Bir Yılın Ardından…
Zaman çabuk geçiyor…
Bundan tam bir yıl önceydi. Ekşi Sözlük yazarlığımı bir aylığına dondurmuş ve daha önceden “öylesine” aldığım blog hesabımı aktif olarak kullanmaya başlamıştım. İlk yazım da “vaka-i sözlük” olarak kayıtlara geçmişti.
Geçen bir yılın ardından hem kendim, hem yazılar hem de sitenin görünüşü, ismi değişikliğe uğradı. “Keep Clubbin’in salonu” ismi ile başlayan blogum, bir müddet sonra yazıların ciddiyeti ile bu ismin birbirine tezat olduğunu düşünmem üzerine Çağatayca’ya dönüştü.
Makale yazımı zor iş vesselam. Özellikle politik – güncel konularda söyleyecek bir şeylerinizin olması için gündemden kopmamanız, fikir yürütebilmeniz ve “kendi” doğrularınızı oluşturmak için farklı farklı kaynaklardan bir şeyler okumak zorunluluğunuz var. Düzenli gazete okumadığım yıllara hem bir “ah” hem de sorgulamadan – araştırmadan fikir sahibi olduğunu zanneden insanların çokluğuna ince bir sitem, onlara bir çağrıda bulunmak adına da sitenin sloganını “Ne olur Günlük Gazete Okuyun” olarak seçmiştim.
Geçen bir yılın ardından Çağatayca’nın sayısal verileri şöyle; 36775 tekil ziyaretçi sayısına ulaştık. 28 kişi yazılan yazıları e-postasından takip ediyor. 58,989 sayfa gösterimi, çoğunluğu makalelerden oluşan 108 yazı ve bu yazılara yapılmış 445 yorum. Bir not daha; Sitemiz Blograzzi‘de iki defa günün blogu olarak ana sayfada yer aldı. Bu sayısal veriler benim yazma isteğimi, motivasyonumu gerçekten çok etkiliyor. Sonuçta bu yazıları paylaşmak derdinden başka bir derdim yok.
Kimi arkadaşlar siteye neden reklam almadığım konusunda sorular soruyorlar. Bu vesile ile bu soruya da cevap vereyim. Çağatayca benim için bir antrenman alanı. [İleride yazılı basında beni görürseniz şaşırmayın. Hatta Mayıs ayında bir sürpriz bekliyor Çağatayca okurlarını! :) (şimdilik sürpriz olarak kalsın)] O yüzden buradaki yazılarımdan bir maddi beklentim yok. Bir de Türkiye’de blog yazarlığının daha çok olgunlaşması gerektiğine inanıyorum. Reklam verenler bu olgunluğu gördükten sonra ancak paralarını bu alana yatırmaya başlayacaktır.
Bir yıl bir sitenin olgunlaşması açısından çok fazla bir sür değil. Ancak şuna inanıyorum ki Çağatayca artık emekleme dönemini geride bıraktı. Keep Clubbin’in Salonu isminden vazgeçmem ile sendeleyerek ayakta durmaya çalışırken şimdilerde bebek adımları ile ilerlemekte… Zaman zaman kişisel sebeplerden ötürü yazmayı aksattığım olsa da yılgınlık yok! Yola devam!
Bu yolculukta beni yalnız bırakmayan ve yazılarımı okuyan, yorum yapan herkese en içten teşekkürlerimi sunuyorum bir kez daha!
Paylaşmak güzel çünkü. Çok güzel!

(Henüz değerlendirilmemiş)
Ayna-i Marzî
21 Mar, 2008
Biz okurlar olarak da çok teşekkür ederiz, paylaşımın için. Bir de şahsi olarak bu blogun fikirlerimde belirli değişiklikler de yaptığını belirtmeliyim. Yani günlük hayatta kendi doğruları ile hareket eden kişilerle karşılaşamadığım için bir nebze ferahlık oluyor buradaki yazılar.
Blog da güzel bir şey, hepimiz güncel olaylar hakkında yazmasak da yazmak eylemi bir uğraşı gerektiriyor. Bir yazıyı yazabilmem için önce aklımda toparlamam gerekiyor ve bunu yazıya dökmek de kendimi yazı ile ifade edebilmemi sağlıyor. Özellikle blog bana hiç bir sitenin veremeyeceği özgürlük sunuyor; zira kendime ait sadece. Bu yönüyle gönlümde taht kurmuştur :)
Daha nice yıllar yazılarınızı okumak dileğiyle.
Tahir Emre KALAYCI
21 Mar, 2008
Merhaba,
Ben de bir okurunuz olarak yeni fikirler edinmeme yarayan değerli yazılarınız için teşekkür ediyorum. Blogunuza uzun ömürler diliyorum :)
movementbir
2 Nis, 2008
nice yıllara dostum!
dilekss
4 Nis, 2008
elinize , yüreğinize sağlık ….
öyle bir zamanda yaşıyoruz ki normal hayat bir kenara sanal da bile düşüncelerini ifade etmekten korkan insanlar var …
gerçeklerini bilmeyen bilmemekte ısrar eden gençlik var ….
blogunuz bu kesim için özellikle çok aydınlatıcı nitelikte ….
okunmaktasınız ….
Talha Can
6 Nis, 2008
Hayırlı olsun;
nice yıllara…