Cumhuriyet Mitingleri Üstüne

Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça pek çok insan diken üstünde oturmaya başladı. Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması ülke için kabul edilemez bir davranış olarak öne sürülmeye çalışılıyor. Herkesin kendince mantıklı nedenleri var.
Ama ortada bir iki yüzlülük de var. Medyada çok fazla yerde konu edilmeyen bu durumu bir kez de ben vurgulamak istiyorum.
2003 yılında, Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Türk Ceza Yasası’na göre aldığı cezadan dolayı yasaklı olduğu için aday olamamıştı.
Seçim sonrası oluşan parlamentodan Sayın Baykal’ın destegi ile kişiye özel Anayasa değişikliği gerçeklestirilerek Erdoğan’ın seçilme yolu açıldı. Sudan bir nedenle iptal edilen Siirt seçimleri tekrarlanınca Erdogan Siirt’den (?!?!?!) milletvekili seçildi.
Meclisde tek başına anayasa değişikliği yapabilecek güce sahip bir parti için seçimler bittikden sonra dışardan birisini seçtirmeye “tamam” derken bu kişinin 4 yıl sonra cumhurbaşkanı olmak isteyebileceğini düşünmek için çok büyük siyasi birikime gerek yoktur herhalde. 5 dakika düşününce farkedilecek bir gerçektir. Sayın Baykal ve kurmayları bu durumu düşünmemişler midir?
Bizler düşünmedik mi?
Neden şimdi feryad figan ediyoruz…? Yahu; adam seçimler bittikten sonra meclise girmeyi başarabilmiş ve bunu yaparken destek olunmuş… En zoru başarılmış, şimdi Cumhurbaşkanı mı olamayacak? Yok yaaa? Olur, bal gibi de olur, ama olmayacak ve hatta bu karmaşadan prim yapacak gibime geliyor.
Sayın Erdoğan’ın bir devlet adamı olarak hal ve davranışlarından zerre memnun olmasam da, içinde bulunduğumuz konumda kazanılmış haklarının kullanımı konusunda kendisine hak vermeden de edemiyorum.
Neyse efendim, mitinglere gelelim…
Geçen hafta Ankara’da yapılan Cumhuriyet Mitingi’nde yüzbinler yürüdü… Ne için? Cumhuriyet adı kullanılarak Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmaması için.
Çok güzel… Sosyal tepki… Türkiye’de hep görmek istediğimiz hareketlerden… Önünde hiç kimsenin duramayacağı tek güç, HALK!!

Ama ben o topluluğun arasında değildim. Öyle bir hava oluşturulmaya çalışıldı ki, sanki sadece oradakiler Cumhuriyet yanlısı, gelmeyenler “diğerleri / the others” oldular. Üye olduğum bir kaç mail grupta “gidemeyenler balkonlarına bayrak asmalı, böylelikle Cumhuriyet’e verdikleri destek görülecek” gibi mailler geldi… Komedi, vallahi komedi… Bir yandan komik, bir yandan da sinir katsayısını yükseltecek cinsten hareketler bunlar.
Cumhuriyet’e sahip çıkmak için ne bir Erdoğan’a ne de bir Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ne ihtiyacım var benim. O yüzdendir ki, televizyonlardan görüntüleri izlerken içimde hep bir eksiklik hissi oldu, tamamı ile o coşkuyu hissedemedim.
Şimdi İstanbul’da yapılacak aynı miting, 29 Nisan’da Çağlayan’da. Yine yüzbinler yürüyecek ne güzel… Peki iki gün sonra 50 bin kişi fazlası “Cumhurbaşkanı Erdoğan” mitingi yapsa ne olacak bu ülkede? Laik – Anti Laik olarak bölünmüşlükten çıkarımız ne olacak? 1970li yıllarda ülkenin kamplara bölündüğünü bilmiyor muyuz? Bu kamplara bölünmenin belgesellerini yapan adamlar şimdi bu kamplaşma için, ana haberlerde avaz avaz bağırmıyorlar mı?
Salak mıyız biz?
Ülkemi seviyorum, hepinizden daha çok seviyorum! Ama körü körüne yürümek istemiyorum ben İstiklal Caddesi’nde…
Bilindiği üzere Türkiye’de bir partinin meclise girmesi için en az %10 oy olması gerekiyor. Bırakın Cumhurbaşkanlığını, Cumhuriyeti, bu ülkede ne zaman 70 milyon insanın %5′i temsil edilmeye hak kazanacak? 70 milyonun %5′i demek yaklaşık 4 milyon insan demek. Koca bir şehir insanı yok saymak yani… %5 civarı üç dört parti olduğunu düşünün… Korkunç bir hal almakta durum.
Elbette cevaplar hazır. Hiç uzatmadan Pkk terör örgütünün meclis içinde gizliden gizliye temsil edilmesinin sıkıntısından bu yapılmıyor deniyor. Demokrasinin gereği de herkes çekiyor bu cezayı…
İstemiyorum demokrasi filan o zaman yahu… İki yüzlülük istemiyorum!!! Açık açık sadece belirli partiler engellensin o zaman, sadece bazı partilere baraj konsun!! Daha dürüst olmaz mı? Sanki şimdi farklı bir şey mi yapılıyor??

Ne Sayın Erdoğan ne Cumhurbaşkanlığı karartıyor gözümü… Aklım hep o %5 lerde…
Umarım bir gün şu yüzbinler %5 diye bağırmayı akıl edecek… İnşallah… inşallah!

(Henüz değerlendirilmemiş)
Anonymous
24 Nis, 2007
sesimizi çıkarsak bi türlü çıkarmasak bi türlü. ne yapmalıydık o zaman sen söyle. var mı bi önerin? oturup kalsaydık bu kez de nerede sivil kuruluşlar nerede bu halk neden bir kişinin bile sesi çıkmıyor diyecektik kendi kendimize. evet en güzelinden bir cumhurbaşkanı adayı çıkarabilmek süper olurdu ama yoksa ne yapıcaz, gıkımızı çıkarmadan üzerimize oturmalarını mı bekliycez? en azından bir kişi bile “hayır” dese, milletin üzerinde bu kadar baskı kuramayacaklarını anlamalarına yaramaz mı… evet bir şeyler eksik, ama elimizden gelen başka ne var?
keep clubbin
24 Nis, 2007
Zannedersem pek açık dile getiremiyorum yazıda… Yinelemek isterim ; ben tepkisizliği savunmamaktayım bu yazıda. Aksine bu kalabalığın kendi gücünün farkında olmadığını düşünmekteyim. Ülkemizin yurtdışında nasıl temsil edileceğini düşünüyoruz ama kendimizin temsil hakkı için yürümüyoruz eylemler yapmıyoruz…
Ben oy kullanan insanların yaklaşık yüzde 30 u ile tek başına iktidar olan bir partiyi içime sindiremiyorum. Öncelikli sorunumuzun, belirli dinamikler sayesinde oluşturulan Cumhurbaşkanlığı geriliminden başka şeyler olduğunu düşünüyorum sadece. Hepsi bu!!! Yüzde 10 barajına lanet ediyorum.. Ne diyeyim daha?
Ve yineliyorum, Ankara’da toplanan halk Meclise yürüyeceği zaman olabilecekleri düşünecek bilinçte değildi. Halk’ın önünde kimse duramaz… Ne asker ne Erdoğan ne de bir başkası. Yürünmesin de demiyorum sonuçta… Sadece neyin ne olduğunu bilelim. Baykal’ın ağzından tükürükler saçarak yaptığı şovlar Cumhuriyet’e yakıştı mı?
Objektif bakalım sadece biraz…
Ve bu ülkede sadece cumhurbaşkanlığı seçimleri için yürümeyelim… Kyoto için yürüyelim, enflasyon için yürüyelim… Tarihi eserlerin katledilmemesi için yürüyelim… Yürüyelim yahu yürüyelim…
Umarım daha net anlaşılmışımdır artık.
Seyfi Aslangeçinen
24 Nis, 2007
Keep clubbin,
Aslında birkaç doğru noktaya değinmişsin ama farkında değilsin galiba kendinle çelişmişsin yazıda.
Yorumun ise daha açıklayıcı olmuş.
İlk yazıdaki çelişkiye gelirsek; baraj konusuna değinmişsin, evet güzel; ana sorunlardan biri demokrasimizin. Ama dörtte bir azınlığın seçmeni olan AKP hükümetinin elde ettiği haklar hiçbir şekilde meşru değil; buna tarafsız bir şekilde bakamayız…
Bizim bakış açımız, cumhuriyetin temel ilkelerinin yönünden olmalı, ki Tayyip Erdoğan ya da önereceği kişinin (bugün itibariyle belli oldu) bu yönden bakmadığı çok açık.
Bu yüzden tarafsız olamayız.
Özellikle şu günlerde bana çok saçma geliyor bu laf…
Eğer bir tarafımız varsa, aynı Tandoğan’daki kalabalığın ki gibi cumhuriyet tarafı olmalı. Sağ yönlü sol yönlü oluruz, işin orası farklı ama cumhuriyet ve demokrasi yapısı içinde ancak bu farklılıkları özgürce tartışabiliriz.
Ayrıca laik-antilaik gibi kamplaşmalardan bahsetmişsin. Bu konuya gelirsek tabii ki ne dediğini ben anladım ama Tandoğan kamplaşmadan çok iktidar tarafından yok sayılan cumhuriyetçi kitlenin haykırışıydı; ki oraya gelemeyip de kalbi orada atanlar vardı. Tamamen samimi bir mitingdi. Orada olsaydın bunu sezerdin çünkü oraya gelenlerin çok büyük bir kısmı tamamen kendi imkanlarıyla gelen insanlardı, ki bu beklenmiyordu. Böyle bir tepkinin bilinçsiz olması düşünülemez. Aksine her sınıftan insanın oluşu var olan bilincin göstergesiydi. Daha güzel olan ise halk bu bilincin ve gücün daha bir farkına vardı böylece.
Hı, orada olmayanları cumhuriyet karşıtı ilan edenlerden bahsedecek olursak onların içyüzü zaten belli… Daha fazla değinmeye bile gerek duymuyorum.
İstanbul mitingi ise Tandoğan’ın ikinci ayağı olacak. Gelip gelmemekte, tepkini en demokratik haklardan biri olan izinli gösteriyle belirtip belirtmemekte tamamen serbestsin, evine bayrak da asmayabilirsin… bütün bunların yapmadığın için seni cumhuriyet karşıtlığı suçlayanlara da gülüp geçersin… hepsi sana kalmış. Ama biz orada elimizde bayrağımızla olacağız.
keep clubbin
24 Nis, 2007
Seyfi;
Çeliştiğimi zannetmiyorum… Çelişkilerimin ne olduğunu açıkca belirtirsen sevinirim.
Sonuçta ben AKP li değilim. Cumhuriyet’i de savunan bir adamım. Taraf olmak ise şu şekilde tarafım tüm olanlara. Ülkedeki demokrasi anlayışının yanlış oluşuna tarafım! Siz bu yanlışlığa taraf mısınız?
Ülkedeki küçük esnafın, memurun, orta gelirlinin ne kadar gündeminde bu tartışma bunun farkında mısınız?
Yahu, tüm bu mitinglerin sorumlusu halk mı yoksa asker mi?
Askerin seçtiği bir cumhurbaşkanı için de eylem yapılır mı bu ülkede?
Tarafsam ben de tarafım o meclis içinden hiç kimsenin cumhurbaşkanı seçilmemesi için… Ama bu şekilde bir senaryo içinde değil…
Seyfi Aslangeçinen
24 Nis, 2007
keep clubbin,
Haklısın.
Temelde aynı şeyleri savunuyoruz.
Ayrıştığımız nokta mitingin meşruluğu veya önemi konusunda.
Tandoğan’da en az 500bin kişinin toplandığını biliyoruz, ki gerçek rakamı kimse bilemez ama bu sayının çok üzerinde olduğu kesin.
Medyada bize gösterilen sadece yürüyüşün amacının Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına tepki olduğuydu.
Oysa ki işin çok derin bir yanı var…
AKP’nin özelleştirmelerle, ulusal sermaye karşıtlığıyla sonuçlanan küçük esnafın ve memurun vahim halinin bu tartışmalarla doğrudan alakası var.
İşin demokratik yanına bakarsak şu istatistiğe bakmak lazım.
AKP, 2002 seçimlerinde genel seçmenin(9 milyon oy kullanmadı) 4′de bir oyunu aldı ama meclisin yüzde 66sına hakim oldu.
Bir açıkla resmen sivil darbe yaptılar.
Ve o günden bu güne özelleştirmelerle, cumhuriyetin altının oyulmasıyla, dinci ve dengesiz politikayla bu ülkenin temelleri oynatılmaya başlandı.
Bu yüzden Tandoğan’a bu kadar kişi katıldı. Amaç sadece RTE’nin varlığı değil, neredeyse AKP’nin el değmediği son kurum olan cumhurbaşkanlığının elden gidecek olmasıydı.
Bütün bu olanlara rağmen geç de olsa bu olaylara tepki verilmesi, benim gibiler için bir umut.
Evet geç oldu ama sonuçta oldu.
Sunusy
26 Nis, 2007
Her ne kadar aynı fikirde olmasam da oldukça gerçekçi bir yazı olduğunu kabul etmeliyim. Eğer sizinle aynı kutupta olsaydım ben de bu şekilde düşünürdüm.
Şurası bir gerçek ki:
Eğer bir alternatif c.başkanı adayı çıkarabilme yürekliliğini gösterselerdi daha verimli olurdu. Ama “onların adayı olmasın” mantığıyla devlet yönetilmez bu muhalefet tamamen yıkıcı bir muhalefettir. Kendi adayını gösterme yasağı yoktu sonuçta. Çözüme bir katkısı olmayanlar sorunun da bir parçası olurlar.
RTE’ye oy vermemiş olsam da kendisini c.başkanı olarak görmek isterdim. Ama bir RTE daha yok ve onun başbakanlıktan ayrılmasını da istemiyorum bu sebeble bana göre Gül son derece yararlı bir karar olmuştur. Konjonktürde Türkiye’ye en faydalı olacak c.başkanı Gül’dür (bunu 3 senedir söylüyoruz).
Pencereler farklı olduğu için gördüklerimiz de farklıdır, doğrusunu zaman gösterecek ama şuna inanıyorum ki, bu hükümet Türkiye cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümetidir, sürünen Türkiyeyi şaha kaldırmış, çalışkan ve milletin dinine saygısı olan bir başbakan görevine devam etmekte ve yine ülkenin %95′inin dini inançları ile kavgalı olmayan bir c.başkanı iktidara çıkmakta böylece oligarşi faşizmi ve elitist cumhuriyet anlayışı yok olmaktadır.
Artık Halka rağmen yok, halk için var.. Kişilerin kendi dinsizliklerini kamufle etmek için sığınıp istismar ettikleri bir laiklik anlayışı da can çekişmektedir. Sırf bir örtünme ayetine kusulan nefret sonucu ortaya çıkan Allah ve müslüman düşmanlığı halk tarafından bu şekilde cezalandırılmıştır. Şimdi benim beklediğim, Deniz Baykal’ın hanımını kapatıp hacca gitmesidir. zira bu halk diniyle uğraşanlara böyle ders veriyor.
Fakat;
Zaman, provoke etme değil, çalışma zamanı. RTE kadar çalışsalardı iktidar olurlardı. Bir dahaki seçimlerde bu partinin tekrar tek başına iktidar olma ihtimali %90′dır, bu durum realist olan kimseyi şaşırtmaz.
sevgi ve saygılar
qualm
26 Nis, 2007
Nerdeydiniz ey büyük Kemalistler bundan önceki cumhurbaşkanı seçilirken. O muydu demokrasi. Siz ancak sizin tabularınıza ters gelen şeyler olduğunda sesinizi çıkarırsınız. Onlar çıkaramadı tabi seslerini zamanında ama seçimde çok güzel çıkardılar ezdiniz onları yıllarca üniversetelere almadınız başları örtülü diye, küçümsediniz tercihleri yüzünden ama adamlar da sizi ezecek şimdi çünkü bu ülkede sizin işinize geldiğinizde sesinizi çıkartmadığınız kannlar yüzünde onlar bunu yapabiliyorlar. O yüzden bayrakları posterleri bırakında kim değiştirecek bu %10u kim savunabilir azınlık haklarını onu bulalım. İnsanların başını örtmesi saçma ama bırakın insanlar buna kendi başlarına karar versin. Bu ülkede esneklik olmazsa daha çok kafa keserler daha çok gazeteci vururlar ve de biz bayraklarımızı alıp sokakta boş boş bağırırız
Doktor
27 Nis, 2007
Düsüncelerimi dile getirilmiş bir halde gördüm bu yazıda. Keep Clubbin’e teşekkürler..
Anonymous
28 Nis, 2007
Arkadaşım merhaba,
güzel dile getirmişsin, önemli bir noktayı görmüşsün. Demokrasinin ne olduğunu bu kadar hassasiyetle anlayan ve ifade eden birilerinin olduğunu bilmek güzel. Yalnız bir AMAm var sana: Bu halk, yeni yeni sesini duyarmayı öğreniyor. Dediklerin doğru ama sırası var, bu büyük miting öncesinde bunlarla ortalığı bulandırmanın zamanı değildir. 5%in sesi senin için önemli ise 70%in sesi çok çok önemli olmalı. Önce 70% bağırmayı öğrensin, merak etme gün gelecek bir tek insanın sesini bile kimse duymazdan gelemeyecek bu güzel ülkede.
Haydi kalın sağlıcakla
Burak Ant
29 Nis, 2007
Aferim ya ne guzel cozmussun her seyi sunusy. Alternatif cumhurbaskanı adayı koysalar demissin. Hmm bi düşünelim bakalım çok basit bir mantık yürütme CHP alternatif koysa ne olurdu hiç akıllarına gelmemiştir bu değilmi? Akıl var mantık var bir aday koysa normal bir seçim olacaktı AKP kazanacaktı ve Gül olacaktı cumhurbaşkanı. Biraz kafası çalışan bir insan görebilirki CHPnin aday koymaması bu işin gereksiz olmasından kaynaklanıyo daha iyi bir aday olmamasından değil.
Bu gune kadarki butun hukumetler yani halkin dini inanclariyla kavgaliydi oylemi? Allahsizliklarini ortmek icin demissin SANA NE baskasinin Allahsizligindan demokrasi diye anlatmaya calistigimiz sey burda iste kimsenin Allahsizligi kimsenin ilgisini cekmez Kİ ateizmde dahil herhangi bir dini gorus kisiye ozeldir ve utanilacak bir sey degildir. Kendisini hiç sevmem ama madem konuya soktun Deniz Baykalin hanimini kapatip hacca gitmesini halkin ders vermesi olarak gormussun bu bir cezami yani hacca gitmek ve kapanmak? Ne yazdigini bilmeden dusunmeden saldirmissin. Yillar sonra iktidara gelip adam yerine konulunca iste begenmediginiz demokrasiyi boyle kullaniyosunuz gercek yuzunuzu gostermeniz cok iyi oluyo.
Cumhuriyet tarihinin en basarili hukumeti demissin AKP icin. Cumhuriyet tarihinin en basarili hukumeti 1920de baslayan hukumetin uzantisi olan 1923-1938 arasindaki hukumettir. Sadece ülkeyi düşman işgalinden kurtarmakla kalmayıp yurt içindeki bütün vatan hainlerini temizledikleri gibi (örneğin istiklal savaşı sırasında Ankara hükümetine karşı fetva veren halkın dini duygularını sömüren takkeciler) ülkemizi ortalama cahil bir ortadoğu ülkesi profilinden kurtarıp modern bir cumhuriyet haline getirmiştir. O begenmedigin laiklik sayesinde bugün Amerikada Avrupada insanlar senin dinini öğreniyo farkındamısın? Binlerce cami var İslamı yayan imamlar var kimse onların gidip domuz bağıyla bağlayıp boğazını kesmiyo. A ama laiklik olmasa da halk onları cezalandırırdı değilmi? Off hatta cihat yapardık işgal ederdik hepsini kahretsin ya laiklik olmasa Viyanadaydık şimdi…
Ulkemizin saha kalkmasi da beni sadece gulduruyo, ulkenin finansal hacminin buyumesi, ki bu goreceli bir buyume yabanci sermaye sicak parayi cektigi anda yani AKPden bıktıkları ve onu “tuvaletten akıtmaya” karar verdikleri anda yeterli sanayi altyapısı olmayan siyasi istikarsızlık olan ülkemiz emin ol yine eski haline donecektir, ki istedigi kadar buyusun ekonomi gelir adaletsizligi oldugu sürece bu hiçbirimize yaramaz, bu konuda aşşağı yukarı gelişmemiş Asya ülkeleri seviyesindeyiz, tamamen bir yalandan ibaret. Zaten bir ülkenin büyümesi öyle 3-5 senelik bir iş değildir için rahat olsun uzun vadeli planlarla büyür ülkeler şu anda bire sonuç alınıyosa bunun bugünü kadar öncesi de vardır… Sana insanlar fikrini açıklaman için bir yer göstermişler, bu hakkını iyi kullan, çünkü senin o çok sevdiğin RTEnin hayalindeki rejim kurulursa çıkıp böyle kolay kolay fikrini anlatamayacaksın. Madem uzlaşma zamanı RTE uzlaşsaydı bütün herşeyin bu noktaya geleceğini görmüyormuydu sanki? Görüyorsa önce RTEye kız uzlaşmadığı için görmüyorsada o kadar hayran olduğun başbakanın ve etrafındaki danışmanları bu işlerden pek anlamıyor demektir. Yazın çok çok faydalı oldu içimde hiçbir şüphe kalmadı artık yarınki yürüyüş konusunda, artık gücümüzü göstermenin zamanı gelmiş.
heyyamola
29 Nis, 2007
long live rockn roll
Serdar
29 Nis, 2007
Burak Ant
;). Aynen benim düşüncelerimi aktarmışsın.
Ayrıca,
‘Zaman, provoke etme değil, çalışma zamanı. RTE kadar çalışsalardı iktidar olurlardı.’
Burada duralım. Sakin ol bir dakika. %30′la ne çalışmasından bahsediyorsun ? %10-15 i, zaten yeni bir partiyi denemek için vermiştir oyları. Geri kalanlar da SP’den kalanlar , köylerde ağalar tarafından yönetilenler vs. vs. vs.
Ayrıca Cumhurbaşkanı adayı çıkarmak kolay iş :). Yüreklilik ile ne alakası var.. Eğer CHP veya ANAP aday gösterseydi, olay anayasa mahkemesine gitmezdi bile. Tam tersine çözüme giden bir yol o. Zaten Genelkurmay B. da verdi muhtıra yı ampullerin eline. Bakıp göreceğiz neler olacak..
Engin
29 Nis, 2007
Demişsin ki: “”Şimdi İstanbul’da yapılacak aynı miting, 29 Nisan’da Çağlayan’da. Yine yüzbinler yürüyecek ne güzel… Peki iki gün sonra 50 bin kişi fazlası “Cumhurbaşkanı Erdoğan” mitingi yapsa ne olacak bu ülkede? Laik – Anti Laik olarak bölünmüşlükten çıkarımız ne olacak? 1970li yıllarda ülkenin kamplara bölündüğünü bilmiyor muyuz?”"
Yalnız bir şeyi unutuyorsun, o yıllardaki hareketler halkın tamamı tarafından eğil halkın uç kesimleri tarafından yapılıyordu, bugünki durum ise bambaşka; halkın azınlığı veya çoğunluğu ama milyonları sokaklarda meydanlarda. evde olmasına alıştığımız insanlar da artık meydanlarda bunu gözden kaçırma.
ha yarın akp 50000 kişi fazla toplayabilir mi dersen cevap çok net: akp 50000 fazla kişiyi geçelim 50000 kişi bile toplayamaz. zira akpnin tabanı laiklik tabanı kadar geniş değil ve akpnin aldığı oyların çoğu tepki oyu idi. yani her zaman akpnin arkasında duracak olan insanlar değil. bunu da göz önünde bulundurmak gerekir.
diyelim ki her şeye rağmen akp daha büyük bir kalabalık topladı: o zaman helal olsun deriz, sonuçta önümüzde sandık var.
gelecek..:)
30 Nis, 2007
make your words sweet, you might have to eat them
sinbad
30 Nis, 2007
Bugün cumhuriyet mitinglerine gelen insanların bir kısmı zamanında akp ye oy vererek o partiyi denemiş olan insanlardır.Yukardaki yazıda da çok güzel değinildiği gibi Erdoğan başbakan olurken bu insanların ve diğerlerinin sesi çıkmamıştır.Ancak putlaştırılmış olan cumhurbaşkanlığı adaylığı devreye girince insanlar bir anda ”olamaz!!bu ülke laiktir,bu ülkenin cumhurbaşkanı da laik olmalıdır!!”edalarına girmiş,halbuki zamanında yapılan hükümet karşıtı veya,o dönemde çıkarılan yasalara karşı yapılan hiçbir eyleme tam anlamıyla destek vermemiştir.Hükümetin mi sözü geçiyor yoksa cumhurbaşkanının mı,yasa çıkarken??(Bana göre krallık gibi bir mevkidir cumhurbaşkanlığı..)Yani anlatmak istediğim;insanların geç de olsa birşeylere sahip çıkma çabaları ve kitle oluşturmaları gayet hoş.ancak bunu laiklik sorunundan daha öncelikli olan(işsizlik,savaş,sefalet,açlık,eşitsizlik…) sorunları şeklinde ortaya sunmalarını isterdim.Tabii ki de bu mitingler, sahiplenmesi ve desteklenmesi gereken bir halk hareketi olmakla beraber,tavrını değiştiremezse işe yararlılığının çok az olacağına,hatta zarar bile verebileceğine inanıyorum.Keşke bu milyonlar hep bir ağızdan sadece’’mutlu olmak istiyoruz’’ dese… ve gerçekten bunun için çabalasa ve zamanında çabalayanları anlamaya çalışsa.anlamasa bile eleştirse ve daha iyisini yapsa..ve dini putlaştıranlara açılana savaşı dönüp kendisine de açsa..ve fark etse ki aslında o da birçok kavramı putlaştırmış..ve..
Cem
1 May, 2007
Tartışmalara katkım olur belki..yazılanları ilgiyle okuyorum..Çorbada
benimde tuzum olsun istedim.
BİRİNCİSİ..Kalabalıkları iyi analiz etmek gerekir..Tarihte meydanlarda
caddelerde sokaklarda en büyük kalabalığı toplayan liderlerden bi tanesi
ADOLF HİTLER dir.Alman halkı meydanlara sığmıyordu.Ve meydanlardaki gercek
alman halkıydı.Sonra neler oldu..sonrası malum..Kalabalıkların niceliği
kadar niteliğide önemlidir..Bi kere kalabalıklara aşık olursak işimiz
zorlaşır.Bilirsiniz aşık olmaya görün akıl denen şey attaaa gider..
İKİNCİSİ..Genel kurmayın bildirisi tam bi MUHTIRA dır..kıvırtmadan ifade
etmeliyiz..demokrasiye silahlı başkaldırıdır.Önce bu gercekliği kabul etmek
zorundayız hep birlikte.Sonrası kolay,isteyen karşı olur isteyen yanında
olur.Peki hangi demokrasiye muhtıra verildi..yani nasıl bi demokrasi
bu..uzun hikaye ama..sadece bi örnek olsun diye şu örneği verecem.Türkiye
hala 12 eylül anayasası ile yönetiliyo..Hani bi general vardı Kenan
evren..şimdilerde 90 yaşında egenin bi köşesinde resim yaparak vakit
geciriyo..İşte bu Evren dört general arkadaşı ile birlikte 1980 de düdüğü
calıp herşeyi tatil etiydi ya..
İşte bugün yürürlükte olan anayasanın mimarları bu beş genaral dir.Ve
bilirmisiniz din dersi zorunlu ders olarak orta öğretimde bu beş general
zamanında hayata gecti..ve imam hatiplerin önü acıldı..eee imam hatip
mezunu başbakan kolay olmadı haniii.. Şimdi aynı genel kurmay irtica
tehlikesini gerekce göstererek silahını gösteriyo..Yav gülüyom
valla..hehehehheh..
ÜÇÜNCÜSÜ..Ben cumhuriyetci değilim..Ya kızmayın hemen..Nasıl cumhuriyetci
olurum..asgari üçret 400ytl..işsizlik almış başını gidiyor..kentlerde
güvenlik diye bişey kalmamış..evine hırsız girmeyen yok gibi..düpedüz kapkaccı
soygunları..gasp..rüşvet fuhuş madde bağımlılığı..tam bi uyuşturucu
pzarı..Eğitim yerlerde sürünüyo,sağlık dersen berbat sosyal devlet diye
bişey yok ortada..sendikalar iğdiş edilmiş..örgutlulukler budanmış ..yav say
sayabildiğin kadar..e ben delimiyimki cumhuriyetci olacam..benden uzak
dursun ya ,bana lazım değil cumhuriyet bu ise eğer…
DÖRDÜNCÜSÜ..Ben şeriatcı değilim valla..bak yemin bile ettim..hem sahi böğle
bi tehlike varmı..acaba tehlike var diye birileri bizi kandırmaya calışıyor
olmasın..Türkiye İran oalacakmış..yav gülüyom gene..şu dipcikleri cekin
üzerimden ya…
BEŞİNCİSİ..Hani eskiden sınıfsal bakış acısı diye bişey vardı..Şimdilerde
modası gecti bu bakışın.Olup bitenlere bide bu gözle baksak hiç fena
olmaz.Şimdi aklıma geldi..Abdullah Gül adaylığını koyunca diğer siyasi
partilerle görüşmeye başladı.Bu arada Genc Parti başlkanı Cem Uzandanda
rendevu istedi..Cem uzan Gül e rendevu vermedi..hehehhheh bak gene güldüm
yahu..Vermez elbet.Sabancı nın bi talimatıyla harekete gecip canına okudunuz
Cem uzanın..Ne cabuk unuttunuz..Bankaları kapattınız holdnglere ceşiitli
işletmelere el koydunuz..şimdide görüşme talebişnde bulunuyorsunuz….
Yani demem oki..görsekte görmesekte bu ülkede sınıflar var,sınıflararası
catışmalar var.Birde burdan bakmaya calışsak bugünkü yaşadığımız
olaylara..Neyse kalın sağlıcakla….
aslı
6 May, 2007
Selam;
Tesadüf eseri blogunuzla karsılaştım,yazılarınızı da saygı çerçevesinden çıkmamış oldukları için arka arkaya okudum.Evet Cumhuriyet mitingleri yapılmıştırama insanların gercekten düşündüklerini haykırmaları için mi yapılmıştır,ya da Cumhuriyetin tehlikede olduklarını düşündükleri için?Sanmıyorum,kalabalıkları iyi tahlil etmek gerekir,ana muhalafetin tembelligi siyasetteki başarısızlıgı onları böyle çirkin ve tehlikeli bir oyunla halkı meydanlara döküp, istediklerini elde etmek istemelerinden ileri gelmektedir.
Hükümet yanlısı veya karşıtı olarak degil,objektif bakabilmeyi beceren bir realist olarak tuzum şudur:Hükümetimiz bazıları kabullenmemek için çabalasa da gelmiş geçmiş en çalışkan hükümettir,evet maddi olarak yapılan yenilikler uygulamalar henüz halka yansımamıştır,halk henüz verdiginin semeresini görememiştir,ama çalışkanlıkları göz doldurmaktadır.Bütün dünya ülkeleri gerek R.T.E gerek A.Gül karşısında saygıyla ve gıptayla egilmektedirler,üstelik bizim laiklerimizin dindar diye küçümsedikleri insanlar bunlar,onlar kim hristiyan insanlar,bunlar dikkate deger degil midir?
Meydanlarda ki kalabalıklara gelince;o sebepten veya bu sebepten kalabalıgın 3/4 ünün asker karşıtı oldugu eskiye dönmek istemedigi aşikardır,lakin tek tek kenara alınıp sorulsa hepsinin farklı amaçları vardır orada bulunmak adına.Ben kalabalıkların ki yürüyüşlerin büyük kısmında kadın örgütlerinin başı çektigi düşünülürse,elden gidecek rejim,özgürlüklerini yaşam standartlarını ahlaki olarak yok olmuş özgürlüklerini kaybedebilecekleri endişesiyle kent kadınlarının kalabalıgı oluşturdugu kanaatindeyim,bilmedikleri bir şey var ki bu kaygılar yersiz.Eski dönemlerden kalma geri düşünme yapıları bunlar,öyle bir şey olacagı yok,böyle bir degişikligi isteyen halk ta yok,AKP nin kendi tabanı dahil.TV ler için geçerli olan nedir?Bir program kadınlar ve çocuklar tarafından begeniliyor takip ediliyorsa o program tutar:/tutacaktır,bütün yapımcılar bunu bilir.Yazık ki AKP kentli kadınları önce ikna etmeliydi,hiçbir şekilde huzurlarının düzenlerinin bozulmayacagına.Yine de bir şansları var sanki,halk askerin karşısında dik durana hayrandır içten içe,belki fena silkelendi hükümet ama seçim oldugu takdirde ezici bir üstünlükle meclis yine onlara ait.Ha baraj adil mi,hayır ama balık baştan kokar ,mecliste omasını istemeyecegimiz çok düşünce var hala ,yazık ki silahla bile tam olarak yenemedigimiz düşünceyi masa başında tartışacak demokrasi yok henüz.
Sizi her iki tarafa da saygılı üslubunuzdan dolayı tebrik ederim.İnsanların zehir zemberek dillerle birbirleriyle inatlaştıkları,Demokrasi nin geregi oldugu halda karşı fikirleri kabullenmektense baltalamayı sectikleri bir dönemde ,sakinliginiz cesaret verici gençlik adına…