Çağatayca: "Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz." Jiddu Krishnamurti

Amerika Soykırım’ı Kabul Edecek mi?

BeğenmedimBeğendim (+1 puan,1 kişi değerlendirmiş.)
Loading ... Loading ...

Ermeniler Türkleri katletti mi? Türkler Ermenilere soykırımda bulundu mu? Soykırım var ise bunu Türkiye Cumhuriyeti mi üstlenmeli yoksa yıkılmış Osmanlı’mı? Türkiye üstüne alınmalı mı, alınmamalı mı? Ve daha nice sorular var… Adına ne dersek diyelim, 1915 olayları, trajedi, vahim olaylar döngüsü… Ne derseniz deyin. Değişen bir tek şey olmayacak. Ölenler öldüğü ile kalacak…

Geçtiğimiz günlerde Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısı hem Türkiye’yi hem de Amerika’yı hareketlendirdi. Türkiye’de kelime anlamı ile çok alışık olmadığımız “Lobicilik” faaliyetleri hakkında bilgilendirildik durduk. Ermeni ve Türk lobilerinin sanki bir maç kazanacakmışçasına canla başla çalıştıklarının haberleri geldi hep. Velhasıl hepimiz biliyoruz ki tasarı 27’ye karşı 21 oyla kabul edildi. Ermeni Diasporası için bir siyasi galibiyet olarak düşünülebilecek bu sonuç şimdi zincirleme bir sürü sonuca yol açacak gibi gözüküyor. Meşhur tanım ile, Türkiye ile “stratejik ortaklığı” olan Amerika ile ilişkilerimizin bozulacağını dünyaya ilan ettik şükürler olsun! Gerekirse İncirlik üssünü kapayacağımızı, Afganistan’daki askerlerimizi çekebileceğimizi, ekonomik-askeri vs ilişkilerin bozulacağını sert bir şekilde söyledik ham dolsun! Burada öncelikle kendinize sorun, acaba bahsedilen yaptırımlar Amerika için bir tehdit oluşturuyor mu? Bu soruyu kendime sorduğumda, en çok öne çıkan kozun İncirlik Üssü olduğunu görüyorum. Irak’a giden lojistik ekipmanın %70’i buradan karşılanıyor. Bu ciddi bir oran. Amerikalı askerler de bu üssün ne kadar önemli olduğunu biliyor ve asla kapanmasını istemiyor. Bu yüzden de mektuplar yazıp sözü edilen yasa tasarısının kabul edilmesinin hata olduğunu söylüyorlar! Ancak komutanlar şunu da söylüyor. “Eğer İncirlik kapatılırsa bu kısa süreli bir zorluk çıkarır evet ama bir iki ay içinde bu sıkıntıyı çözeriz”. Haberiniz olsun, şu an zaten resmi olarak yeni bir üst için hazırlıklar başlatıldı Arap ülkelerinde birisinde. İncirlik kozu Amerika’nın “Kanlı Irak İşgali”ni kısa bir süre için bile olsa sekteye uğratabilir (belki).

Yukarıdaki satırları okuduğumuzda, yeni bir sorunla karşılaşıyoruz aslında. Ama görmüyoruz bu sorunu veyahut görmek işimize gelmiyor. Kimse Ermenistan’ın söylediklerinin gerçekdışı filan olduğunu söylemiyor. Sadece “stratejik ortak” Türkiye’nin şu anki şartlarda üzülmemesi gerektiği, pohpohlanması gerektiği söyleniyor. Türkiye bu pohpohlanmayı hak ediyor mu? Bu rezil sürece gerek var mıydı? Kimsenin canı sıkılmıyor mu acaba İncirlik’i kaparız şunu yaparız bunu yaparız derken? Sizin canınız sıkılmıyor mu? Benim canım epey sıkılıyor, nedenini anlatayım.

Öncelikle Tarih ile yüzleşmemiz gerekiyor. 1915 yılı mutlu mesut yıllar değildi birçokları için. Bu birçoklarının içinde Ermeniler de vardı, Türkler de vardı, Kürtler de, Almanlar da… Dünya Savaşı dediğimiz şey ile hiçbirimiz yüz yüze gelmedik ama, kafanızda canlandırmaya çalışın, şu anki teknolojiden yoksun yüz yüze muharebeleri, içinde bulunulan durumları. Telsiz denen şeyin teknolojik üstünlük yarattığı bir dönemden bahsediyoruz. Savaşlar pisliktir evet ama bölgesel pislikler yaratır genellikle. Ancak 1. ve 2. Dünya Savaşları bu pisliği her yere yaymayı başarabilmiş savaşlardır. Biz de aldık bu pislikten payımıza düşeni. Ermenilerin başına gelen de bu pisliğin bir parçasıdır kanımca. Türkler pisliğe batmıştı, keza Ermeniler de öyle. Tarihçi değilim, rakamlar vermek gibi bir kaygım da yok ama, bu işi “Ermeniler şu kadar kesti, yaktı. Türkler bu kadar sürdü, öldürdü” ye bağlamak zor iş. Paragraf başında dediğim gibi, yüzleşmemiz gerekiyor tarihimizle. Ben daha Osmanlı Tarihi ile yeterince yüzleşemediğimize inananlardanım. Bırakalım Osmanlı Tarihi’ni, yakın tarihimizle ne kadar yüzleşebildik ki Osmanlı ile yüzleşeceğiz? Bu yüzleşme işinden kaçtıkça da başımıza böyle sorunlar sarılmaya devam edecek.

Anadoluluk tanımından bir haber vatanseverler tarafından vatan haini ilan edilip, gözlerimizin önünde katledilen Hrant Dink bir röportajında şöyle söylüyordu mealen ; “Fransa soykırımı kabul etse ne yararıma, Amerika kabul etse ne yararıma…”. (Bu sayfalarda bu röportaja yer vermiştim. Dileyenler tekrar şuradan izleyebilir.) Dink doğru söylüyordu. Bu soykırımı Amerikalar Fransalar tanısa ne tanımasa ne… Türkiye’deki Ermeniler açısından, Ermenistan’daki Ermeniler açısından ne değişecek, ne kazanım olacak ki? Yapmamız gerekeni Hrant Dink yine aynı röportajda söylüyordu. “Konuşmalıyız” diyordu. Birbirimiz ile konuşmalıyız! Bugüne kadar Ermeni arkadaşlarım oldu şükür ki. Kim bilir belki bildiğimden daha fazlasıyla tanışmışımdır. Ben farklı bir şey bulamadım tanıştığım insanlar da. Kara kaşlı kara gözlü insanlardı benim gibi, sizin gibi. İşinde gücünde insanlardı hep. Hatta son bir olayda Ermeni bir arkadaşıma “Hrant Dink’in yazılı kitabı var mı?” diye sorduğumda yüzde yüz net bir cevap beklerken “bilmiyorum” cevabını almışlığım da var. Hrant’ı benim kadar bilmeyen bir Ermeni ile tanışık olmam beni bir kaç dakikalığına da olsa şaşırtmıştı. Oysa şaşırmamak gerekiyor. Farklı değiliz neticede. Aynı ülkede aynı ekmek mücadelesi içinde insanlarız… Birbirimizi tanımaya devam etmeliyiz. Birbirimizi anlamaya… Bunun yolu da yineleyelim, konuşmaktan geçiyor.

Sözünü ettiğimiz bu uzun soluklu yüzleşmeyi yapamadığımız için şu an komik duruma düşüyoruz işte. “Eğer oyuncağımı vermez isen ben de senin bisikletinin lastiğini patlatırım” tarzında bir yaklaşımla Amerika’yı geçici bir süreliğine de olsa bu tasarının yasallaşmaması için mücadeleye çağırıyoruz! Çözüm üretmiyorum. Çözüm üretmek için uğraşmıyoruz. “Osmanlı Arşivleri tarihçilere açık” demek ile iş bitmiyor, iş bu tarihçilerin 301’den hüküm giymediği bir ortamı yaratmaktan geçiyor ki Sayın Gül bile 301’den şikayetçiliğini meşrulaştırırken hükümet hala bu konu hakkında somut bir adım atmıyor! 301’in gölgesinde bir Osmanlı Arşivi’ni neyleymişim ben!

Türklerin yaptığı iş değil eyvallah da, Ermeni Diasporası, lobisi çok mu sütten çıkmış ak kaşık sanki? Bugün ki Radikal’de çok güzel bir yazı vardı Washington Post Gazetesi’ne ait. “ABD Kongresi’nin Ermeni soykırımını tanıması için bastıran Amerikalı Ermeniler, aynı çabayı Ermenistan’da insan haklarının geliştirilmesi için harcasaydı kim bilir neler kazanılırdı. Ermenistan, modern Türkiye kadar demokratik bir devlet bile olabilirdi” diyordu yazıda. Haberde Ermenistan’daki seçimlerin hileli olduğundan, anti demokratik uygulamalardan bahsediliyor. Ermenistan’ı soykırım çığırtkanlığından ötede tanımamıza olanak verilmediğinden bilmiyordum bu olayları. (Yazının Tamamı için) Bir Ermeni olsam herhalde utanırdım bu yazıyı okuyunca.

Bu tasarı geçer veya geçmez. Biz üstlerimizi kapar ve kapamayız. İli
şkilerimizi askıya alırız veya almayız fark etmez! Hrant Dink’i, Orhan Pamuk’u vatan haini belletmekten vazgeçiremedikten sonra benim memurumu neyleymişim ben sözde siyasi zafer çığlıklarını! Kaybediyoruz işte bal gibi de kaybediyoruz, kendi vatanımızdan kendi insanlarımızı kaybediyoruz. Bu gidişle de kaybetmeye devam edecek gibi gözüküyoruz.

Saygılar efendim.

  • Kim ne derse desin, sayisi Turkiye tarafindan 300 bin ile 600 bin arasinda verilen ya da Ermeni tarafinin 1,5 milyona kadar cikardigi insanin hayatlarini kaybetmis oldugu gercegi degismeyecek. Bunca insanin katlini siyasi bir pazarliga konu edebildikleri icinse Amerikan, Turk ve Ermeni taraflarinin hepsini tebrik etmek gerekir.

    “Eger Almanlar da Amerika ile yeterince siki bir pazarliga oturabilirlerse Holocaust’u Half-a-caust’la degistirmeyi basarabilirler” diye bir espri duymustum televizyonda, butun bu soykirim pazarliginin igrencligini yeterince ozetliyor sanirim.

  • orada doğu Anadoluda mecburen batıya sürülen katledilen türklerin,köyleri yakılıp kıyıma uğrayan kürtlerin hesabını kim verecek,ortada hiçbirşey yokken kalkıp ermeni katletmedik biz,canımıza malımıza göz dikip katletlettiler karşılık verdik bunun adı savaşdır ve savaşlarda insanlar ölür hepsi bu.

Bu yazıya gelen yorumları Rss Beslemesinden takip edebilirsiniz! RSS 2.0 feed.

Additional comments powered by BackType