Çernobil’i unutma!
Tam 21 yıl önce 1986 yılında gerçekleşdi bu facia. 26 Nisan sabahına karşı 4. reaktörde meydana gelen patlama sonrasında milyonlarca insanın hayatına öyle ya da böyle bir etki etti bu olay.
Öncelikle, bir anda “radyasyon kültürümüz” oluştu. Radyasyonun zararları nelerdir, gaz maskeleri vs. ilkokul sıralarında öğrencilere öğretilmeye başlandı. Tüm bunlar olurken TRT1 den S.S.C.B hakkında hiç de içaçıcı olmayan haberler “kısıtlı” da olsa Türkiye’ye ulaşıyordu. Komşumuzdan bize doğru gelebilecek radyoaktif serpintiden korkmamamız için bakanlarımız televizyonda çay içmeye bile başlamışdı.
Bahsi geçen kişi, dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral’dan başkası değildi. “Bize bir şey olmaz” diyerek poz veriyordu… Oysaki o dönemde bu radyoaktif serpintiden özellikle Karadeniz ve Trakya bölgesi çok fazla etkilenişti. Uzmanların dediği ise bu radyoaktif serpintinin etkisinin yıllar sonra ortaya çıkacağı yönündeydi. Öyle de oldu, Karadeniz bölgesindeki Kanser vakaları içler acısı bir şekilde son yıllarda artış göstermekde. En bilindik isimlerden gencecik yaşında kansere yenilen sanatçı Kazım Koyuncu da bu duruma bir örnek.
Serpintileri geçtik, içilen çayları unuttuk, ama okullarda dağıtılan fındıkları unutmadık!!!
Ben de yedim o fındıklardan, annem ne kadar “oğlum sakın haa, okulda fındık filan verirlerse sakın yeme!!!” demişse de ben yedim, çocuktum ne yapayım… Yedim işte.
Bir ülke yönetimi düşünün ki dünyadaki tek çocuk bayramına sahip olsun, ama bir yandan da “geleceğimiz” dedikleri bu canlara radyasyonlu fındıkları kendi elleriyle, hem de okullarda, hem de açıktan bir şekilde versin. (Küfretmek istiyorum da, yeri değil)
Çernobil’in benim hayatımdaki yeri bu kadar işte… Toplamda bir A4 kâğıdı bile doldurmuyor. Binlerce kilometre uzaktan bize bu kadar etki ederken bu facia, Çernobil’de neler oldu peki?
24 Nisan 2007 tarihli “Nükleer Enerji’yi Desteklemek?” başlıklı yazımı yazdıktan bir gün sonra Taksim Metrosu’nun sergi alanında bir sergi farkettim. “Çernobil’i Unutma” adını taşıyan bir fotograf sergisiydi bu. Çernobil Faciası için söyleyeceklerinin yüzlerce A4 kâğıdına bile sığmayacağı kişilere ait bir sergi. Kendi kendime “tesadüf mü bu şimdi, daha dün Nükleer Enerji’yi destekleyen bir yazı yazdım” derken önünden geçip gittim, bu olay sabah işe giderken olmuştu. İş yerinde ise bir huzursuzluk hissettim, o fotograflara bakmadığım için. Akşam iş dönüşü serginin fotograflarını çekmeye ve burada yayınlamaya karar verdim. Bir çeşit günah çıkarma belki de bilemiyorum. Bildiğim bir şey varsa, o fotograflara bakarken sinirleriniz gerçekten bozuluyor ve sinirlerinizin bozulması için oradalar zaten!
Sergi “İstanbul Nükleer Karşıtı Platform” tarafından gerçekleştiriliyor. 30 Nisan’a kadar orada olacak.
Nükleer Enerji’den bu korkunç trajedi yüzünden vazgeçmeyi kabul etmiyorsam da, insanlık görevimi yerine getiriyorum şu an (vicdanımı da rahatlatıyorum evet). İnsanlık tarihinde hiç ama hiç görmeyi istemeyeceğimiz böylesi bir olayı unutmamak için, gidin görün bu ufacık sergiyi. Süre tuttum 8 dakika sürüyor fotograf altı yazıları okuyarak…

(+1 puan,1 kişi değerlendirmiş.)
blackdog
28 Nis, 2007
o fındıkları hepimiz yedik, o çaylardan hepimiz içtik…