalıkmıs mahvetti en güzel hayallerimi…üzgünüm
Çağatay Aktürk
16 Ara, 2008
@Aslı başınız sağolsun… Ne desem boş sana… Ne dense boş hala bana… Yaşıyoruz o da yaşadığımız kadar…