CHP’ye İnanmıyorum Ama Bir Parti Var
“Allah’a inanmıyorum ama bir güç var” der, dini kendine yakıştıramayan, ama tüm evreni açıklamak için de bilimi yeterli görmeyen insanlar. Bu söylemin kaynağında, “belirsizlik” yatar. Neye inanacağını bilememiş bireyin söylemidir. Zaten kendi içinde de çelişir.
Yaklaşan seçim döneminde, Chp’ye kerhen oy verecek seçmenlerin ruh halini bu deyim çok güzel açıklıyor! “Chp’ye inanmıyorum ama bir parti var“. Gerçekten de durum bu, oyun verileceği bir parti var ortada ama bu partiye oy verecek çoğunluk bu partiye inanmıyor bile! Aslında bu ruh hali her partiye oy verecek bir kısım seçmende vardır. Ama içinde bulunduğumuz seçim döneminde CHP’yi meclise taşıyacak çoğunluk bu duygu içinde. Çoğunluğa destek olacak bir azınlık düşünmüyor bunu. O yüzden de bu yazı CHP nezdinde tüm inanmayan oy vericiler için can buluyor.
İnanmamak ne demek peki? CHP’nin seçim vaadlerine inanmamak olabilir, Sayın Baykal’ın güttüğü politikaya inanmamak olabilir, CHP’nin sol bir parti olduğuna inanmamak olabilir… Örnekler çoğaltılabilir. Bu örnekler çevresinde şu tarz söylemler de şekillenebilir; “CHP’ye oy vereceğim ama işte, ıh mıh”, “Yaaa valla Baykal’ı sevdiğimden değil”, “Abi Akp bu sakata gelmeyelim”, “Saatler 23 temmuzda geri mi alınıyor?”.
Körü körüne oy verecek bu insanlar, CHP yi hem sevmediklerini söylemekte hem de bir antivirüs gibi CHP’ye sarılmaktadırlar. Yanlış anlaşılmak istemem bu noktada. CHP’nin politikaları hakkında gerçekten bilgili, bu politikaları savunan ve partisi için mücadele etmekten yılmayan CHP’lilere bir şey demiyorum, saygı duyuyorum onlara, inanmışlıkları var bir kere. Ancak o kadar az ki bu kesim…
Pazar akşamı, Nevizade’de uzun süredir görmediğim bir arkadaşım ile tesadüfi bir şekilde buluştuk, yalnız değildi, bir arkadaşıylaydı. Nevizade sokağına yukardan bakan güzel bir terasta, biralar yudumlanıyor, ben ise bu güzel bayanlara ne zaman “kime oy veriyorsunuz?” sorusunu sorsam onu düşünüyordum. Geç oldu ama güç olmadı. Sorumu sordum ve aldığım cevap beni şaşırtmadı. CHP demişlerlerdi ama, bir amaları vardı. “İçinde bulunduğumuz koşullar…vs… vs…” yoksa Sayın Baykal’dan çok şikayetçiydiler ama bu şikayetlerinin altı da çok dolu değildi, bir antipati vardı sadece.
Konuşmaya başladım tabi, Hangi semtte olduklarını sorarak hangi seçim bölgesine ait olduklarını söylemekle işe başladım. (seçim kültürümüz bu kadar işte mi?) Başka bir partiye yakınlık duyup duymadıklarını sordum, bağımsız adayları inceleyip incelemediklerini, fikirlerinin olup olmadığını… Ama nafile idi. Yaklaşık yarım saatlik konuşmamın ardından, söylediğim şuydu; “Size şu partiye veya insana oy verin demiyorum, sadece olan biten hakkında fikir sahibi olmanızı istiyorum.” aldığım cevap benim için yeterince tatmin ediciydi, “kafamızda soru işareti oluşturdun, verdiğin sitelere bakacağız.”
CHP seçmeninin durumu bu işte. Yarım saat içinde kafasında soru işaretleri oluşabilen bir kitle. Bu benim arkadaşlarımın aptallığından ileri gelmemekte veya benim üstün propaganda özelliklerimden. İnsanlar bir nebze olsun sorgulamaya başladıklarında, kendi çıkışlarını buluyor zaten. Ancak bir de sorgulamak isteğinde olmayan, körü körüne, sadece medyadan kaba saba bilgilerle edinmiş olduğu “Rejim tehlikede, AKP kötü adam CHP ise süpermen” ruh haliyle oy verecek bir gençlik var. Cumhuriyet mitinglerinin siyasi bir yönü olmadığı söylenip durdu ilk başta ama, CHP’nin milletvekili adayı Prof. Dr. Nur Serter de oy isterken, “Hani o mitingler var ya, ben onu düzenleyen kadınlardanım” diye söze başlıyor gittiği yerlerde.
Seçime 11 gün kaldı (eğer bir süpriz olmazsa). 11 günde biraz kendinizi zorlarsanız, 5 kitap bile okuyabilirsiniz. 5 kitap okuyun demiyorum ama, kararsız bir şekilde oy sandığına gidecekseniz şunları yapmanızı öneririm;
- Oy vermeyi düşündüğünüz partinin seçim beyannamesini inceleyin.
- Oy vermeyi planladığınız partinin en zıttı olan partinin de seçim beyannamesini inceleyin. Farklılıkları, benzerlikleri görün.
- Seçim bölgenizdeki bağımsız adayların neler dediğine bakın.
- Mümkünse adaylarla yüz yüze görüşün, el sıkışıp, öpüşmenin ötesine gidin.
Bunlardan bir kaçını yapmak bile kararsızlığınızı bir inanca dönüştürmek için bir adım olabilir. Üşenmeyin!
Ve
“Ne Olur Günlük Gazete Okuyun!”





öncelikle sizi ekşi sözlükten takip ettiğimi ve blogunuza bu sekilde ulaştımı söylemeliyim.Gayet güzel olmuş.Devianart sayfanız da öyle..
Son yazınızda bahsettiğiniz gibi düşünmekteyim ben de.CHP’liyim ama CHP’den memnun değilim.
Son zamanlarda CHP’nin yarattığı korku siyaseti de bu düncelerimde büyük etken.Partinin Erzurum’da asılan afiş(Erzurum halkının Ermeniler nedeniyle çektiği sıkıntılar hala unutulmadı veya Alevi toplumunun en büyük korkularından şeriat(Türkiye’ye gelirse Sünni kökenli olacağı aşikar) tehdidiyle korkutarak oy topladğı malum.
Ama bir başka yönden de bakmak gerekiyor.AKP mitinglerinde ’367′yi alamazsak kriz olur.Oyunuzu bize verin diyerek” halkın kriz korkularından oy sömürmüş olmuyor mu?
CHP’nin sol (en azından bildiğimiz sol) olmadığını öğrenmeyen kalmadı.
Her ne kadar asker partisi dense de CHP’nin e-darbeye tavır koyamadığı fikrine katıldığım söylenemez.
Deniz Baykal,yöneltilen sorulara açıkca ‘Askerin demokrasiye müdahelesini savunmam mümkün değil,demokratik sürecin işlemesi lazım.üstelik 1971 muhtırası demirel’e karşı yapılmasına rağmen bülent ecevit ve ben buna son derece karşı çıkmıtık’ demişti.
…
Deniz Baykal’ın siyasi vizyonundan pek memnun değilim.CHP’nin başına daha genç dinamik ve kitleleri etkileyebilecek bir liderin geçmesi partiyi tek başına iktidar bile yapabilir.üstelik açıkladıkları seçim beyannamesini diğer partilere göre daha başarılı buldum.
Yanlış hatırlamıyorsam 4 Temmuz gecesi Habertürk’te rastladığım bir siyaset
programında MHP,CHP ve bir partinin daha eğitim politikaları üzerinde tartıma yapılıyordu.
CHP’nin temsilcisi iktidar olduklarında imam hatiplilere cüzzamlı muamelesi yapılmayacağını orayı siyasi oyunların arka bahçesi haline getirmeyeceklerini,lise örencilerinin üçte ikisini meslek liselerine yönlendirerek diplomalı mezun haline getireceklerini ve üniversitedeki yığılmayı önleyeceklerini söylüyordu.Bu sayede ÖSS’nin kalkacağını her fakaltenin kendi sınavını yapacağını belirtti..
Son günlerde duyduğum seçim vaatlerinin(özellikle eğitimle ilgili olanlar) arasında en akla yakın olanı buydu.(örnek için bkz:Cem Uzan’ın 370 yeni üniversite vaadi.)tabi ekş isözlük’te bu da eleştirilimişti.eleştirilemezliğini tartımıyorum çünkü eleştirmek için bir mantık yürütmek gerekir. bu bile takdire şayan> ama yorumlara baktığımda ‘AKP’nin zıttı neyse odur.’ türlü söylemler de akla yatkın gelmiyor.
Bir de MHP’nin eğitim politikasından örnek vereyim.’ tarih kitaplarındaki Türk tarihinin ünite sayısı oldukça yüksekken AKP iktidarında tek üniteyle sınırlandırılmıştır.’
Milliyetçi bir eğitim verilmesi vatan sevgisi aşılanması gayet güzel ama MHP’nin eleştirdiği noktanın Türklükle ilintili olması ve bununla sınırlı kalması konuya ne yönden baktıklarının bir örneği sanırım.
Can Dündar’ın programı Neden’de ise AKP adayının mevzu bahis ettiği eğitim politikası nedir?’sistemin aksayan yönlerini düzeltmek’.sistemin heryeri aksıyor da nerelerin aksadığını belirtmekten kaçındı dikkatimi çekti.
Bu yorum 10 Temmuz tarihli yazıya olduğu halde konular alakalı olduğu için 9 Temmuz’daki yazınızda dikkatimi çeken bir noktaya da parmak basmak istiyorum:
^2003 yılına ait olduğu söylenen belgenin 4 yıl kadar “gecikmeli” ortaya çıkması da biraz düşündürücü biraz “kirli” değil mi allah aşkına?^
Açıkcası bu siyasette neyin temiz neyin kirli olduğu pek net seçilemiyor artık.Malum politika siyah ve beyazdan ibaret değil.Gri’den de bolca mevcut.ama atladınız bir konu var.^^Türk halkının unutkanlığı.^^
Tüm toplumsal olayları harddiskten bir çırpıda silip attığımızı kabul edersek;4 yıl önce yapılmış bir olayın bugün hatırlanması pek kolay olmayacaktı.üstelik CHP o zaman da büyük yaygara koparmş bu nedenle anlaşma meclise gelmemişti.Sayın Erdoğan başta ‘bunu kanıtlamayamazsa müfteridir’ demedi mi?sonra kanıtlanınca ”o anlaşma rafa kaldırılmıştı zaten” denmedi mi Dışişleri Bakanlığı tarafından?
Toplumumuzun unutkanlığı nedeniyle son anda akıllarda kalması için ortaya çıkarılan yolsuzluklar nedeniyle bunu gündeme getirenler mi eleştirilmeli yoksa yolsuzluğu yapanlar mı Sorum budur..
not1: CHP propagandacası değilim kesinlikle.Sadece sorgulamak istedim bazı şeyleri.Yanlış anlaşılmasın.
not2: Biraz uzun oldu.Kusura bakmayın.
Saygılar..
@non serviam
Öncelikle bu uzun değerlendirmen için sağol ama türkçe karakterlerin problemliydi. tüm türkçe harfleri tek tek düzeltip tekrar post ettim yazını, bundan sonraki postlarında tr karakter kullanmazsan sevinirim :)
Şimdi,
Muhtıra konusundan başlayalım, Muhtıraya öyle söz ile tepki gösterilmez, bir basın bildirisi ile protesto edersin bu durumu! Ciddi yazılı bir şekilde. Aslına bakarsan 12 eylül anayasası düzenini kabul etmiş ve generalleri hala yargılamamış, bunun için uğraş vermemiş partilerden bahsediyoruz, ki CHP de onlardan biridir. Böyle bir şey beklemek de yanlıştır herhalde. CHP e-muhtıraya “sözlü” olarak karşı çıkarken, demokrasi sürecini anayasa mahkemesi karar aşamasındayken neden baltaladı? Madem o kadar saygılıydı sayın Baykal demokrasiye, adalete? Niye açıklamalarda bulundu habire c. başkanlığı ile ilgili dava görüşülürken? Şimdi ben nasıl samimi bulayım Baykal’ı?
Eğitim konusuna gelince,
Kulağa hoş geliyor yapacakları. Ama sadece hoş geliyor, çünkü bunlar bir söylem. İmam hatipleri nasıl arka bahçe olmaktan çıkarılacak mesela? (imam hatipler arka bahçemidir bi de, tartışılır hep girmeyeceğim)
Sonra, üniversite konusu. 1.5 milyon insanı nasıl meslek lisesine yönlendiriyorsunuz pardon? Bu 1.5 milyon insanın ailelerini nasıl ikna edeceksiniz, ülkede üniversite diploması bile bir işe yaramıyorken? Bu çocukların meslek lisesi diploması ile iyi bir yaşam geçirmesini nasıl garanti ediyorsunuz? Bunlar hep düşünülmeli bu söylemler söz konusu olduğunda. Hem 1.5 milyonun hadi yüzde 50 sini (ki inanılmaz bir orandır 750.000 kişi eder) liseye ikna ettiniz, yahu 150.000 civarı öğrenciye yetecek derslik var? Ne farkı kaldı Cem Uzan’dan?
MHP için ne desem boş… Onu es geçiyorum.
Bu söylediklerimden AKP nin eğitim sistematiğini onayladığım çıkmasın. Ama en azından ÖSS yi kaldırmanın bu ülke gerçeklerine ters düştüğünü açık yüreklilikle söylediler. Bunu da bir kenera not ederim.
AKP’nin meydanlardaki kriz çığırtkanlığını onaylamak doğru dğil elbette. Ancak çıkmazı yaratan da Asker oldu. Bir yönden bakarsanız Erdoğan’da haklı.Fakat, sanırım artık son buldu bu söylemleri. Bugün gazetelerde “uzlaşı” dan bahsetmeye başladı Sayın Erdoğan. Bundan önceki yazımda da değindğim gibi herkesin bir a, b, c, d… planları var.
Belgenin 4 yıl sonra ortaya çıkarılması konusunda yapmış olduğun açıklama, çok düşünüdürücü.
O zaman biz tüm belgeleri saklayalım, halk bir şey bilmesin, yeterince üstüne gitmeyelim, gündem oluşturmayalım, bir çeşit şantaj amaçlı bunu seçim döneminde kullanalım? Bana bunun etikliğini lütfen savunmayın!
AKP nin bulaşmış olduğu pisliği tartışmıyorum dikkat ederseniz, o konu başka bir şeydir bu başka bir şey.
Bu siyasi-etik ile alakalıdır. Siz böyle sinsi bir siyasi-etiğe sahip partinin dürüstlüğünden ve sizi hakkınızla temsil edeceğinden emin olabiliyorsanız, saygıyla önünüzde eğilirim. Kendi ahlak anlayışınız derim, geçerim.
Ama ben böyle siyaset yapılmasına tüm yüreğimle karşıyım!
Unutkanlıktan bahsediyorsunuz, Unutturmayacak o zaman. Bu millet unutmaya programlı değil herhalde. Sivil toplum örgütleri, dernekleri örgütleyip gündem yaratmak en fazla partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin elinde.
Durum böyleyken böyledir efendim.
Bir de belirtmek isterim, seçim bir şeyi değiştirecek mi ki? Bu askeri anayasaya karşı milyonlar yürümedikten sonra, zor efendim… Çok zor.
Saygılar.
su anki siyasi duruma dogru bir yaklasım. bu kitleleri arkasından sürükleyecek baska bir olusum olmamasından kaynaklanıyor.
aynı sekilde akp secmeninde de benzer kaygılar var. nasılki bahsedilen durumdaki secmen akp kazanmasın yeterki diyerek chp’ye oy verecekse akp’ye oy verecek olan ciddi bir secmen de ‘chp kazanmasın’ amacıyla akp’ye oy verecektir.
yani bu secim akp’yi sevmeyenlerle chp’yi sevmeyenler arasında geçecek.
dikkat edilirse akp ve chp her ikisi de secimin bu sekilde olmasını ve aralarına baska bir parti girmemesini istiyor. bunun gerceklesmesi için de her seyi yapiyorlar. tek dertleri iktidar olmak ve diğerini muhalefet olarak görmek.
malesef durum bu.
Sonumuz Hayrolsun… Ne diyelim?
Ben de non serviam gibi Ekşi Sözlük’ten buldum ve okudum yazınızı.
Nisan ayına kadar apolitikliğimle övünmekte olan bir geçtim. Sonradan fark ettim ki politik görüşe sahip olmamakla varolan görüşlerden farklı bir şey istemek arasında fark varmış. Yani benim politik bir görüşüm varmış da partiler arasında bu görüşe sahip ikinci bir insan yokmuş.
Benim de “Oyun kime?” sorusuna cevabım çoğu insan gibi “CHP’ye, ama AKP yüzünden.” olacak. AKP’nin yaptıklarını ve/veya yapmadıklarını burada tekrarlayıp lafı uzatmama gerek yok diye düşünüyorum, çünkü yukarıdaki yazıyı okuyabilecek kapasitede her insan kimin ne işler çevirdiğinin farkındadır.
Pek bağlayamadım paragrafları ama gelmek istediğim nokta şu: Bu seçimlerde “tepki oyu” denen şeyi keşfediyorum, zaten katıldığım ilk seçim. Tepki oyum CHP’ye gider, tepki de AKP’yedir. Olur da şu anketler hakikaten gerçekleri yansıtmıyordur ve AKP böyle barajı bile geçemez falan, o zaman ülke rahatlama sürecine geçer (Solda CHP, sağda MHP fena bir koalisyon oluşturmaz diye düşünüyorum ama ne kadar doğru bilmiyorum.). Sonraki seçimlerde ise insanlar bilincini kaybetmemişse, o zaman gerçekten hummalı bir araştırma sonucu seçeceğim partiyi kendim belirlerim.
@ Barış,
Yorumun-katkın için teşekkürler öncelikle.
Apolitik olmak bir tercih meselesi kesinlikle ama apolitik insanların “asgari ücret neden bu kadar az?”, “bu hükümet de hiç bir şey bilmiyor” gibi ahkam kesmmesi gerektiğini düşünüyorum, o yüzdendir ki iyi etmişsin, ucundan kıyısından da olsa kendi fikrini ortaya koyarak! Tebrik ederim.
Şimdi, futbol takımı seçmiyoruz, “chp akp’den iyidir” argümanı ile Chp’ye oy verilmesine karşıyım ben. Bu görüşüm sadece CHp için geçerli değil elbette, yazımda da bu belirgin bir şekilde yer alıyor ama Chp bu “sendrom”un bir numaralı örneği şu anda.
Tepki oyu biraz daha radikal bir oy olmalı diye düşünüyorum. Gerçekten “tepkini” dile getirebilecek bir oy. Mesela eski hayat kadını olan Ayşe Tükrükçü’ye oy verebilirsin! İktidar kaygısı yok, meclise girmeyeceğini bile biliyor, ama bir tepki istiyor halktan. Bu bir örnek sadece, haydi oyunuz Ayşe Hanım’a demiyorum, sizin bileceğiniz iş. Ama tepki oyu bu ve buna benzer şekillerde olmalı diye düşünüyorum.
AKP’nin iktidar olmadığı zaman ülkenin rahatlama sürecine geçeceğini söylüyorsun ama ekonomistler senin gibi düşünmüyor Barış. Onların hali de duman, Oyumuz CHP’ye diyorlar, ama CHP’nin iktidar olmasını istemiyorlar. AKP’nin ekonomi politikasından memnunlar vs…
Ne AKP’liyim Ne CHP’liyim, o yüzden rahat rahat konuşuyorum. Lütfen Avrupa liginde ülkeyi hangi takım daha iyi temsil eder gibi sığ bir düşünce ile oy vermeyelim şu sandıkta! Kendimize oy verelim!
Ben de birkaç gün öncesine kadar, bahsettiğin gönülsüz CHP seçmenlerindendim. Her şey, Bu Sizi İlgilendiriyor’da Baskın Oran’ı izlememle başaldı. Dedim ki, şehrimdeki (İzmir) bağımsız adayları araştırayım. Bu beni araştırmaya, oradan blog oluşturmaya, ordan “Keep Clubbin’in Salonu”na getirdi. Düşüncelerine kesinlikle katılıyorum, soru sormak ve araştırmak zorumdayız. Yoksa şikayet etmeye hakkımız yok. Blog’umdaki 11 Temmuz tarihli yazıya göz atarsan sevinirim.
cevap vermekte geciktim.şimdiden özrümü bahanelendireyim:)
demokrasi konusundaki düşüncelerine katılıyorum.ama şunlara da dikkati çekmek isterim..
madem akp demokrasiyi savunuyor ve madem bazı adayların ısrarla iddia ettiği gibi ”demokrasi kalesi” neden cumhurbaşkanlığı seçimine tek aday gösterdiler? 4,5 yıldır iktidarda olmalarına rağmen neden seçim barajını indirmediler? bu kadar mahkemeye saygılı oldukları için mi cumhurbaşkanlığı seçimi için alınan ve anayasada gayet açık oalrak belirtilmiş 367′yi inkar edip,’karar,demokrasiye sıkılan kurşundur’ dedi? o da yargıya müdahale değil midir? milletin sadece %53′ünün temsil edilebildiği bir parlamentoda neden buna son verecek kararlara imza atmadılar,en azından değinmediler?
chp kesinlikle bu konularda tutarsız.ama en azından dokunulmazlıkların kaldırılması için şimdiden adaylar arasında imza topladı.şu ana kadar hiçbir partide böyle bir uygulamaya rastlamadım.dokunulmazlıkların kaldırılmamasıyla temiz siyaset yapılıyor sanılmakta hala..sedat bucak,ibrahim tatlıses,kemal unakıtan gibi hakkında birçok dava açılmış şahsiyetlerin siyasette önemli aktör rolüne soyunacak olmaları beni çok rahatsız ediyor.
demokrasiden bahsediyor akp.peki yasayı geçirme çoğunlukları varken neden siyasi partiler yasasını değiştirmedi? halbuki her partinin birbirinden bağımsız olarak düzenlediği,üyelerinin katıldığı tek turlu ön seçime gidilse,parti yönetimleri bir spor salonundaki delegelerden değil asıl seçmen tabanı tarafından seçilse fena mı olur? deniz baykal inmez mi makamından? siyasette taze yüzler,genç düşünen aydın insanlar,akademisyenler görsek iyi olmaz mı?
cumhurbaşkanlığı seçimine dönersek;madem tek aday gösterdin ana muhalefet partisiyle uzlaşmak yerine ‘görüşmem’ demek hangi demokratik yönetim etiğine ve uzlaşma kültürüne uymakta? eğer bu cumhurbaşkanlığı halkı kucaklayacak biri olacaksa neden siyasi oyunlar haline getirilip sonra üzerinden oy elde edilmeye çalışılıyor?
bunlar kafamda beliren sorular? demokrasiye değinmişken bunlardan da bahsetmenizi isterdim.
not: türkçe karakterler sorunluysa şimdiden özür dilerim..
daha demokratik,aydın bir türkiye dileğiyle..
saygılar..
@Non serviam ,
Kendi yazdığım uzun yazıyı okudum da, ben akp demokrasiyi savunuyor demedim . Akp’nin cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşanılanları demokrasiye aykırı bulduğumu söyledim. Yanlışım varsa düzeltilsin lütfen. Bu süreç içinde, mevcut yasalar dahilinde, AKP’nin başına gelenleri demokrasiye aykırı bulmanın bir “ama”sı yok diyorum sadece bu!
AKP’nin seçim – cumhurbaşkanlığı stratejilerinden de şu şekilde bahsetmiştim
“AKP’nin meydanlardaki kriz çığırtkanlığını onaylamak doğru dğil elbette. Ancak çıkmazı yaratan da Asker oldu. Bir yönden bakarsanız Erdoğan’da haklı.Fakat, sanırım artık son buldu bu söylemleri. Bugün gazetelerde “uzlaşı” dan bahsetmeye başladı Sayın Erdoğan. Bundan önceki yazımda da değindğim gibi herkesin bir a, b, c, d… planları var.”
Dediğim gibi, herkesin bir a-b-c-d planı var. Ve ona göre uygulanıyor her şey. Bu siyasal etiğe uygun mudur? Tartışırız, bence değildir. Ama CHP sütten çıkmış akkaşık mıdır? o da var.
Yorumunda, AKP’yi bir demokrasi savunucusu olarak gösterdiğim gibi bir imaj çizmişsin ama öyle bir şey yok. Cumhurbaşkanlığı seçimi olsun, iktidar dönemindeki uygulamaları olsun, genel itibari ile bana uyumadığı için oyum kendilerine değil mesela?
Ama benim 180 derece zıt bir görüşüm olsa dahi anti-demokratik uygulamalarla önünün kesilmesine destek veren bir partiye de hakkımı helal etmem.
CHP imza topladı diyorsunuz da, ben şu dört yıl boyunca hiç ciddi anlamda kürsüden bunu Sayın Baykal’ın çığırdığını duymadım?
Şu an bile söylemlerinde yok? İmza toplamakla değil de bunu mecliste dile getirseler ya? İlla tek başına iktidar mı olmak lazım gündem yaratmak için?
Toparlarsam, sosyo-ekonomik uygulamalarına genel anlamda her ortamda eleştirmiş olduğum bir hükümet partisinin uğraşmış olduğu anti demokratik hareketlere sessiz kalmamalıyız, “bugün ona yarın sana?” diyerek düşünmeliyiz.
CHP konusunda yazdığım şeylere de net cevabınız olamamış? “Demokrasi konusunda görüşernize katılıyorum” demekle yetinmişsiniz.
Realitede CHP’nin vicdanınızı ne kadar temsil ettiğini sorgulayın lütfen. Gerisine karışmak bana düşmez.
Saygılar.
zannederim ki, zannetmiyorum aslında chp isminden,kurucusundan,cumhuriyet çocuğu olan insanların üzerindeki etkilerinin sağlamlığından yani en çok nostalji ile kotarıyor oyları.
fazla da çaba sarfetmiyor demokrasi adına,onlarla birlikte baş koymuş insanlar parti içini özellikle demokratik bulmadıkları için ya istifa ettiler ya da saf değiştirdiler.
sosyal demokrat kimlikli bir parti için bu ayıp onlara yetmeliydi ama,demekki daha fazla sürünmek gerekiyor,ayakta dik durabilmek için.
akp demokrasi için daha fazla mı savaş veriyor ne?
@Aslı Hanım
CHP ile ilgili söylediklerinize katılıyorum doğrudur.
AKP’nin demokrasi savaşı verdiği ise pek doğru değil açıkcası.
Örnekler vereyim hemen;
En çarpıcı örnek seçim olmadan olağanüstü bir hızla polise eski yetkilerini fazlası ile veren yasadır.
AKP’de lider partisidir. Parti içi demokrasi söz konusu değildir. Parti içi demokrasiyi hayata geçiremeyen bir parti kadrosu halka ne kadar demokrasi verir? Bu yönden CHP ve diğer partilerle benzeşmeyi bırakın aynıdır! Abdullah Gül’den önce Abdullah Gül’ün C. Başkanı adayı olduğunu bilen bir sistemden bahsediyoruz.
Yüzde 10 barajı için savaş göstermeyen bir partiden söz ediyoruz yine tıpki CHP gibi.
Milletvekili dokunulmazlığı konusunda ise “bu iş Milletvekillerinin küçük düşürür, o zaman tüm bürokratlarınki ile birlikte kaldıralım” sözlerinin arkasından eylem gelmeyen bir lidere sahip bir parti.
Tüm bunların yanında AKP’nin ve Türkiye’nin önü anti-demokratik uygulamalarla kesilmemişmidir? Kesilmiştir efendim, ama o ayrı bu ayrıdır.
Saygılar.