Çağatayca: "Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz." Jiddu Krishnamurti

Bölünmüşlük üzerine…

BeğenmedimBeğendim (0 puan,10 kişi değerlendirmiş.)
Loading ... Loading ...

Hep derler ya;

“Bir alanda uzmanlaşmak en iyisidir”. Elbette kişinin uzmanlaştığı bir alanın olması yaşantısında çok ama çok önemli bir faktördür ne var ki bu temenni çaktırmadan çok yönlü olmanın önünü kapıyor gibi gelmiştir hep bana. Bu arada bahsettiğim “mesleki uzmanlık” değil; kişinin sosyal yaşantısındaki çeşitliliği ya da daha gerçekçi olmak gerekirse ‘bölünmüşlüğü’ ile alakalıdır. Üniversite yaşantım başladığı andan itibaren tek yönlü bir birey olmayı reddedip bir çok alanda kendimi göstermeye çalıştım elimden geldiğince. Eylemlere de katıldım, partilerde de zıpladım, yeri geldi kös kös ders de çalıştım.

Ne var ki bir müddet sonra bu bölünmüş, parçalara ayrılmış yaşam tarzını idare etmenin zorlukları ile de karşılaşmaya başladım. Bir yanda  bitirmem gereken bir okul vardı, diğer yanda kariyer yapmam için çalıştığım bir işim. Bu ana hattı oluşturuyordu, ana hattın çatlaklarının dallanıp budaklanmasını sağlayan şey ise ait olduğum sosyal çevrelerin zıtlıklarından ileri geliyordu.

Bu tercihler beraberinde çeşitliliği getirse de bir yandan da kafanın yorulmasını ve bu yorgunluğun bi müddet sonra tembelliğe dönüşmesi riskini hep barındırıyor. Bu tembellik de garip bi tembellik aslında; yapmak istediğiniz bir iş var ne var ki gerekli zaman ve ilgiyi ayıramadığınız için istediğiniz kadar iyi olamayacak. O zaman yapmıyorsunuz ve kalıyor o iş. Bu tanımı “tembelliğin modern zamanda keşfi” şeklinde bir başlıkla pazarlasak da olur hani…

Yukarıda bahsettiğim gibi bölünmüşlük hayatımda çoğu zaman hep oldu. Hayatım bir kaç senedir hiç olmadığı kadar dijitalize olmuşken bu parçalanmış hayatın bir ucuna da dijital yaşantımın eklenmesi ve bu yaşantının da kendine ait parçalanmalara sahip olması beni hiç olmadığım kadar bir durgunluk evresine itmiş bulunmakta.

www.cagatayca.com iki yılı devirdi. Politik yazılardan oluşan bloguma uzun süredir gerektiği ilgiyi gösteremiyorum. Çağatayca’ya ilgi gösterememin en büyük nedeni yukarıda bahsettiğim parçalanmışlık. En düzenli yazdığım zamanlar kendimi ‘dışarıdan’ en fazla soyutladığım ve kendi başıma kaldığım zamalardı çünkü. Çağatayca bir kenarda dururken başlayan Bi Müsaade Et Programı (www.televidyon.com/bimusaadeet) programı, onun üstüne bir dönem eklenen kişisel projem www.hedefiphone3gs.com ve son dönemde yeni yeni ilgilenmeye başladığım www.negordum.com ile iyice nereye bakacağımı şaşırmış durumdayım. Tüm bunlara iş yaşantımı, yüksek lisans eğitimimi ve yaşanması gereken sosyal hayatımı ekleyince iki yukarı paragraftaki modern zaman tembelliği ile tanışmış oluyoruz.

Çözüm yüklerken kurtulmakta. Ne var ki o yüklerin ne olduğunu çok iyi belirlemek gerekiyor. Daha sonra kurtulmamanız gereken yüklerden kurtularak hayatınızı daha da çekilmez hale getirmeniz olası. Önceliklerin iyi belirlenmesi, tercihler vs… vs…  Eğer acımasızsanız gözünüzü karartıp tek bir noktaya odaklanıp, geride ne bıraktıysanız hiç görmeden yolunuza devam edebilirsiniz. Bu kolaydır da, gemileri yakarsınız… Ne var ki benim gibi dengeyi arıyorsanız işiniz zor, kolay gelsin!

4 Comments

  • Peki tek bir noktaya nasıl odaklanabiliriz?Yapmak ya da olmak istediklerimizden birisini seçmek için diğerlerinden nasıl vazgeçeceğiz?Yoksa vazgeçmeden de olur mu?

    This comment was originally posted on FriendFeed

  • Anıl, vazgeçmek bir tercihtir. Ne var ki her tercihin kendi sorumlulukları, getirileri vardır. İsteyen ‘Swot analizi’ yapar ve yolunu ona göre şekillendirir, isteyen alır başını gider. Arkasına da bakmaz. işte bu arkasına bakmayan insan olmak hem kolaydır hem zordur. Bana çok kolay gelmiyor açıkcası. Teoride kolay ama uygulamada zor bir şey. Vazgeçmeden olması için insanın limitlerini bilmesi gerekiyor. Bu da deneyimleme ile oluyor, başka yolu yok. Deneyimler, yenen kazıklar, yıkımlar ile şekillendirdiğin oyun alanında kendini bulursun ve darmadağan olmadan sınırlarını bu deneyimlere göre belirlersin…

    This comment was originally posted on FriendFeed

  • Anıl, vazgeçmek bir tercihtir. Ne var ki her tercihin kendi sorumlulukları, getirileri vardır. İsteyen ‘Swot analizi’ yapar ve yolunu ona göre şekillendirir, isteyen alır başını gider. Arkasına da bakmaz. işte bu arkasına bakmayan insan olmak hem kolaydır hem zordur. Bana çok kolay gelmiyor açıkcası. Teoride kolay ama uygulamada zor bir şey. Vazgeçmeden olması için insanın limitlerini bilmesi gerekiyor. Bu da deneyimleme ile oluyor, başka yolu yok. Deneyimler, yenen kazıklar, yıkımlar ile şekillendirdiğin oyun alanında kendini bulursun ve darmadağan olmadan sınırlarını bu deneyimlere göre belirlersin… tabii becerebildiğimiz kadar…

    This comment was originally posted on FriendFeed

  • Çok açıklayıcı oldu teşekkürler.Artık kendimi, olmak ve yapmak istediklerim için bol bol sınayacağım.

    This comment was originally posted on FriendFeed

Bu yazıya gelen yorumları Rss Beslemesinden takip edebilirsiniz! RSS 2.0 feed.

Additional comments powered by BackType