Berlinli Hamza’nın hikayesi!

Hamza ile bundan bir yıl kadar önce Almanya’da tanıştık. Berlin’de HP tarafından düzenlenen ‘Connecting Your World 2008‘ etkinliğinin son günü otel odalarımıza bırakılan hoşçakalın konulu yazının yanına iliştirilmişti.; Benden habersiz yatağımın ucuna bırakılan bir ayıyı ilk başta hoş karşılamamış olsam da, sonraları Hamza adını alacak olan bu arkadaşımızla garip bir bağ kuracağımı o günden bilsem elbette ki o günkü “bu ne lan?” surat ifademi hiç takınmaz, sevecen bir tavırla kendisini karşılardım!
Efendim bu ayı, Berlin şehrinin maskotu! Kendisine sembol olarak AYI’yı seçen başka bir şehir var mı bilmiyorum açıkcası. Ya da Berlin halkı neden bir ayıyı seçmiş, onu da araştırmadım. Ancak son derece sevimli bir tercih gibi durmakta. AYI demek ‘bir sevgi filmi’ demektir benim için. Sinemada ağladığım ilk filmdir. (http://www.imdb.com/title/tt0095800) Belki de bu yüzden ayı genel algılayışta hakim olan kabalıktan ziyade şefkati çağrımlaştırmakta bende. Ha siz isterseniz “Alman işte seçe seçe Ayıyı seçmiş Ayılar” dersiniz bilemem. O da sizin ayılığınız olur!

Hamzayı Türkiye’ye döndükten sonra kullanmaya başladım. Aslında öyle anahtarlık filan kullanan birisi değilimdir. Anahtar işte, şu yuvarlak halkalardan birisi olsun yeter düşüncesindeydim. Sonra ne olduysa bir gün kullanmaya başladım kendisini. İlk başta elbette bu şekilde değildi kendisi. İki yana açılmış kolları vardı, capcanlı idi rengi de.kendisi alkollü ortamların bir numaralı kahramanı oluyordu bir iki dakikalığına! Birincisi, anahtarlığı yanımdaki kişinin arkasından sallandırıyor ve “Arkanda ayı var!” diyordum. Çok iğrenç geliyor olabilir şimdi buradan okuyunca ama Hamza çok seviyordu bu numarayı! :)) Çok yorgun Hamza artık, emekliye ayrılmak istemiyor. Hala direniyor!
Diğer hikayede ise Hamza’nın şu an göremediğiniz iki yana açılmış kolları başroldeydi. Aslında şimdi bulamadığım bir hürriyet haberine dayanıyordu hikaye. Avcılar ayı avlarken büyük bir ayı ile karşılaşırlar, anne ayı “Beni vurmayın çocuklarım var” diyerek yavrularını gösterir kollarını iki yana açarak. Acımasız avcılar ateş ederler ama yavrulardan birisini vururlar. Daha sonra Anne ayı ormanda avcıları bulup öldürür (Oh olsun!). Bunun gibi bir haberdi. O haberi anlatırken de Hamza çok yardımcı oluyordu kolları ile bana…
Ne var ki bu mutlu beraberliğimiz çok uzun sürmedi. Cihangirde oturduğum dönem dış kapının açılmaması yüzünden eve gelen arkadaşlarımın binaya girebilmesi için birinci kattan anahtarı aşşağı atmam gerekti. Şapşal arkadaşım da anahtarı tutamayınca Hamza’nın bir kolu kırıldı. :( Ama hala ayakta durabiliyor ve diğer kolu ile avcılara meydan okuyordu! Uzun bir dönem bu şekilde hayatımıza devam ettik. Ama geçtiğimiz ay ofista Hamza ile oynarken bir anda elimden kaydı ve bir bacağı ve kalan diğer kolunu da kaybetti! :( Çok üzüldüm. Kendime kızdım… Ne var ki olan olmuştu işte…
Hamza şimdi yalnız ama yine de arada birilerinin arkasına geçiyor “Ayı var” oluyor! Kollarını artık açamıyor ama ben yine de hikayeyi anlatıyorum! Hamza’yı seviyoruz! Hamza’nın bu zor dönemlerinde kendisine bir arkadaş arıyoruz. Kendisi gibi bir ayı olabilir. Uzaylıya da hayır demezmiş! Hamza’yı yalnız bırakmak istemiyorsanız, kendisine bir arkadaş gönderebilirsiniz! Ben de mutlu birlikteliklerini buradan herkese aktarırım! İletişim için “Bana ulaşın” sayfasını kullanabilirsiniz! :)

(Henüz değerlendirilmemiş)
murat nahcivani
15 Haz, 2009
hahahah ikinci kolda gitmiş. bence bununla monty python and the holy grail’den black knight esprisi yapabilirsin.
This comment was originally posted on FriendFeed
murat nahcivani
15 Haz, 2009
hahahah ikinci kolda gitmiş. bence bununla monty pyyhon and the holy grail’den black knight esprisi yapabilirsin.
This comment was originally posted on FriendFeed
Cagatay Akturk
15 Haz, 2009
Murat, kabasın!
This comment was originally posted on FriendFeed
murat nahcivani
15 Haz, 2009
acımamışsın hayvancağıza. ben bunun haribo ayılarına benzediği günleri bilirim
This comment was originally posted on FriendFeed
Cagatay Akturk
15 Haz, 2009
Hamza’nın acınmaya değil; bir dost eline ihtiyacı var!
This comment was originally posted on FriendFeed