Çağatayca: "Bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz." Jiddu Krishnamurti

Ah be Münevver

BeğenmedimBeğendim (+6 puan,10 kişi değerlendirmiş.)
Loading ... Loading ...

Münevver Karabulut cinayeti hakkında yazmak istemedim hiç. Her yazsam mı diye oturduğum bilgisayar başında konu hakkında çıkan haberleri okurken ya midem kalktı, ya da okkalı küfürler savurup bilgisayar başından kalktım. Ne var ki bugün Radikal’in internet sitesinde okuduğum Cem Gariboğlu’nun Amerika’da görüldüğü haberi, “Yeter artık!” isyanımın tonunu biraz daha agresifleştirdi!

Bu yazıda cinayetten bahsetmek istemiyorum. Medya tüm aşşağılığıyla bu (sözde) bilgi bormandımanını, kendi fetiş objelerine dönüştürerek yerine getirip, kendi içinde orgazm oluyor zaten! Münevver’in fotoğrafını ekranlarda ve gazetelerde her gördüğümde önce içim cızz ediyor. Sonra derinden gelen bir sinir… “Cem Gariboğlu şurada görüldü, burada görüldü” haberleri… Ortada birinci dereceden bir zanlı varken, bu adam kırmızı bültenle aranıyorken bu adamın şimdi Amerika’da görüldüğü haberi geliyor. Yakalanamıyor mu bu kişi, yoksa yakalanmaması için her şey yapılıyor mu? Şimdi işin içine ABD de girdi. Bakalım ne olacak.

Sözde herkesin eşit olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Sözüm ona dünyayı paylaşıyor tüm insanlık! Yalan be! Çok yalan! Sınıflar arası ayrım, belirli bir azınlığın elde ettiği ayrıcalıklar günlük yaşamımızda o kadar gözümüzün dibinde ki göremiyoruz. Ancak Münevver’in olayında olduğu gibi bir tokat gerekiyor ki şunu diyelim ; “çocuğun ailesi zenginmiş, koruyorlar çocuğu, kaçırmışlar…”. Bunu söylerken de büyük bir kabullenişin içinde olmayı ihmal etmiyoruz…

- Bu ülkede paran varsa, daha ilkokula başlamadan en iyi eğitimi almaya başlarsın.
- Bu ülkede paran varsa, senden kat kat yetenekli bir insanın hakettiği işi sırf senin çevrenden birisini tanıyorsun diye kapabilirsin.
- Bu ülkede paran varsa, adam öldürebilirsin.
- Bu ülkede paran varsa, şu satırları doldurmakta hiç zorlanmazsın!

Aslında bu saydıklarım ne yazık ki tüm dünya ülkeleri için geçerli. Paranın memleketi yok çünkü. Paranız varsa tam bir dünya vatandaşı olabilirsiniz. Avrupa Birliği ile uğraşmazsınız, “Dünya turuna çıktım” dersiniz olur biter. Türkiye’de jandarma başçavuşluğundan emekli olan Ünal Matsu, Amerika’nın Monterey kentinde zanlı Cem ile karşılaştığını hatta sohbet ettiğini iddia ediyor. (Haberin tamamı burada.) Ünal Matsu şöyle anlatıyor :

“Bana Türkiye’den çıktıktan sonra Moskova’ya gittiğini anlattı. ‘Türkiye’de ne iş yapardın?’ dedim, ‘Hyundai’de çalışıyordum’ yanıtını verdi. Dünya turuna çıktığını söyledi. Moskova’ya gittiğini, Moskova’dan Prag’a geçtiğini, Prag’dan Thailand-Bangkok’a gidip bir süre kaldığını söyledi. Sonra Burma ve Laos’a gittiğini, buralarda da kaldığını söyledi ama ne kadar kaldığını söylemedi.”

Televizyonda konu ile ilgili haberlerde “toplum vicdanındaki rahatsızlık” şeklinde sözü edilen ve evcilleştirilen şey aslında sermaye – emek eşitsizliğinin vicdanlarımızda yarattığı sızıdır. Emekçi Karabulut ailesi ile sermayenin temsilcisi Gariboğlu ailesi. Unutmamamız gereken yan aktörler, İstanbul Valisi ve İstanbul İl Emniyet Müdürüdür. Kendileri ne vali ne de müdürdür. Onlar; ellerinden kaçıran, yakalayamayan, kollayan, bunların yanında hakaret eden, namus dersi veren akıl hocalarıdır. Onlar sermayenin göz bebeğidirler.

Cem Gariboğlu suçsuzsa suçsuzluğunu kanıtlasın, tüm ülkeyi utandırsın! Ha eğer suçluysa cezasını en ağır şekilde çeksin!

Giden gitmiş diyor bir yanım da. Biz istediğimiz kadar yırtınalım, yazalım çizelim burada. Münevver’e ne yararı olacak değil mi? Bir yararı olmayacak olmasına ama bu sefer yahu, bari bu sefer iyiler kazansın istiyorum! Münevverin babasının, annesinin, ama özellikle babasının nasıl dik durmaya çalıştığına bakıp utansın birileri! Akıl almaz manşetleri gazete sayfalarına, ekranlara koyan 5 kuruşun peşindeki samimiyetsiz genel yayın yönetmenleri, haber müdürleri, yazı işleri müdürleri vicdansızlığı tadsınlar bir kere hayatlarında… Ne olur tadsınlar!!!

Güncelleme : Ünal Matsu’nun ihbarının yanlış olduğu ortaya çıktı. Konu ile ilgili haber için tıklayınız.

6 Comments

  • Çok ama çok içten bir yazı yazmışsın, tebrik ederim.

    Konuyla alakalı olarak bir iki kelâm da ben etmek isterim; Cinayetle ilgili ortaya çıkarılan her delili sanki ameliyat masasında yatan bir kadavraymışcasına -Tecavüz edilmiş, Kafası kesilirken yaşıyormuş, Önce içki içirilmiş, Kanı içilmiş- medya ile paylaşan avukatlar ve cinayet masası ekibininde vicdanları sızlasın.. Zira ölen kendi karınız, kızınız, anneniz, abiniz de olabilirdi…

  • Ben bu işin “zengin-fakir” zeminine çekilmesinden çok rahatsızım.

    Kimsenin kimseyi öldürmesi “hak” değil, işkenceyi de katmıyorum, o da başka bir boyut. Kimselerin kanı yerde kalmasın, amenna ama bunun üçüncü sayfalarda çıkan “liseli cinayeti” “son bir kez konuşalım dedi, öldürüp tarlaya attı” (yakında oldu böyle şeyler) olaylarından farkı taraflardan birinin “deli gibi parası olması” mıdır? Yani diğer ölenlerle öldürenler yakın sosyal sınıfa mensup diye o öldürülenlerin ölümleri daha meşru, yakınlarının acıları daha mı hafiftir? Diğer üçüncü sayfa haberlerinde faillerin yakalanıp yakalanmamalarıyla ilgileniyor muyuz? Yakalandıklarında değişen bir şey oluyor mu? Gidenler geri geliyor mu?

    Şimdi bir nomaralı katil zanlısı da bulunup getirilse benim için bir şey değişmemiş olacak. O kızcağız hala acı çekerek ölmüş, hala “hayatının baharında” gitmiş olacak. İşkence ile öldürülse, ya da müebbet hapislerde hayatı kararsa “vahey zenginler de cezalandırılır, zenginler de ağlar” diye sevince mi boğulacağız? Ne değişecek?

  • Hevesli Bardak,
    Söylediklerine katılıyorum. Hiç bir cinayeti kesinlikle başka bir cinayetten ayrı tutmak doğru değil. Zaten bunu vurgulamaya çalışıyoruz. Eğer belirli bir sınıfın insanı olman yüzünden korunabiliyorsan burda bir abukluk vardır diyoruz! Yoksa bu ülkede faili belli yüzlerce ‘faili meçhul’ cinayet vardır. Bunlar için de elbette mücade sürdürülmeli. Sadece 3. sayfa cinayetleri değil, siyasi cinayetler, suikastlar, hepsi… Ancak göstere göstere elindeki gücü kullanarak işin içinden sıyrılmaya çalışıyorsa birileri, bu olayda olduğu gibi, bu da sorgulanmalı, analiz edilmeli diye düşünüyorum.

  • Doğrudur, bu adamın da “yakalanabilir, cezalandırılabilir” olması aynı zamanda bir caydırıcılık katacak “ben zenginim, nassolsa sıyrılırım bu işten” denmesine mani olacak diye varsayıyoruz. Ama öyle midir, bunu bilemeyiz.

    Cinayet işlemeye meyilli adamları tanımıyoruz bir kere, “Yakalanırım, hayatımı karartırlar, süründürürler” tarzı fikirlerin caydırıcı olup olmadığını bilmiyoruz. Bunlar biz normal insanlar için geçerli – ki normal insanlar “hapislerde çürürüm” korkusuyla değil, birini öldürmek yanlış olduğu için cinayet işlemiyor genelde. Yani bence bu “yakalanabilirlik” “cezalandırılabilirlik” de ancak öfkeli kalabalığı susturmaya yarar, ama susmasınlar isterim. İnsanlar şunu merak etsinler isterim, “sevgili diye koluna takıp gezdirdiği kızı birkaç kişi bir araya gelerek işkence edip öldürebilen bir insan yavrusunu üretmek için ne lazımdır?”

  • münevver ile ilgili bence haber niteliği taşımayan güncellemeleri inatla okumuyordum. ailesini düşünüyorum. zaten kızlarının vefatıyla yeterince sarsılmış bünyelere yalan-yanlış-doğru-gerçek bilgilerle zarar vermeye çalışmanın anlamı yok. haber almak onların da hakkı ama bunu ilgili birimler yapacaktır. medyanın gücünü küçümsemem asla ama burda bir haber kirliliği var.
    hayat pembe bulutlar ardında yaşanmıyor bilirim,böyle olaylardan haberdar olmamız gerek ama bir cinayetin bu kadar medyatikleştirilmesi ve bir fenomencesine popülerleştirilmesi beni rahatsız ediyor.
    her yerde cinayetle ilgili bir haber,bir iddia.doğru-yalan birbirine karışmış.
    parası olan kaçar parası olan yaşar mantığının da bu haber kirliliğiyle bize öğretilmeye çalışıldığını düşünüyorum .bu noktada katil olduğu iddia edilen şahsın durumunu da düşünürsek, belki de bunca çığırtkanlık yapılmasaydı hiç kaçmayacaktı yurdışına ve şimdiye kadar çoktan yakalanıp gerçekler ortaya çıkmış olacaktı.
    hükmü verilmeden kimseye katile demek istemem ama bunca çığırtkanlıkla biz ona yardım ediyoruz gibi geliyor bana.

Bu yazıya gelen yorumları Rss Beslemesinden takip edebilirsiniz! RSS 2.0 feed.

Additional comments powered by BackType