Bir ÖSS Daha Geçti

17 haziran 2007 pazar günü, bir buçuk milyondan fazla insanın gerilmiş sinirlerinin, biriken umutlarının, bir yıl boyunca çalışılan derslerin savaş alanına çıktığı bir tarihti.
Herkesin birbiri ile düşman olduğu, bencilliğin erdemi ile sivriltilen kalemler, taramalı tüfek gibi her şıkkı özenle karaladı, cevap kağıtları birer kan gölüydü aslında. Özenle karalanan kağıttan yani, açılan her delikten, işaretlenen her şıktan, oluk oluk kan akmaktaydı. Göz yaşları ise cephe dışında biriken annelerin, babalarındı. Yer yoktu duygusallığa bu sıcak haziran sabahında.
17 Haziran günü bir okulda ben de görevliydim. (Bina denetim görevlisi olarak)
Neler görmedik ki, kalemi, silgisi olmayanlar, nüfus cüzdansız gelenler, yanlış okula gelip doğru okula geldiğinde ısrarcı olanlar, nüfus cüzdanını çamaşır makinasında yıkayıp gelenler…
Tüm bunlar hadi neyse de, baş örtüsü ile gelen öğrencilerin sınav alanına baş örtülerini çıkararak girmeleri sinirimi bozmadı değil. Evet kimlik tespitinin daha doğru yapılabilmesi için bunun gerekli olduğu öne sürülebilir ama, kimliği doğrulamanın binbir türlü yolu da var, insanların inançlarını bir tuvalette bırakmaları hoş değildi. Hem de hiç!
Bu sene güzel bir uygulama vardı. Sınav başlarken ve biterken zil çalınmadı. Her derslikteki sınav salon sorumlusunun saati esas olarak alındı. O zilin sınava girenler üstünde yarattığı hissi düşünün, bir de bazı sınıflarda hazırlıklar tam bitmeden başlıyabiliyordu sınavlar daha önce, bu da sınava girenlerin zamanından yenmesine sebep oluyordu. Velhasıl bu şekilde olması gayet iyiydi.
Geçen yıl uygulamaya konulan, tutanak sistemi yine vardı. Bu şu demek oluyor, kimliksiz de gelseniz sınava alnıyorsunuz, ama sınav sorumlusu tarafından bir tutanak ile durum ösym ye bildiriliyor. Sınava alınmama olmuyor. Bu durum aslında biraz kafalarda soru işareti bırakabilecek bir uygulama. Kötü niyetli kullanılması da son derece mümkün. Elbette ösym deki kontrol-denetim sistemini bilemiyorum.
Bu detaylardan sonra;
Zamanında iki kez, hatta öys’yi de sayarsam üç kez girdiğim bu sınav ile hayatıma yön verdim. En azından istediği bölümü zevkle okuyup, yağtığı işi seven azınlığın içinde yer aldım yine bu sistem sayesinde. Lise 3 yıllarımda alakasız zamanlarda şişen yüzüm ve ellerimi, uyku problemlerimi, 1998 yılında öys’deki başarısızlığım sonrası tekmelediğim, kafamı vurduğum duvarları düşünmezsek sorunsuz bir maceraydı benim için! (oh ne güzel)
Olmasaydı keşke… Şu sınav olmasaydı keşke.
Kolay değil ama bu işler o kadar. Neredeyse tüm partiler bu sınavı kaldıracağını söyleyip oy istiyor gençlerden. Olmayacak duaya amin diyorlar kısaca!
Bir buçuk milyondan sadece yüzbini civarındaki öğrenciyi kaldırabiliyor Türkiye’deki üniversiteler. Kısaca derslik yok ki, öğrenci konulsun içine!
Derslik olsun hadi, hocalar nerede? Türkiye’de akademik kariyerine araştırma görevlisi olarak başlayıp, doçentliğe, yardımcı doçentliğe geçiş yapanların, geçiş yapmayanlara oranı nedir bir bakmalı.
AKP Hükümeti bizim dönemimizde otuzdan fazla üniversite açıldı diyor. Doğrudur açıldı. Açıldı da bu açılma işi biraz çetrefilli. Açılan üniversiteler zaten var olan bir üniversitenin bir veya bir kaç fakültesinin ayrılması ile oluşturuluyor. Hoop diye bir kaç binalı üniversiteniz oluyor. Diğer fakültelerde “zamanla” açılır deniyor… Ben de keşke diyorum, bir de inşallah diyorum!
Bu yeni kurulan üniversitelerin rektörleri kim olacak ne olacak diye tartışmalar dönüyor, ben biraz daha farklı bir şey diyeceğim; yeni yapılaşmakta olan bu üniversitelerin asıl YAPI İŞLERİ DAİRE BAŞKANLIKLARI ve İDARİ VE MALİ İŞLER BAŞKANLIĞI sıkı denetim altına alınmalıdır. Türkiye’de zengin olmayan müteeahhit kalmadı gibi, bilmem anlatabiliyor muyum?
Biz ne desek boşuna gerçi…
Ne demişti Kamer Genç? Hemen Hatırlayalım “anlayana sivrisinek az anlamayana davul zurna cok”
Her şehrimizi gerçek anlamda bilim üreten üniversitelerle donatmadan, bu üniversitelerin ihtiyaç duyduğu akademik kadroyu oluşturmadan, eğitimin bütçedeki payı belirgin bir şekilde yükseltilmedikçe, hangi hükümet gelirse gelsin bu sistem değişemez, öss kalkar başka bir isim olur, şekli şemali değişir, şu olur bu olur ama her halükarda bir buçuk milyondan yüzbini bu eğitim hakkını kazanır! Bu kadar basittir bu konu! O yüzden kimse “acaba yaparlar mı?” diyerek oy vermesin bu kimselere…
Yazıktır günahtır!
Öss mağduru, ruhu bir kaç yıl yaşlanmış genç arkadaşım;
Bir kaç ay sonra istemediğin bir bölümde, asla sevemeyeceğin bir şehirde üniversite hayatına başlaman çok olası, pes etme, sevmeye çalış okulunu, bölümünü, şehrini, tüm yabancı yüzleri… Baktın olmuyor mu, köküne kibrit suyu diyerek yak gemileri! İnsan hayatında bir iki yıl hiç bir şey… Hele ki şu genç yaşlarda.
Kendi hayatına değer ver! Kendi hayatına… (Ne güzel bir cümle, Varlığımın kıymetini bilmek ve ona göre yaşamak…)
Sorun şu ki bu isteğini
mevcut sistem içinde gerçekleştirmen gerekiyor… Kurallara göre, aksatmadan, beş dakika geç kalmadan, başörtünü kızlar tuvaletinde bırakarak, birbirine benzeyen binlerce soruyu çözerek, kendini yitirerek…
Kendimizi yitirerek kendimize değer vermemizi isteyen bu yönetim sistemine, evet diyerek!
Bir başka yol daha var…
Var da, siz en iyisi mi, biraz daha ders çalışın!

(Henüz değerlendirilmemiş)
jill
20 Haz, 2007
bu yılki öss ye girmiş biri olarak..
benim ikinci girişimdi sınava,e biraz tecrübe,biraz da kendimi kontrol etme çabalarımla geçti sınav..
söz ettiğin gibi sınav olan okullarda zilin çalmaması benim de dikkatimi çekti ki;ben bunu sevdim:)
sınav gözetmenimiz öğrencilerden daha heyecanlıydı mesela,yazık…
bir de duyduğum kadarıyla bazı duyarlı müdürler bayan öğretmenleri sınav öncesi çağırıp ince topuklu ayakkabı giymemeleri konusunda uyarmış ki;öğrenciler sınıf içinde tek bacağı tahta bir korsan geziyomuş hissine kapılmasın..(ben o müdürlere saygılarımı sunarım)
yine başka bir ilgi çekici bir güzellik de;sınav olan okulların yakınlarına “lütfen klakson çalmayınız” yazılı levhaların konulmasıydı.levhaların boyutları küçüktü belki ama en azından o da birşeydir.bununla yetinmeyen bazı belediyeler de büyük bez afişler hazırlatıp okulların sokaklarına asmışlar..
bunca önlem bize gösteriyor ki;
siyasi parti liderleri ne kadar o kalkacak şu olmayacak deseler de,öss hep olacak ve bir çok gencin hayatını yönetmeye devam edecek.ben ve benim gibi bir çok öğrenci buna isyan etse de..
forever öss!!!
sevgilerimle..
Anonymous
23 Haz, 2007
sınav sınav sınav 5 harf li bir keline ama hiç sıcak bir kelime değil (bana göre) hayatının geleceği gireceğin ÖSS sınavına bağlı ADALET Mİ? sınavın kendisi hakkında yorum yapamıcam çün ki o heyacanı yaşamadım , yaşamak istermiydim evet , gelelim baş örtüsü ile sınava gelenler için yazdıklarınıza siz bile hoş karşılamadınız durumu bunu ifadenizden anlamamak o kadar da zor değil peki onlar ne yapsın dayatmayla sınavı giriyolar doğrumu…kazansalar bile hayatları boyunca hep karşılarına çıkacak zorlanacaklar neyse sınavsız bir ülke dilerim en azından yeteneklerine göre sınava tabi tutulsa insanlar bence çok daha başarılı oluruz … saygılarımla…
Abdullah
16 Tem, 2007
AOBP Puanı diye bişey var tam bir saçmalık Ham puana göre Süper bişey yapıyoruz öss den puan yüzünden Saçmalık işte hiç bi yer gelmiyo kahretsin