<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
		>
<channel>
	<title>Cuntacıları Yargılayabilmek! yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.cagatayca.com/cuntacilari-yargilayabilmek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cagatayca.com/cuntacilari-yargilayabilmek</link>
	<description>&#34;Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz.&#34; Jiddu Krishnamurti</description>
	<lastBuildDate>Fri, 25 Nov 2011 01:28:11 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
	<item>
		<title>Yazar: Çağatay Soylu</title>
		<link>http://www.cagatayca.com/cuntacilari-yargilayabilmek/comment-page-1#comment-621</link>
		<dc:creator>Çağatay Soylu</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2008 19:19:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1227#comment-621</guid>
		<description>Ben bu konuda Çağatay bey e katılıyorum artık bir sigortaya ihtiyacımız olmadığını anlamamız lazım.Şayet bir sigortaya ihtiyacımız bile olsa; Ben darbenin Devletin,organlarının çöküşünü hızlandıracak bir çözüm yolu olduğuna inanıyorum.Bakın askeri yönetimler bizlere neler kazandırmış? Üstelik askeri yönetimin beğenmediği sisyasi partiler, siyasi oluşumlar, siyasi kişilikler tekrar kaldığı yerden devam etmemiş mi? Anayasadan başka neyi  değiştirebilmiş Askeri yönetim? Ama biz bence hala akıllanmadık Mustafa Kemal&#039;in kendi kendini yönet felsefesini kavrayamadık! Hep istiyoruzki birileri bizim seçtiklerimizi, oy felsefemizi beğenmesin yıksın yerine yenisini getirsin. Yazık bize, Atatürk ilkeleriyle büyüyen yetişen kendi kendini yönetemeyen bizlere çok yazık gerçekten.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben bu konuda Çağatay bey e katılıyorum artık bir sigortaya ihtiyacımız olmadığını anlamamız lazım.Şayet bir sigortaya ihtiyacımız bile olsa; Ben darbenin Devletin,organlarının çöküşünü hızlandıracak bir çözüm yolu olduğuna inanıyorum.Bakın askeri yönetimler bizlere neler kazandırmış? Üstelik askeri yönetimin beğenmediği sisyasi partiler, siyasi oluşumlar, siyasi kişilikler tekrar kaldığı yerden devam etmemiş mi? Anayasadan başka neyi  değiştirebilmiş Askeri yönetim? Ama biz bence hala akıllanmadık Mustafa Kemal&#8217;in kendi kendini yönet felsefesini kavrayamadık! Hep istiyoruzki birileri bizim seçtiklerimizi, oy felsefemizi beğenmesin yıksın yerine yenisini getirsin. Yazık bize, Atatürk ilkeleriyle büyüyen yetişen kendi kendini yönetemeyen bizlere çok yazık gerçekten.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: ocl</title>
		<link>http://www.cagatayca.com/cuntacilari-yargilayabilmek/comment-page-1#comment-620</link>
		<dc:creator>ocl</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2008 11:11:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1227#comment-620</guid>
		<description>öyleyse &quot;28 şubat 1997&#039;den bu yana biz siviller olarak, yabancı sermaye ile işbirliği içinde olan irtacai faaliyetlere karşı ne yaptık ?&quot; sorusunu sormak gerekir. acaba biz siviller olarak elektriği tüketmeyi öğrendik mi ki sigortasız bir yaşam talep edelim..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>öyleyse &#8220;28 şubat 1997&#8242;den bu yana biz siviller olarak, yabancı sermaye ile işbirliği içinde olan irtacai faaliyetlere karşı ne yaptık ?&#8221; sorusunu sormak gerekir. acaba biz siviller olarak elektriği tüketmeyi öğrendik mi ki sigortasız bir yaşam talep edelim..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: AYDIN</title>
		<link>http://www.cagatayca.com/cuntacilari-yargilayabilmek/comment-page-1#comment-619</link>
		<dc:creator>AYDIN</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 19:24:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1227#comment-619</guid>
		<description>(Sivil ya da askeri farketmez) Darbe geri gitmektir (gerçek irticadır). Darbeyi savunlar gerçek mürtecilerdir. Gelişmemiş olan ülkelerde uygulanan bir yöntemdir. Halkın (dolayısıyla seçilenlerin ya da seçilmek isteyenlerin) istekleri, dardeyi yapabilcek olanların işine gelmediğinde darbe yapılır.  &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Halk, isteklerini siyasi partiler yolu ile yönetime iletir. Yönetime ilettiği şey doürudan yönetimin kendidir. Gelişmiş ülkelerde siyasi problemler, kanunlardaki eksiklerin giderilmesi ile, yetersiz kaldığında da seçim yolu ile düzeltilir. Günümüzde, bir ülkenin siyasal gelişmişliği, laikliği ve demokratikliği ile ölçülendirilmektedir. Darbeyi, demokratikliğe karşı yapılan anti-demokratik bir eylem olarak görmekte yarar vardır. Seçimlerde yapılan usulsüzlükler de anti-demokratiktir. Seçimlerde yapılan usulsüzlükler ne kadar iğrenç ise darbe de benim için o kadar iğrençtir. Mantık dahilinde anlaşıması gereken: ordunun ancak ve ancak devletin organlarına karşı girişilebilecek silahlı bir saldırı halinde, yürürlükteki yönetmelik dahilinde görevini yapmak, organları korumaktır. Silahsız saldırılardan koruma görevi diğer organlara bırakılmalıdır. Atatürk&#039;ün ordu mensuplarına dair bir ayrıcalık tanınması fikrine sahip olduğunun kalıtlanması, bendeki Mustafa Kemal&#039;in iyi niyetine olan inancımın yitip gitmesine neden olacaktır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Orduyu bir sigortaya benzetmek üstün körü bir benzetme olur. Nitekim, sigorta benzetmesine indirgenemeyecek karmaşıklıktadır. İllaki, sigorta benzzetmesi ile anlattığımızda anlayacak iseniz: Eskiden kullandığımız &quot;buşonlu sigortaları&quot; artık çağatay&#039;ın yazısında güzelce bahsettiği &quot;Anahtarlı otomatik sigorta&quot; ile değiştirmenin artık zamnınıdır. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Artık 20. yüzyılın ilk çeğreğinde değil, 21. yüzyılın ilk çeyreğindeyiz. 22. yüz yılın ilk çeyreğini bu günden kestiremeyeceğimizde hem fikir isek, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde de 21. yüzyılın ilk çeyreğinin kestirilemeyeceğini içimize sindirmek zorunluluğumuz vardır. Bugün yapılan tartışma &quot;bu günden 22. yüzyılın insanlarının yönetim düzenini şekillendirme küstahlığı elbette &#039;abesle iştigal&#039; olur&quot; diyebilme gelişmişliğine erişip erişemediğimizin gizli tartışmasıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Artık, inkılapları siviller yapmalı...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>(Sivil ya da askeri farketmez) Darbe geri gitmektir (gerçek irticadır). Darbeyi savunlar gerçek mürtecilerdir. Gelişmemiş olan ülkelerde uygulanan bir yöntemdir. Halkın (dolayısıyla seçilenlerin ya da seçilmek isteyenlerin) istekleri, dardeyi yapabilcek olanların işine gelmediğinde darbe yapılır.  </p>
<p>Halk, isteklerini siyasi partiler yolu ile yönetime iletir. Yönetime ilettiği şey doürudan yönetimin kendidir. Gelişmiş ülkelerde siyasi problemler, kanunlardaki eksiklerin giderilmesi ile, yetersiz kaldığında da seçim yolu ile düzeltilir. Günümüzde, bir ülkenin siyasal gelişmişliği, laikliği ve demokratikliği ile ölçülendirilmektedir. Darbeyi, demokratikliğe karşı yapılan anti-demokratik bir eylem olarak görmekte yarar vardır. Seçimlerde yapılan usulsüzlükler de anti-demokratiktir. Seçimlerde yapılan usulsüzlükler ne kadar iğrenç ise darbe de benim için o kadar iğrençtir. Mantık dahilinde anlaşıması gereken: ordunun ancak ve ancak devletin organlarına karşı girişilebilecek silahlı bir saldırı halinde, yürürlükteki yönetmelik dahilinde görevini yapmak, organları korumaktır. Silahsız saldırılardan koruma görevi diğer organlara bırakılmalıdır. Atatürk&#8217;ün ordu mensuplarına dair bir ayrıcalık tanınması fikrine sahip olduğunun kalıtlanması, bendeki Mustafa Kemal&#8217;in iyi niyetine olan inancımın yitip gitmesine neden olacaktır. </p>
<p>Orduyu bir sigortaya benzetmek üstün körü bir benzetme olur. Nitekim, sigorta benzetmesine indirgenemeyecek karmaşıklıktadır. İllaki, sigorta benzzetmesi ile anlattığımızda anlayacak iseniz: Eskiden kullandığımız &#8220;buşonlu sigortaları&#8221; artık çağatay&#8217;ın yazısında güzelce bahsettiği &#8220;Anahtarlı otomatik sigorta&#8221; ile değiştirmenin artık zamnınıdır. </p>
<p>Artık 20. yüzyılın ilk çeğreğinde değil, 21. yüzyılın ilk çeyreğindeyiz. 22. yüz yılın ilk çeyreğini bu günden kestiremeyeceğimizde hem fikir isek, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde de 21. yüzyılın ilk çeyreğinin kestirilemeyeceğini içimize sindirmek zorunluluğumuz vardır. Bugün yapılan tartışma &#8220;bu günden 22. yüzyılın insanlarının yönetim düzenini şekillendirme küstahlığı elbette &#8216;abesle iştigal&#8217; olur&#8221; diyebilme gelişmişliğine erişip erişemediğimizin gizli tartışmasıdır.</p>
<p>Artık, inkılapları siviller yapmalı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: ocl</title>
		<link>http://www.cagatayca.com/cuntacilari-yargilayabilmek/comment-page-1#comment-618</link>
		<dc:creator>ocl</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 20:39:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1227#comment-618</guid>
		<description>sevgili çağatay kardeşim..&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ben kendime ayirdigim zamanların bir bölümünü senin yazılarını okuyarak geçiriyorum ve de büyük keyif alıyorum. çoğunlukla kahve&amp;sigara ikilisiyle takip ediyorum diğerlerinden farklı olarak bu sefer kahveyi büyük bardağa koydum ve rehavete kapıldım sanıyorum, beni yazmaya iten ana unsur olabilir (:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;nacizane; 22 temmuz seçimleri sonucu türkiye&#039;de devre kesici bir mekanizmanın gerekliliğini yeterince ortaya koymuş olmalı diye düşünüyorum. demokrasiden yana hiçbir rahatsızlığım yok. bu; &quot;sokaktaki her iki adamdan&quot; birinin özgür iradesiyle ortaya koyduğu bir tercih olsa, sanırım seçim sonuçlarını sosyolojik temellere oturturken daha farklı bir dayanak noktamız olurdu. ama benim de çoğu insan gibi seçim sonuçlarının meşruiyeti konusunda ciddi şüphelerim var.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;georghe w. bush&#039;un ilk seçiminde al gore ile çekişmesini hatırlıyorum. seçimi al gore&#039;un kazandığı abd&#039;de ulusal kanallarda geçmesine rağmen, florida&#039;daki oylar tekrar sayıldı ve bush sandıktan şaibeli olarak çıktı.sonrasında malum, terorist avı projesi nedeniyle &quot;dünyanın en gelişmiş toplumu&quot; ona 2. defa başkanlık vizesi verdi. diğer yandan ülkemizde r.t.e&#039;nın partisi açılan tüm sandıklardan en az %25 oy alarak seçimi tamamladı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;diğer bir yandan 2005 yılında bazı çevrelerce akp&#039;nin $100 milyar gibi bir finansman gücü olduğundan bahsediliyordu, 3 sene geçti aradan, finansal imkanlarının azaldığını pek sanmıyorum. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;şimdi, iyi niyetimize dayanarak umuyoruz ki, türk milleti topyekün gece yatağına girip uyusun ve ertesi sabah zihinleri tamamen arınmış bir şekilde hak ve hurriyetlerini elde etmek adına hayatta kalma faaliyetlerini bir yana bırakıp organize bir iradeyi oluştursunlar.(ki bizim işçi sınıfımız bile haklarını mücadele ederek kazanmış bir işçi sınıfı değil.kendilerine uygun görülen haklardan istifade edebiliyor ancak..) ben bu tablonun içine böyle bir hareketi resmedemiyorum. zorluyorum ama.. ı ıhh..&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;nihayetinde, türk silahlı kuvvetlerinden böyle zor şartlarda medet umulmaması konusunda hem fikiriz. çimlerimizde çocuklarımızla, sevgilimizle vakit geçirirken bahçemizin önünde postallı,yeşil uniformalı ve eli silahlı adamlar görmek istemeyiz. ama yaşarken de böyle bir grubun varlığından haberdar olarak yaşamalıyız diye düşünüyorum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;şöyle bir senaryo yazayım hemen (kendi hayal gücümle limitli olmak üzere) paşalar yarın sabah tutuklanıyor olsunlar ve ergonekon soruşturmasının ikinci perdesi ile biz yarın sabah karşılaşıcak olalım. biri emekli jandarma genel komutanı olan iki kıdemli paşayı, ifadesine baçvurmak üzere gözaltına alıp pkk militanlarını dahi koymadığınız f tipi hücrelere koyacaksınız. vakit-taraf-zaman gibi bilboardlarınızda bir güzel paralayacaksınız, darbeci generaller diye yapıştıracaksınız etiketi.. silahlı kuvvetlerin tecrübeli üst kadrosu (yüksek askeri şura) bu tip dolduruşlara karşı talimlidir. fakat harb okulunun ateşinin henüz sönmediği genç subayların, kurmayların gururunu incitir bu olaylar. kendilerini birşeyler yapmak zorunda hissedebilirler. (tıpkı 21 mayıs talay aydemir hadisesinda olduğu gibi) bir grup genç subay komutalarındaki askerlerle cumhuriyet başsavcılığına girip zekeriya öz ile çıkarlarsa ve bu hareket nihayetinde bastırılır, failler cezalandırılırsa..işte o gün türkiye federe islam devletininin kurdelesi kesilmiş olurdu diye inanmaktayım sevgili arkadaşlar. vakitli, zamanlı ve taraflı basın bunu bir demokrasi zaferi olarak ilan etmekte bir an bile beklemez, hocaefendinin atatürk havaalanına inişi televizyonlarda canlı yayınlanırdı. tabi bunlar benim kurgum, adı üstünde senaryom. ama &quot;silahlı kuvvetsiz&quot; bir şekilde siz devam ettirebilirsiniz. böyle bir ortamda da &quot;anayasal haklardan&quot;, &quot;laik eğitim ve hukuk sisteminden&quot; &quot;ulusal çıkarlardan&quot;, &quot;egemenlikten&quot; ne derece bahsedilebilir, takdir sizin..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>sevgili çağatay kardeşim..</p>
<p>ben kendime ayirdigim zamanların bir bölümünü senin yazılarını okuyarak geçiriyorum ve de büyük keyif alıyorum. çoğunlukla kahve&amp;sigara ikilisiyle takip ediyorum diğerlerinden farklı olarak bu sefer kahveyi büyük bardağa koydum ve rehavete kapıldım sanıyorum, beni yazmaya iten ana unsur olabilir (:</p>
<p>nacizane; 22 temmuz seçimleri sonucu türkiye&#39;de devre kesici bir mekanizmanın gerekliliğini yeterince ortaya koymuş olmalı diye düşünüyorum. demokrasiden yana hiçbir rahatsızlığım yok. bu; &quot;sokaktaki her iki adamdan&quot; birinin özgür iradesiyle ortaya koyduğu bir tercih olsa, sanırım seçim sonuçlarını sosyolojik temellere oturturken daha farklı bir dayanak noktamız olurdu. ama benim de çoğu insan gibi seçim sonuçlarının meşruiyeti konusunda ciddi şüphelerim var.</p>
<p>georghe w. bush&#39;un ilk seçiminde al gore ile çekişmesini hatırlıyorum. seçimi al gore&#39;un kazandığı abd&#39;de ulusal kanallarda geçmesine rağmen, florida&#39;daki oylar tekrar sayıldı ve bush sandıktan şaibeli olarak çıktı.sonrasında malum, terorist avı projesi nedeniyle &quot;dünyanın en gelişmiş toplumu&quot; ona 2. defa başkanlık vizesi verdi. diğer yandan ülkemizde r.t.e&#39;nın partisi açılan tüm sandıklardan en az %25 oy alarak seçimi tamamladı.</p>
<p>diğer bir yandan 2005 yılında bazı çevrelerce akp&#39;nin $100 milyar gibi bir finansman gücü olduğundan bahsediliyordu, 3 sene geçti aradan, finansal imkanlarının azaldığını pek sanmıyorum. </p>
<p>şimdi, iyi niyetimize dayanarak umuyoruz ki, türk milleti topyekün gece yatağına girip uyusun ve ertesi sabah zihinleri tamamen arınmış bir şekilde hak ve hurriyetlerini elde etmek adına hayatta kalma faaliyetlerini bir yana bırakıp organize bir iradeyi oluştursunlar.(ki bizim işçi sınıfımız bile haklarını mücadele ederek kazanmış bir işçi sınıfı değil.kendilerine uygun görülen haklardan istifade edebiliyor ancak..) ben bu tablonun içine böyle bir hareketi resmedemiyorum. zorluyorum ama.. ı ıhh..</p>
<p>nihayetinde, türk silahlı kuvvetlerinden böyle zor şartlarda medet umulmaması konusunda hem fikiriz. çimlerimizde çocuklarımızla, sevgilimizle vakit geçirirken bahçemizin önünde postallı,yeşil uniformalı ve eli silahlı adamlar görmek istemeyiz. ama yaşarken de böyle bir grubun varlığından haberdar olarak yaşamalıyız diye düşünüyorum.</p>
<p>şöyle bir senaryo yazayım hemen (kendi hayal gücümle limitli olmak üzere) paşalar yarın sabah tutuklanıyor olsunlar ve ergonekon soruşturmasının ikinci perdesi ile biz yarın sabah karşılaşıcak olalım. biri emekli jandarma genel komutanı olan iki kıdemli paşayı, ifadesine baçvurmak üzere gözaltına alıp pkk militanlarını dahi koymadığınız f tipi hücrelere koyacaksınız. vakit-taraf-zaman gibi bilboardlarınızda bir güzel paralayacaksınız, darbeci generaller diye yapıştıracaksınız etiketi.. silahlı kuvvetlerin tecrübeli üst kadrosu (yüksek askeri şura) bu tip dolduruşlara karşı talimlidir. fakat harb okulunun ateşinin henüz sönmediği genç subayların, kurmayların gururunu incitir bu olaylar. kendilerini birşeyler yapmak zorunda hissedebilirler. (tıpkı 21 mayıs talay aydemir hadisesinda olduğu gibi) bir grup genç subay komutalarındaki askerlerle cumhuriyet başsavcılığına girip zekeriya öz ile çıkarlarsa ve bu hareket nihayetinde bastırılır, failler cezalandırılırsa..işte o gün türkiye federe islam devletininin kurdelesi kesilmiş olurdu diye inanmaktayım sevgili arkadaşlar. vakitli, zamanlı ve taraflı basın bunu bir demokrasi zaferi olarak ilan etmekte bir an bile beklemez, hocaefendinin atatürk havaalanına inişi televizyonlarda canlı yayınlanırdı. tabi bunlar benim kurgum, adı üstünde senaryom. ama &quot;silahlı kuvvetsiz&quot; bir şekilde siz devam ettirebilirsiniz. böyle bir ortamda da &quot;anayasal haklardan&quot;, &quot;laik eğitim ve hukuk sisteminden&quot; &quot;ulusal çıkarlardan&quot;, &quot;egemenlikten&quot; ne derece bahsedilebilir, takdir sizin..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Çağatay Aktürk</title>
		<link>http://www.cagatayca.com/cuntacilari-yargilayabilmek/comment-page-1#comment-617</link>
		<dc:creator>Çağatay Aktürk</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 14:07:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1227#comment-617</guid>
		<description>Sevgili Ocl, öncelikle uzun uzun yazmışsın, emek harcamışsın. Seni daha aktif görmek isterim bu sayfalarda :)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şimdi;&lt;br/&gt;Tam da benim eleştirdiğim şeyi söylemişsin aslında.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Askeri yapının homojen bir yapıya sahip olması elbette düşünülemez. Ancak &#039;yüksek askeri şura&#039; diye de bir şey var. Burada görevlerine son verilen binlerce asker var. Haklıdır haksızdır bunu sorgulamıyorum ama bir standartın korunduğu gerçek!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Şu yönde söylediklerine elbette katılıyorum, dönemin şartlarında belirli güç dengeleri askeriye içinde etkili olur. Kötü olan şu ki hangi güç kendisini &#039;hakim&#039; hissederse hissetsin kendisini bir &#039;sigorta&#039; olarak görmekte. Yahu tamam hadi diyelim Cumhuriyetin ilk yıllarında bu görev askere verildi. (Bu da tartışılır uzun uzun...) Peki ya şimdi? &quot;orduya alternatif bir işçi sınıfı ya da gençlik hareketi&quot; şu an yok mu? Yeterli seviyede değil diyebilirsiniz ancak bunun sorumlusu da militarzim değil de nedir?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sigortalara ihtiyacımız olmadığına innmamız lazım. Kendi kendimizin sigortasıyız biz! Esas duruşta emir alıp verenlerin gölgsinden sıyrılmalıyız!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Ocl, öncelikle uzun uzun yazmışsın, emek harcamışsın. Seni daha aktif görmek isterim bu sayfalarda :)</p>
<p>Şimdi;<br />Tam da benim eleştirdiğim şeyi söylemişsin aslında.</p>
<p>Askeri yapının homojen bir yapıya sahip olması elbette düşünülemez. Ancak &#8216;yüksek askeri şura&#8217; diye de bir şey var. Burada görevlerine son verilen binlerce asker var. Haklıdır haksızdır bunu sorgulamıyorum ama bir standartın korunduğu gerçek!</p>
<p>Şu yönde söylediklerine elbette katılıyorum, dönemin şartlarında belirli güç dengeleri askeriye içinde etkili olur. Kötü olan şu ki hangi güç kendisini &#8216;hakim&#8217; hissederse hissetsin kendisini bir &#8216;sigorta&#8217; olarak görmekte. Yahu tamam hadi diyelim Cumhuriyetin ilk yıllarında bu görev askere verildi. (Bu da tartışılır uzun uzun&#8230;) Peki ya şimdi? &#8220;orduya alternatif bir işçi sınıfı ya da gençlik hareketi&#8221; şu an yok mu? Yeterli seviyede değil diyebilirsiniz ancak bunun sorumlusu da militarzim değil de nedir?</p>
<p>Sigortalara ihtiyacımız olmadığına innmamız lazım. Kendi kendimizin sigortasıyız biz! Esas duruşta emir alıp verenlerin gölgsinden sıyrılmalıyız!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Fikret</title>
		<link>http://www.cagatayca.com/cuntacilari-yargilayabilmek/comment-page-1#comment-616</link>
		<dc:creator>Fikret</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 13:26:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1227#comment-616</guid>
		<description>Bu konu üzerindeki düşüncelerim ocl ile örtüşüyordu ancak nasıl ifade edeceğimi, nasıl kelimelere dökeceğimi bilemedim. Aklımdakileri okumuş desem yeridir. Bu konuya ekleyebileceğim tek yorum, Nasreddin Hoca fıkrasının sonu olabilir, &quot;hırsızın hiç mi suçu yok a dostlar?&quot;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu konu üzerindeki düşüncelerim ocl ile örtüşüyordu ancak nasıl ifade edeceğimi, nasıl kelimelere dökeceğimi bilemedim. Aklımdakileri okumuş desem yeridir. Bu konuya ekleyebileceğim tek yorum, Nasreddin Hoca fıkrasının sonu olabilir, &#8220;hırsızın hiç mi suçu yok a dostlar?&#8221;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: co2s2</title>
		<link>http://www.cagatayca.com/cuntacilari-yargilayabilmek/comment-page-1#comment-615</link>
		<dc:creator>co2s2</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 11:56:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1227#comment-615</guid>
		<description>daha önceki bir konuşmamızda benzer bir konuya değinmiştim ancak bu yazı vasıtası ile tekrar belirtmek isterim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;usul olarak yanlış bir şeyler var. bu şekilde olmamalı.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>daha önceki bir konuşmamızda benzer bir konuya değinmiştim ancak bu yazı vasıtası ile tekrar belirtmek isterim.</p>
<p>usul olarak yanlış bir şeyler var. bu şekilde olmamalı.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: ocl</title>
		<link>http://www.cagatayca.com/cuntacilari-yargilayabilmek/comment-page-1#comment-614</link>
		<dc:creator>ocl</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2008 22:27:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1227#comment-614</guid>
		<description>fakat yanlış anlaşıla gelen bir konuya açıklık getirmekte fayda var. hatta bu konuya açıklık getirilmediği sürece bu ülke de zamanımızı gereksiz tartışmalara harcıyor olacağız diye inanmaktayım.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;öncelikle yazım sevgili çağatay&#039;ın yazısına cevap niteliği taşımıyor. ayrıca türk silahlı kuvvetleri&#039;nin avukatlığını da yapmak bana düşmez. fakat türk silahlı kuvvetleri geleneğinin içinden gelen biri olarak, ordu ve türk demokrasisi çelişkisi hakkında düşüncelerimi belirtmek isterim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1.öncelikle türk silahlı kuvvetleri, cumhuriyet döneminde devletin üniter ve laik yapısınının teminatı olmaya talip olmuş değildir. bu asli görev orduya, türkiye cumhuriyeti devleti&#039;nin kurucusu mustafa kemal tarafından verilmiştir. ne var ki o dönemin o şartlarında uniter yapının emanet edilebileceği en organize örgüt ya da kurum ordudur. cumhuriyet&#039;in yeni doğmuş bir bebek gibi olmasına istinaden o dönemde orduya alternatif bir işçi sınıfı ya da gençlik hareketinin ya da orduya alternatif bir örgütlenmenin varlığından söz edemeyiz. biz buna &quot;mustafa kemal, devleti emanet edecek başka bir kurum bulamamıştır&quot; diyelim en iyisi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2.türk silahlı kuvvetlerinin, üniter,laik devleti korumada evlerimizdeki sigorta kutularından farklı bir fonsiyona sahip olmadığını da belirtelim.ev içinde herhangi bir alıcıda kısa devre ya da akım değişikliği olduğunda her nasıl sigorta devreye girerek elektrik akımını kesiyor, devreyi daha ciddi hasarlardan koruyor ise ordunun da işlevi bu mekanizmadan farksızdır.fakat devre kesildiğinde abdest almak için banyoda olan da o an internette olan da, kitap okumak için aydınlatmayı kullanan da ve hatta mutfakta yemek hazırlığında olan da elektirikten istifade edememektedir. internet kullanıcısı olaya &quot;özgürlüğün kısıtlanması&quot;, kitap okuru olaya &quot;demokrasinin baltalanması&quot; abdest alan ise &quot;dini inançlara müdahale edilmesi&quot; olarak bakacaktır, bu kaçınılmazdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3.türk silahlı kuvvetleri tam olarak homojen bir yapı olmadıgından (ve de olmayacağından)&lt;br/&gt;türk demokrasisinin, türk siyasetinin içine düştüğü tüm bunalımlardan sorumlu tutulması da çok acımasız olur. bunu söylerken 12 mart ve 12 eylülden hiç mi hiç haz etmemiş biri olarak, şunu da ekliyorum: &quot;peki bu siyasi çıkmazın sonu niçin hep türk soluna kesilmiştir?&quot; işte bu noktada orduyu suçlarken orduyu &quot;ordu&quot; olduğunu bilerek eleştiriyorum ve 12 mart&#039;ın şartlarını hazırlayanlarla, 12 eylül&#039;ün şartlarını hazırlayanlar ve hatta günümüz ergenekonunu kurgulayanlar aynı olsalar bile, hazırladıkları şartlar çok farklı. yine sigortadan gidecek olursak; evdeki alıcıların elektrik yükü hep bu güçlerce arttırılıp azaltılıyor. sigorta kutusuna ise devreyi kesmekten başka bir seçenek kalmıyor. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4.ordu tam anlamıyla homojen bir yapıdan ibaret olsa, sevgili çağatay düşüncelerinde tamamen haklı olurdu. fakat ordu kendi içinde güç dengeleri olan ve bununla orantılı reaksiyon gösteren bir mekanizma. kısaca 12 eylül askeri darbesini gerçekleştiren silahlı kuvvetler ile günümüz silahlı kuvvetleri farklı dengelerin ürünü olduğunu da açıkça ortaya koyalım.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5.ümraniye&#039;de ele geçirilen bombalar ile türkiye, içinden çıkılmaz bir hale getirildi. fakat &quot;bir iki emekli paşanın 20 el bombası, 3-4 tabanca ve bir kaç yüz cd ile&quot; darbe yapamayacağını, bunun bir kurgu olduğunu, amacın türk silahlı kuvvetleri ile milletin arasını açarak ülkenin t.c&#039;nin süngüsünün düşürülmek istendiğini çok önceden idrak etmeli ve bugun bu anlamsız tartışmanın içinde olmamalıydık. bu adamlar madem bir darbe hazırlığı içindeydiler, bunu emekli olduklarında değil, kuvvet komutanıyken emirlerinde binlerce silahlı güç varken yaparlardı. böyle bir niyetleri olsaydı, bunu amerikaya en muhalif oldukları dönemde değil, amerika ile en iş birliği içinde olduğu dönemde yapardı(ismi lazım değil, şimdi arada bir çıkıp demeç veren paşanın dönemini kastediyorum)&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ayrıca bir darbenin hazırlığı yapılsaydı, bu sarıyer orduevinde değil bizzat genel kurmay başkanlığı binasında yapılırdı. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;son olarak elbette ordudan demokrasinin bekçisi olmasını beklememeli. fakat türkiye yüz ölçümünün yani 800.000km2 toprağın yaklaşık 350.000km2 si yabancılara satılmış ya da kullanım hakkı verilmişse, silahlı kuvvetler devreyi keser. içeride namaz mı kılınıyor, kitap mı okunuyor ya da internetten mi yararlanılıyor, onun  mütalasını yapmayacaktır. nitekim ordu en fazla &quot;ordu&quot; dur. sınıf çelişkisinin ya da gelir dağılımının adaletsizliği onu enterese etmez. egemen gücü, yani devlet bekasını korumakla mükelleftir. bu görev de ona ulu önder tarafından biçilmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;saygılar..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>fakat yanlış anlaşıla gelen bir konuya açıklık getirmekte fayda var. hatta bu konuya açıklık getirilmediği sürece bu ülke de zamanımızı gereksiz tartışmalara harcıyor olacağız diye inanmaktayım.</p>
<p>öncelikle yazım sevgili çağatay&#8217;ın yazısına cevap niteliği taşımıyor. ayrıca türk silahlı kuvvetleri&#8217;nin avukatlığını da yapmak bana düşmez. fakat türk silahlı kuvvetleri geleneğinin içinden gelen biri olarak, ordu ve türk demokrasisi çelişkisi hakkında düşüncelerimi belirtmek isterim.</p>
<p>1.öncelikle türk silahlı kuvvetleri, cumhuriyet döneminde devletin üniter ve laik yapısınının teminatı olmaya talip olmuş değildir. bu asli görev orduya, türkiye cumhuriyeti devleti&#8217;nin kurucusu mustafa kemal tarafından verilmiştir. ne var ki o dönemin o şartlarında uniter yapının emanet edilebileceği en organize örgüt ya da kurum ordudur. cumhuriyet&#8217;in yeni doğmuş bir bebek gibi olmasına istinaden o dönemde orduya alternatif bir işçi sınıfı ya da gençlik hareketinin ya da orduya alternatif bir örgütlenmenin varlığından söz edemeyiz. biz buna &#8220;mustafa kemal, devleti emanet edecek başka bir kurum bulamamıştır&#8221; diyelim en iyisi.</p>
<p>2.türk silahlı kuvvetlerinin, üniter,laik devleti korumada evlerimizdeki sigorta kutularından farklı bir fonsiyona sahip olmadığını da belirtelim.ev içinde herhangi bir alıcıda kısa devre ya da akım değişikliği olduğunda her nasıl sigorta devreye girerek elektrik akımını kesiyor, devreyi daha ciddi hasarlardan koruyor ise ordunun da işlevi bu mekanizmadan farksızdır.fakat devre kesildiğinde abdest almak için banyoda olan da o an internette olan da, kitap okumak için aydınlatmayı kullanan da ve hatta mutfakta yemek hazırlığında olan da elektirikten istifade edememektedir. internet kullanıcısı olaya &#8220;özgürlüğün kısıtlanması&#8221;, kitap okuru olaya &#8220;demokrasinin baltalanması&#8221; abdest alan ise &#8220;dini inançlara müdahale edilmesi&#8221; olarak bakacaktır, bu kaçınılmazdır.</p>
<p>3.türk silahlı kuvvetleri tam olarak homojen bir yapı olmadıgından (ve de olmayacağından)<br />türk demokrasisinin, türk siyasetinin içine düştüğü tüm bunalımlardan sorumlu tutulması da çok acımasız olur. bunu söylerken 12 mart ve 12 eylülden hiç mi hiç haz etmemiş biri olarak, şunu da ekliyorum: &#8220;peki bu siyasi çıkmazın sonu niçin hep türk soluna kesilmiştir?&#8221; işte bu noktada orduyu suçlarken orduyu &#8220;ordu&#8221; olduğunu bilerek eleştiriyorum ve 12 mart&#8217;ın şartlarını hazırlayanlarla, 12 eylül&#8217;ün şartlarını hazırlayanlar ve hatta günümüz ergenekonunu kurgulayanlar aynı olsalar bile, hazırladıkları şartlar çok farklı. yine sigortadan gidecek olursak; evdeki alıcıların elektrik yükü hep bu güçlerce arttırılıp azaltılıyor. sigorta kutusuna ise devreyi kesmekten başka bir seçenek kalmıyor. </p>
<p>4.ordu tam anlamıyla homojen bir yapıdan ibaret olsa, sevgili çağatay düşüncelerinde tamamen haklı olurdu. fakat ordu kendi içinde güç dengeleri olan ve bununla orantılı reaksiyon gösteren bir mekanizma. kısaca 12 eylül askeri darbesini gerçekleştiren silahlı kuvvetler ile günümüz silahlı kuvvetleri farklı dengelerin ürünü olduğunu da açıkça ortaya koyalım.</p>
<p>5.ümraniye&#8217;de ele geçirilen bombalar ile türkiye, içinden çıkılmaz bir hale getirildi. fakat &#8220;bir iki emekli paşanın 20 el bombası, 3-4 tabanca ve bir kaç yüz cd ile&#8221; darbe yapamayacağını, bunun bir kurgu olduğunu, amacın türk silahlı kuvvetleri ile milletin arasını açarak ülkenin t.c&#8217;nin süngüsünün düşürülmek istendiğini çok önceden idrak etmeli ve bugun bu anlamsız tartışmanın içinde olmamalıydık. bu adamlar madem bir darbe hazırlığı içindeydiler, bunu emekli olduklarında değil, kuvvet komutanıyken emirlerinde binlerce silahlı güç varken yaparlardı. böyle bir niyetleri olsaydı, bunu amerikaya en muhalif oldukları dönemde değil, amerika ile en iş birliği içinde olduğu dönemde yapardı(ismi lazım değil, şimdi arada bir çıkıp demeç veren paşanın dönemini kastediyorum)</p>
<p>ayrıca bir darbenin hazırlığı yapılsaydı, bu sarıyer orduevinde değil bizzat genel kurmay başkanlığı binasında yapılırdı. </p>
<p>son olarak elbette ordudan demokrasinin bekçisi olmasını beklememeli. fakat türkiye yüz ölçümünün yani 800.000km2 toprağın yaklaşık 350.000km2 si yabancılara satılmış ya da kullanım hakkı verilmişse, silahlı kuvvetler devreyi keser. içeride namaz mı kılınıyor, kitap mı okunuyor ya da internetten mi yararlanılıyor, onun  mütalasını yapmayacaktır. nitekim ordu en fazla &#8220;ordu&#8221; dur. sınıf çelişkisinin ya da gelir dağılımının adaletsizliği onu enterese etmez. egemen gücü, yani devlet bekasını korumakla mükelleftir. bu görev de ona ulu önder tarafından biçilmiştir.</p>
<p>saygılar..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Çağatay Aktürk</title>
		<link>http://www.cagatayca.com/cuntacilari-yargilayabilmek/comment-page-1#comment-613</link>
		<dc:creator>Çağatay Aktürk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2008 22:02:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1227#comment-613</guid>
		<description>Tols&lt;br/&gt;Verdiğin adreste yazanlara katılıyorum. Ancak şu var ki &quot;Ergenekon&quot; oluşumu öyle veya böyle bir &quot;pislik&quot;. Açığa çıkması da gerekiyor. &quot;Yeterli olacak mı?&quot; dersen. Hayır derim. Hatta bu konu bir yazıyı hakediyor. Ne var ki şu dava bir başlamalı... Elde neler var bir görmeliyiz...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tols<br />Verdiğin adreste yazanlara katılıyorum. Ancak şu var ki &#8220;Ergenekon&#8221; oluşumu öyle veya böyle bir &#8220;pislik&#8221;. Açığa çıkması da gerekiyor. &#8220;Yeterli olacak mı?&#8221; dersen. Hayır derim. Hatta bu konu bir yazıyı hakediyor. Ne var ki şu dava bir başlamalı&#8230; Elde neler var bir görmeliyiz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: tols</title>
		<link>http://www.cagatayca.com/cuntacilari-yargilayabilmek/comment-page-1#comment-612</link>
		<dc:creator>tols</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2008 21:55:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1227#comment-612</guid>
		<description>işte ergenekon, haydi yargıla!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;http://www.yuruyus.com/www/turkish/news.php?h_newsid=4545</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>işte ergenekon, haydi yargıla!</p>
<p><a href="http://www.yuruyus.com/www/turkish/news.php?h_newsid=4545" rel="nofollow">http://www.yuruyus.com/www/turkish/news.php?h_newsid=4545</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

