Başka Bir Anayasa Mümkün

Seçim öncesi İstanbul Bağımsız Milletvekili Adaylarından Baskın Oran’ın gösterilerinde öne çıkan sloganlardan bir tanesi “Başka Bir Meclis Mümkün” idi. Her kelimenin arasına ilk başta derin esler koyuluyor, sonra da hızlı hızlı söyleniyordu. Başka bir meclisin mümkün olduğunu gösterdik bu seçimlerde. Sıra geldi anayasaya!
Düzenli takip edenler hatırlayacaktır “Demokrasi Notları” başlığını taşıyan yazımın sonunda AKP’nin sivil anayasa hazırlığından ve Zafer Üskül’den kısaca bahsetmiştim. Geçen günlerde Zafer Üskül’ün Hürriyet Gazetesi’ne verdiği röportaj tam beklenen bir haberdi! “Anayasada Atatürk ilke ve inkılaplarına gerek yok”. Bu konuya geri döneceğiz, ancak gelin elimizdeki anayasa nedir ne değildir bir ona bakalım!
ANAYASAMIZDA DER Kİ;
- 12 eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak türkiye büyük millet meclisinin başkanlık divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini türk milleti adına kullanan, 2356 sayılı kanunla kurulu milli güvenlik konseyinin, bu konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı kurucu meclis hakkında kanunla görev ifa eden danışma meclisinin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezai, mali veya hukuki sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz.
bu karar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ, merci ve görevlilerce uygulanmasından dolayı, karar alanlar, tasarrufta bulunanlar ve uygulayanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
Kısaca özetlemek gerekirse, görev süresince yapmış oldukları her türlü davranıştan ötürü Milli Güvenli Konseyi’ni yargılayamıyoruz. Kim bu konsey üyeleri peki?
Dönemin;
- Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren
- Kara kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin (2005 yılında vefat etmiştir)
- Hava kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya
- Deniz kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer
- Jandarma genel Komutanı Sedat Celasun
Bu isimleri yargılayamayacağımızı söyleyen bir anayasamız var! Yetmiyor, dikkatli okunduğunda görülecektir ki, bu kişilerden emir alan kişiler de yargılanamıyor. Yani işkencecilerin yargılanmasının önü de bir bakıma kapatılıyor! Ve biz hala demokrasiden, özgürlükten bahsediyoruz. Az önce okuduğunuz paragraf yüzünden Sayın Evren tüm pişkinliği ile “Ben öldükten sonra yargılasınlar” diyebiliyor ekranlardan (Genç Bakış Programı – Muğla Üniversitesi). Yine bu paragraf sayesinde 28 Şubat’ı, 27 Nisan’ı yaşamışızdır.
Çok sevdiğimiz komşu ülkemiz Yunanistan’da 1974 yılına kadar bir Cunta yönetimi vardı, bunu biliyor muydunuz? Sonrasında olanlar şöyle, Darbe yönetimine son veriliyor, Darbeciler yargılanıyor ve ömür boyu hapse mahkum ediliyorlar. Bir tanesi hapishanede ölüyor. Türkiye’de darbe sonrası bir demokrasiye dönüş yaşadı yaşamasına ama, bizim darbeciler keyiflerince emekli oldular. Yetmedi saygı gördüler, el üstünde tutuldular. Anayasadaki bu madde bir türlü değiştirilemedi. Sonra “Avrupa Birliği’ne neden giremedik”, “Neden Asker siyasete müdehale ediyor?” gibi soruları sorar sorar dururuz!
Böyle bir anayasaya sahibiz, “Sivil anayasa lazım” dediğimizde “yahu şimdiki ne ki zaten, sivil değil mi?” soruları ile az muhatap olmuyorum, o yüzden belirtmekte tekrar yarar var, bizim sivil değil, askeri bir anayasamız var ve bu anayasa şu an yamalı bohça gibidir. Ben bu durumu bir akademisyen gözü ile değil bir vatandaş olarak gözlüyorum. Gözüken köy kılavuz istemiyor malumunuz.
Hal böyle olunca sivil anayasa için uğraş vereceğini iddia eden AKP’nin kadrosuna Zafer Üskül’ü dahil etmesi bu konudaki ciddiyetini belirtiyordu.
Zafer Üskül kimdir allahaşkına isterseniz ona bir bakalım!
Aklımıza ilk gelenler;
- Anayasa Profesörü
- Boğaziçi Üniversitesi’nde Anayasa Hukuku derslerini emekli olmasına rağmen vermeye devam etmiş bir kişi
- Sodev‘in kurucularından
- Tüsiad’ın son demokratikleşme raporunu yazan kişi.
- Nihayetinde, AKP milletvekili.
Anlaşılabileceği üzere, Anayasa konusunda popülist yaklaşmaya çok müsait yüzlerce milletvekilinden en soğukkanlılıkla bu konuya yaklaşabilecek kişidir Sayın Üskül. AKP’den milletvekili olması tüm bu geçmişini silmez, ona bu birikimini kullanmak konusunda yetki verir! Sayın Üskül AKP’yi seçişi konusunda şöyle diyordu Radikal’deki röportajında; “AK Parti ile aramda demokratikleşme konusunda fikir birliği var. Yeni, sivil bir anayasa hazırlama konusunda fikir birliği var. Kurumların iyi işlemesini sağlayacak değişiklikler yapma konusunda fikir birliği var. Mesela son dönemde gördük. Yargı organı hukuka çok da uygun olmayan kararlar verebildi. Bunların değiştirilmesi ve düzeltilmesi gerekiyor artık. Aslında benim AK Parti ile aramdaki fikir birliği, 12 Eylül Anayasası’nın rafa kaldırılması ve artık yama tutmayan bu Anayasa yerine ‘demokratik, sivil bir uzlaşma anayasasının yapılması konusunda var.” Görüleceği gibi adamcağızın tek derdi demokratik, sivil bir anayasa! Zafer Üskül’ün bu sözlerine karşı çıkacak kimse yoktur diye düşünüyorum!
Şimdi, bir soluklanalım… Elimizde ne var bir bakalım? Türkiye Cumhuriyeti’nin kara lekesi bir Cunta Anayasamız var. Anayasa konusunda yıllarını vermiş, bir çok anayasa tasarısı hazırlamış, demokrat, sol görüşe sahip bir adamımız var. Tek kusuru AKP’den milletvekili olması. Zafer Üskül’lü AKP’nin anayasayı kendi başına, kendi istediği gibi hazırlayıp hazırlayamayacağına yanıtı ise şöyle idi; “Hayır, çünkü hiçbir siyasi parti tek başına bir anayasa hazırlayamaz.“
Şimdi gelelim asıl konumuza. Ne demiştir Zafer Üskül, Hürriyet Gazetesi’ndeki röportajında, öncelikle renksiz anayasa olarak tanımlıyor, savunduğu anayasayı. Her ideolojiye eşit mesafede, bir ideoloji izi taşımayan bir anayasa. (Buna karşı çıkacak aklı çalışan bir insan düşünemiyorum ben!) Devam edelim. Asıl tartışmaya konu olan sözlerinin tamamı şu şekilde Sayın Üskül’ün; “Atatürk milliyetçiliği ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık yer alıyor. Bu ifadelerin çıkarılması mı gerekecek? Yer almaması doğru olur diye düşünüyorum. Bu bir eksiklik değildir. Mustafa Kemal Atatürk’ün bütün ulusun önderi olduğu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Bu ortak değerdir. Bu herkesin sahip olması gereken ortak değerdir. Mustafa Kemal Atatürk başka bir şeydir, Kemalizm veya Atatürkçülük başka bir şeydir. Anayasa bu anlamda Kemalizm ideolojisinin izini taşıyor.”
Burada dikkatinizi çekeceğim nokta şudur, Zafer Üskül “Anayasada Atatürk ilke ve inkılaplarına gerek yok” dememiştir, “”bu ifadelerin sivil anayasada yer almaması onların öne
mini azaltmaz” demiştir. Bu iki cümle arasında fark yok gibi gözükür ama Medya Analizi dersi almış, haber yorumlamayı bilen arkadaşlar anlayacaklardır aradaki farkı. İlk cümledeki yargının sertliğine bir bakın ki başlık olarak bu vardır haberde, bir de Üskül’ün cümlesine! Gelin burdan yakın, Hürriyet Gazetesi’ne Hoş geldiniz!
Bu ülkeyi Mustafa Kemal ATATÜRK ve yol arkadaşları kurmuştur. Yapmış olduğu devrimlere (devrim demeyi yasaklayan da bir anayasamız vardır. İnkılap denmesi zorunlu kılınmıştır 12 Eylül döneminde. Malum “Devrim” kelimesi yasaklı kelimelerdendi.) inanç ve bağlılık illa bir yerlere yazılı mı olmalıdır? Benim bu tartışmalar başladığından beri sorduğum soru budur!
Kaldı ki bu ülkede yaşayan her insan kemalist mi olmak zorunda yoksa sosyalist olmaya izin var mı? Yoksa sosyalistler de aynı zaman da Kemalist mi oluyor? Nasıl oluyor? Türkiye’nin bunları konuşmaya ihtiyacı vardır.
Eğer katı, sistematik bir ideoloji ile yönetilmek istiyorsak, imza toplayalım vallaha, asker kursun partisini, en şaşmaz, en doğru demokrasiyi bizlere sağlasın!
Zafer Üskül’ün bilim adamı kimliğini umarım AKP kaldırabilir, çünkü nesnel bakış açısı ile konuşabilme yetisine sahip birisi. AKP’nin başı biraz ağrıyabilir bu yeni isimlerin bazıları ile. Misal çok net, hiç ık mık demeden “Sivil Anayasa gelsin – 301 gitsin” diyen AKP 2. Bölge Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı’yı da gülümseyerek izliyoruz. Kendisi İstanbul Barosu’nda sol görüşlü avukatların oluşturduğu Çağdaş Avukatlar Grubu’nun üyesi ayrıca.
Toparlarsak, Zafer Üskül ne Atatürk Devrimlerini yok saymış, ne de yok saymak isteyen birisidir. Bu Devrimlerin toplumun ortak değeri olduğunu söylemiştir. AKP’den olduğu için İslamcı olmak zorunluluğu yoktur. O yüzden “Eyvah işe başladılar hemen, dakika 1 gol 1″ diyen gazete okumaz, araştırma yapmaz arkadaşlara biraz okuma alıştırması yapmayı öneriyorum!
Son Söz;
Bugün bu konumda olmamızı sağlayan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün devrimlerini hatırlamak, sahiplenmek için yazılı bir hatırlatmaya ihtiyaç duyuyorsak vay halimize!

(Henüz değerlendirilmemiş)
HunTER
1 Ağu, 2007
Bunu okuyan bunuda okuda,
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=85896,10,2
tabip ispinoz
1 Ağu, 2007
zafer üskül bence gerektiğinde; akp milletvekillerinin bir kısmına göre yersiz sivri çıkışları ile ünlüdür.tamamen haklıdır,yerinde herhangi bir akp milletvekili olsaydı ve fikir onun ağzından çıkmış olsaydı dokunulmazlık filan çoktan kalkar,adamcağız sürüm sürüm sürünürdü atatürk e ve inkılaplarına karşı olmaktan.
akp prof.u kullanmalı,sivriliğini, aklını ve en önemlisi hızlı tavrını fazla uzatmadan icraata dönüştürmeli.
karşı çıkan akp milletvekilleri de var bildiğiniz gibi,onların da derdi sütten ağızlarının yanmış olmasından başka birşey değil.destek olacaklar tabiiki.ya muhalefet partileri nasıl bir açık arıyorlar acaba,hocaya hem saygısızlık etmeden,hem istedikleri değişiklilkler olarak,hem de iktidar partisine karşı duruşlarını ne ile temellendirecekler anayasa mevzuunda merakla bekliyorum.
dikte ettirilerek,yazılı maddelerle destekleyerek ideolojiler bir yere kadar dayanabiliyor demek ki.kemalizm pek çok yeni fikrin ve gencin önünde kaldırılamayan engel.ihtiyaç duyulmayan,global dünya gereksinimlerine ters bir izm.bırakın adam yattığı yerde rahat uyusun,bizim binlerce çözülmeyi bekleyen iç ve dış sorunumuz var.dilerim sivil anayasa beklediği desteği,askere rağmen,yan gelip yatan,emekli darbe meraklılarına ve,asker disiplin ve duruşuna bayılan darbe sevdalısı ortayaşlı lider ve eski tüfeklere rağmen bulur,bulmalıdır da.
asker sözcüğünün fikrimizdeki egemenliğinin yok oluşunu sabırla bekliyorum.
gazeteciler türkiye’nin altın yıllarından bahsediyorlar.önümüzdeki yılların türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişimi için büyük fırsatlara gebe olduğundan,başbakanın herkesten ziyade türkiye geleceği için çırpındığından bahsediyorlar.birebir başbakanın kendi yakınlarından işitilen itiraflar bunlar.
hakikaten başbakan,yabancı basının durmaksızın araya sıkıştırdığı gibi atatürk devrini kapatıp,yeni bir gelişme dönemine imza atarak tarihe kazınmayı mı hedefliyor acaba?
hemen çıkar şimdi birileri oralardan;
-aaa,olur mu hiç adam dindar ne alakası var demokrasiyle,devrimlerle,globalleşmeyle,abartmayın canıım…
takibe devam,objektif bakışınızı samimiyetle izliyorum…
keep clubbin
1 Ağu, 2007
Zafer Üskül daha yeni AKP’li. Sivri çıkışları ile “ünlü” demek için yeterli birikimimiz yok bence. İnşallah ünlenir diyelim.
Katılmadığım bir kaç şey var yalnız. “Kemalizm bir çok genç karşısında engel” demişsiniz. Tam olarak nasıl bir engelden söz ediyorsunuz orada?
Bir fikir durduğu yerde engel olamaz bir şeye, kimlerin elinde ne şekilde yorumlanıp ne şekilde eylemleştirildiğine bakmak gerekir.
Gazeteciler altın yıllardan bahsediyor, inşallah diyorum ben de. Benim maaşıma 20 ytl civarı bir zam yapıldı. Kirama zannedersem en düşük 80-100 ytl lik bir zam gelecek.
AKP, global sermayenin istediklerini harfiyen yerine getirirken elbette ki alkışlanacak ve desteklenecek büyük sermaye guruplarınca. Ama sizin çizdiğiniz toz pembe günler için temkinli olmak gerekir diyorum. Siz de temkinli olun ve sempati de duyuyor olsanız AKP’yi denetleyin!
Sayın Başbakan bir süper kahraman değil. Atatürk devri de 1938 yılında kapanmıştır zaten efendim.
Başbakan tarihe kazınmak istiyorsa, öncelikle seçimden önce alalecele polise verdiği aşırı ve anti-demokratik yetkileri geri almalı! Biliyor musunuz son zamanlarda “bir anda” tavan yapan işkence suçlamalarını? Keyfe keder göz altına alınmaları ve eşşek sudan gelinceye kadar atılan dayakları?
AKP’yi Zafer Üskül’ün fikirlerine ne kadar yer verdirip verdirmeyeceğini zaman gösterecek. (Sonuçta parti içi demokrasizlik AKP içinde de var ve bunu her fırsatta da eleştiririm.) 301. madde, Vazife ve Selahiyet Kanunu hakkında gelişmelerin de takipcisi olacağım!
Objektif bakış açımı samimiyetle izlediğiniz için teşekkürler..
Sizin de takipçi olmanız dileğiyle…
tabip ispinoz
1 Ağu, 2007
1-zafer üskül sivri dillidir,yakın şahidiyimdir,çok ta beğenirim kafa yapısını.
2-akp sempatizanı değilim,parti kavramı yaşam tarzıma uygun değil ve olamaz da.
3-her izm’in genelde özgür fikirler,genç nesil üzerinde olumlu yanlarından ziyade olumsuz ve önyargılı etkiler bıraktığını düşünüyorum.yeni yetişen neslin belli kalıplara bağlı olmaksızın kafa yapılarının gelişmesi kanaatindeyim.
4-demokrasi yeni anlaşılmaya çalışılan ve türk erkekleri gibi dediğim dedik bir anlayışa sahip insanlarca yeni yeni idrak olunan bir kavram,parti dışı parti içi diye ben de ayırmıyorum.
5-geniş bir çevreye sahibim,birbiriyle aynı sokaktan geçmeyenlerle beraber yaşıyorum ve objektif olduğuma inandığım için sizin de objektif olduğunuzu görüyorum.
6-yeni yapılan uygulamalardan haberdarım şiddetle kınıyorum ve kaldırılması için kalemimim ve çenemi yoruyorum.
7-toz pembe günler her isan gibi temenniden ibarettir,gerçekleşeceği güne dek hiçbir söylev tasarı gerçek değildir.
selamlar…
Anonymous
10 Ağu, 2007
yazinin basindaki hurriyet ana sayfasi dikkatimi cekti. kosesinde turkiye turklerindir yaziyor.
keep clubbin
10 Ağu, 2007
o yazı orada hala var.