CHP’ye İnanmıyorum Ama Bir Parti Var

“Allah’a inanmıyorum ama bir güç var” der, dini kendine yakıştıramayan, ama tüm evreni açıklamak için de bilimi yeterli görmeyen insanlar. Bu söylemin kaynağında, “belirsizlik” yatar. Neye inanacağını bilememiş bireyin söylemidir. Zaten kendi içinde de çelişir.

Yaklaşan seçim döneminde, Chp’ye kerhen oy verecek seçmenlerin ruh halini bu deyim çok güzel açıklıyor! “Chp’ye inanmıyorum ama bir parti var. Gerçekten de durum bu, oyun verileceği bir parti var ortada ama bu partiye oy verecek çoğunluk bu partiye inanmıyor bile! Aslında bu ruh hali her partiye oy verecek bir kısım seçmende vardır. Ama içinde bulunduğumuz seçim döneminde CHP’yi meclise taşıyacak çoğunluk bu duygu içinde. Çoğunluğa destek olacak bir azınlık düşünmüyor bunu. O yüzden de bu yazı CHP nezdinde tüm inanmayan oy vericiler için can buluyor.
İnanmamak ne demek peki? CHP’nin seçim vaadlerine inanmamak olabilir, Sayın Baykal’ın güttüğü politikaya inanmamak olabilir, CHP’nin sol bir parti olduğuna inanmamak olabilir… Örnekler çoğaltılabilir. Bu örnekler çevresinde şu tarz söylemler de şekillenebilir; “CHP’ye oy vereceğim ama işte, ıh mıh”, “Yaaa valla Baykal’ı sevdiğimden değil”, “Abi Akp bu sakata gelmeyelim”, “Saatler 23 temmuzda geri mi alınıyor?”.

Körü körüne oy verecek bu insanlar, CHP yi hem sevmediklerini söylemekte hem de bir antivirüs gibi CHP’ye sarılmaktadırlar. Yanlış anlaşılmak istemem bu noktada. CHP’nin politikaları hakkında gerçekten bilgili, bu politikaları savunan ve partisi için mücadele etmekten yılmayan CHP’lilere bir şey demiyorum, saygı duyuyorum onlara, inanmışlıkları var bir kere. Ancak o kadar az ki bu kesim…

Pazar akşamı, Nevizade’de uzun süredir görmediğim bir arkadaşım ile tesadüfi bir şekilde buluştuk, yalnız değildi, bir arkadaşıylaydı. Nevizade sokağına yukardan bakan güzel bir terasta, biralar yudumlanıyor, ben ise bu güzel bayanlara ne zaman “kime oy veriyorsunuz?” sorusunu sorsam onu düşünüyordum. Geç oldu ama güç olmadı. Sorumu sordum ve aldığım cevap beni şaşırtmadı. CHP demişlerlerdi ama, bir amaları vardı. “İçinde bulunduğumuz koşullar…vs… vs…” yoksa Sayın Baykal’dan çok şikayetçiydiler ama bu şikayetlerinin altı da çok dolu değildi, bir antipati vardı sadece.
Konuşmaya başladım tabi, Hangi semtte olduklarını sorarak hangi seçim bölgesine ait olduklarını söylemekle işe başladım. (seçim kültürümüz bu kadar işte mi?) Başka bir partiye yakınlık duyup duymadıklarını sordum, bağımsız adayları inceleyip incelemediklerini, fikirlerinin olup olmadığını… Ama nafile idi. Yaklaşık yarım saatlik konuşmamın ardından, söylediğim şuydu; “Size şu partiye veya insana oy verin demiyorum, sadece olan biten hakkında fikir sahibi olmanızı istiyorum.” aldığım cevap benim için yeterince tatmin ediciydi, “kafamızda soru işareti oluşturdun, verdiğin sitelere bakacağız.”

CHP seçmeninin durumu bu işte. Yarım saat içinde kafasında soru işaretleri oluşabilen bir kitle. Bu benim arkadaşlarımın aptallığından ileri gelmemekte veya benim üstün propaganda özelliklerimden. İnsanlar bir nebze olsun sorgulamaya başladıklarında, kendi çıkışlarını buluyor zaten. Ancak bir de sorgulamak isteğinde olmayan, körü körüne, sadece medyadan kaba saba bilgilerle edinmiş olduğu “Rejim tehlikede, AKP kötü adam CHP ise süpermen” ruh haliyle oy verecek bir gençlik var. Cumhuriyet mitinglerinin siyasi bir yönü olmadığı söylenip durdu ilk başta ama, CHP’nin milletvekili adayı Prof. Dr. Nur Serter de oy isterken, “Hani o mitingler var ya, ben onu düzenleyen kadınlardanım” diye söze başlıyor gittiği yerlerde.

Seçime 11 gün kaldı (eğer bir süpriz olmazsa). 11 günde biraz kendinizi zorlarsanız, 5 kitap bile okuyabilirsiniz. 5 kitap okuyun demiyorum ama, kararsız bir şekilde oy sandığına gidecekseniz şunları yapmanızı öneririm;
- Oy vermeyi düşündüğünüz partinin seçim beyannamesini inceleyin.
- Oy vermeyi planladığınız partinin en zıttı olan partinin de seçim beyannamesini inceleyin. Farklılıkları, benzerlikleri görün.
- Seçim bölgenizdeki bağımsız adayların neler dediğine bakın.
- Mümkünse adaylarla yüz yüze görüşün, el sıkışıp, öpüşmenin ötesine gidin.
Bunlardan bir kaçını yapmak bile kararsızlığınızı bir inanca dönüştürmek için bir adım olabilir. Üşenmeyin!
Ve
“Ne Olur Günlük Gazete Okuyun!”